Block title
Block content

"Bu şey (hıfz veya nur veya vücud veya rızık gibi) bir cihette buna dayanır, bu da ötekine, o da ona... gitgide herhalde nihayetsiz olamaz, bir nihayeti bulunacak. İşte, bütün böyle silsilelerin müntehaları, elbette sırr-ı kayyumiyettir." İzahı?

 
Soru Detayı:

Meselâ: Bu şey (hıfz veya nur veya vücud veya rızık gibi) bir cihette buna dayanır, bu da ötekine, o da ona.. gitgide herhalde nihayetsiz olamaz, bir nihayeti bulunacak. İşte, bütün böyle silsilelerin müntehaları, elbette sırr-ı kayyumiyettir. Sırr-ı kayyumiyet anlaşıldıktan sonra, o mevhum silsilelerde birbirine dayanmak rabıtası ve manası kalmaz, kalkar; herşey doğrudan doğruya sırr-ı kayyumiyete bakar. LemalarRNK - 392 Burada Hıfz veya nur veya rızık nasıl birbirlerine dayandırılıyor nasıl nihayeti olmuyor. Birbirine dayanmak rabıtası kalmaz ne demek. Selamlar

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Meselâ bu şey (hıfz veya nur veya vücut veya rızık gibi) bir cihette buna dayanır, bu da ötekine, o da ona... Git gide, herhalde nihayetsiz olamaz, bir nihayeti bulunacak."

"İşte, bütün böyle silsilelerin müntehâları, elbette sırr-ı kayyûmiyettir. Sırr-ı kayyûmiyet anlaşıldıktan sonra, o mevhum silsilelerde birbirine dayanmak rabıtası ve mânâsı kalmaz, kalkar; herşey doğrudan doğruya sırr-ı kayyûmiyete bakar."(1)

Kainatta her şey sebep sonuç ilişkisi ile yaratıldığı için, yani her neticeye bir sebep tayin edildiği için, insanlar bu hususta büyük bir gaflete düşerek sonuçları sebeplerden bilmeye başlıyorlar. Bu düşünce şekline felsefede determinizm deniliyor, yani her şeyi sebepler icat ediyor bir yaratıcı yoktur deniliyor.

Balı arı, sütü inek, ipeği böcek, elmayı ağaç, yağmuru bulut yaratıyor, diyorlar.

Oysa sebeplerin yaratma konusunda bir etkileri bir tesirleri yoktur, sebepler sadece ilahi isimlerin tecelli ettiği bir platform bir sahne bir sergi yeri gibidirler. Bal gibi muazzam bir gıdanın arı gibi akılsız bir hayvandan bilinmesi, süt gibi harika bir besinin inek gibi şuursuz bir hayvana verilmesi mantık açısından mümkün değildir.

Kayyumiyet kainatta olan biten her şeyin bizzat ilahi kudret tarafından yaratılması ve Onun irade ve ilmi ile her şeyin devam ediyor olmasıdır. Yani Allah kainattan bir an elini çekse her şey yerle yeksan olur. Kainatı ve içindeki her şeyi var edip bizzat ayakta tutan ve varlığını sürdüren ilahi irade ve kudrettir.

Kayyumiyeti ispat etmek iki şekilde yapılıyor:

Birinicisi, bu şey buna dayanır, bu da ötekine, o da ona, o da ona... gitgide herhalde bu sebepler zinciri sonsuza dek gidemez, bu sebepler zincirinin mutlaka bir sonu bulunacak denilerek, en sonunda varlığı kendinden olan ve başka bir sebebe dayanmayan Allah’a ulaşılır. Buna teselsül delili deniliyor.

Teselsül, bazı şeylerin zincirleme olarak birbiri ardınca dizilmeleri; eşya ve olayların birbirine dayanarak arka arkaya gelmeleri demektir.

Mümkün olan eşya ve olayların husûle gelmede birbirlerinin müessiri olarak, yani birbirlerine sebep-müsebbeb (illet ve ma'lûl) olarak mazi yönünde bir noktada durmaksızın sonsuza doğru devam etmesi demektir ki, mantık bunu muhal yani imkansız olarak görüyor. Bu düşünceyi çürütmek için on iki ayrı delil getiriyorlar.

İkincisi, her bir eşya üstünde ilahi sanatları, mühürleri mucizeleri bizzat gösterip, bu eşyaları Allah’ın dışında herhangi bir sebebin yaratmasının mümkün olmadığını ispat edip her eşyayı direkt Allah’a vermek yoludur.

Mesela, sinek öyle bir mucizevi eser ve sanattır ki, kainattaki akıllı akılsız bütün sebepler bir araya gelseler sineğin kanadını yaratmaktan acizdirler. Zira sinek bütün kainattan süzülüp ve toplatılıp getirilen harika ve mucizevi bir sanattır. Sineği yaratabilmek için bütün kainat emrinde ve avucunda olmak gerekiyor. Bu da ancak sonsuz bir ilim, irade ve kudret tarafından yapılabilir.  

Kayyumiyet manası hıfz, nur, vücud, rızık gibi sebebi belli belirsiz, saydam olan şeylerde daha net daha berrak daha açık bir şekilde görülüyor. Mesela, insanın yetmiş yıllık hayatının eksiksiz bir şekilde hafıza denilen tırnak kadar bir et parçasında arşivlenmesi gerçekten insan aklını aşan bir durumdur. Ve bu hususta insan ister istemez "Bu muazzam hıfz işini şu azıcık et parçasının yapması mümkün değildir." der ve o et parçasının arkasında kayyumiyeti kolaylıkla okur.

(1) bk. Lem'alar, Otuzuncu Lem'a, Altıncı Nükte.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...