"Bu lümme-i şeytaniye ve şu kuvve-i vâhime bir kulak ve bir dil olduklarından, ona üfleyen ve bunu konuşturan haricî bir şahs-ı şerîrenin vücudunu ihsas ederler." Buradaki "bir kulak" ve "bir dil" dediği nedir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Kulak varsa kulağa hitap edecek bir de dil gerekir. İnsanın kalbinin bir köşesinde bulunan lümme-i şeytan (şeytanın kürsüsü) ya da vehim duygusu, kulak ile ifade edilirken, şeytan da bu duyguları kullanan dil ile ifade ediliyor.

Şeytan insana şerleri telkinde bulunuyor, insanın nefis, vehim, şehvet ve öfke gibi duyguları da bu telkine kulak verip harekete geçiyorlar. Üstad Hazretleri bu münasebeti kulak ve dil şeklinde tasvir ediyor. Alıcı ve verici gibi; şeytan veriyor, o duygular da alıyor...

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

Lazgin

ona üfleyen ve bunu konuşturan haricî bir şahs-ı şerîrenin vücudunu ihsas ederler. (Yani şeytanın vucudunu ihsas ederler)

Demek şeytan kulağa üflüyor, dili konuşturuyor. Yani şeytan burda dil ya da kulakla temsil edilmiyor. 

Muhtemelen kuvve-i vahime kulak,  mahall-i vesvese olan lümme-i şeytaniye dil hükmündedir. Ve lümme-i şeytaniye , kuvve-i vahimenin telkinatıyla konuşan bir şeytani lisan hükmündedir.  

Bu ikisi de kalpde küçük bir şeytan hükmündedirler ve kalpdeki melek-i ilham ile daimi bir mubareze halindeler.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...