Block title
Block content

"Bu son harb-i umumînin eşedd-i zulüm ve eşedd-i istibdadı ile ve merhametsiz tahribatı. Birtek düşmanın yüzünden yüzer mâsumu perişan etmesi... izahı ve sonraki paragrafta saniyen diye başlanılıp, Risale-i Nur’u ehemmiyetle nazara verilmesinin hikmeti?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

“Nev'-i beşer bu son harb-i umumînin eşedd-i zulüm ve eşedd-i istibdadı ile ve merhametsiz tahribatı ile...”diye başlayan uzun cümlede aşağıda sıralanan hususlara dikkat çekiliyor:

“Bu son harb-i umumînin eşedd-i zulüm ve eşedd-i istibdadı ile ve merhametsiz tahribatı.

Birtek düşmanın yüzünden yüzer mâsumu perişan etmesi.

Mağlûbların dehşetli me'yusiyetleri.

Galiblerin dehşetli telâşları.

Fıtrat-ı beşeriyyedeki yüksek istidadatın … yaralanması.

Siyaset-i ruy-i zeminin pek çirkin, pek gaddarâne hakikî sûretinin görünmesi.

 Nev-i beşerin mâşuk-u mecâzîsi olan hayat-ı dünyeviyye, böyle çirkin ve geçici olmasından fıtrat-ı beşerin hakikî sevdiği, aradığı hayat-ı bâkıyyeyi bütün kuvvetiyle arayacağı.

 Bin üç yüz altmış senede, her asırda üç yüz elli milyon şâkirdi bulunan …  Kur'an-ı Mu'cizül-Beyânın … hadsiz hüccetleriyle hayat-ı bâkıyeyi kat'iyyetle müjde ve saadet-i ebediyyeyi ders vermesi.

Nev-i beşerin, bütün bütün aklını kaybetmezse, maddi veya mânevî bir kıyamet başlarına kopmazsa… Kur'an-ı Mu'cizül-Beyânı arayacağı ve hakikatlerini anladıktan sonra bütün ruh u canlariyle sarılacakları.

Bu hakikat noktasında kat'iyyen Kur'anın mislinin olmadığı ve olamayacağı ve hiçbir şeyin  bu mu'cize-i ekberin yerini tutamayacağı...”

a. Bu uzun cümlede Üstad’ımız; özellikle, ahir zamanda beşerin, isyan, küfran ve tecavüzatının neticesi olarak meydana gelen harb-i umumi ve onun neticesinde hasıl olacak gelişmeler ve hadisatı nazara veriyor ve istikbalde insanlığın Kur’an hakikatleri ile buluşacağını müjdeliyor. Bu kısmın izahını yapar mısınız?

b. Üstadımız, bu cümleyi takip eden paragrafta “saniyen” diye başlayıp,  Risale-i Nur’u  ehemmiyetle nazara veriyor. Bunun hikmeti nedir?

a. Konunun tarihi ayrıntılarına girmeden, o gün olduğu gibi bu gün de tazeliğini koruyan, yarın da geçerli olabilecek olan temel mesajları şöyle sıralayalım:

İnsanlar ellerine fırsat geçince başkalarını ezmekten, haklarına tecavüz etmekten geri durmuyorlar.

Fen ve tekniğin gelişmesi, insanları daha medeni yapıp, birlikte daha huzurlu bir hayat geçirmelerine hizmet edeceğine, bu imkânlar, insanların birbirlerini öldürmelerinde kullanılıyor;“eşedd-i zulüm ve eşedd-i istibdada yardım ediyor”. Atılan bombalarla harbe katılmayan çocukların, yaşlıların, hastaların ve masum hayvanların da öldürülmesi en şiddetli bir zulümdür.

Medeniyetin  imkânlarını böyle yanlış kullananlar, hem mağdur ettikleri toplulukları dünyadan nefret ettiriyorlar, hem de en büyük zararı kendi ruh âlemlerine veriyor ve  fıtratlarındaki yüksek istidatları yaralıyorlar.  

Böylece kendileri dünyada gerçek saadeti kaybettikleri gibi, başkalarını da dünya hayatından nefret ettiriyorlar.

Dünyanın bu keşmekeş, bu zulümlü, bu huzursuz hali, insanların kalplerini ebedi saadete çeviriyor.

Bu noktada, hakiki marifet ve gerçek teselli ancak Kur’an’da olduğundan, akıllarını bütün bütün kaybetmeyenler sonunda mutlaka Kur’anı bulacaklardır.

Üstadımızın beyan ettiği gibi, Kur’an-ı Kerim'in dört ana maksadı vardır: "Tevhid, nübüvvet, haşir, adalet ve ibadet.”

Ebed için yaratılan insan kalbini öncelikle, Ezeli ve Ebedi olan Allah’a iman, ikinci derecede ise ahirete iman tatmin edebilir. “Necisin, nereden gelip, nereye gidiyorsun?" suallerine mukni, makbul cevap veren ancak Kur’andır ve Onu beşere tebliğ eden de Allah Resulüdür (asm.).

Bir insan, kendisini ve bu âlemi Allah’ın yarattığına, halen de bütün ızdırarî işlerini Onun gördüğüne, ihtiyarî işlerde ise insana sadece bir meyil, bir tercih hakkı tanınıp, hayır olsun, şer olsun bütün fiilleri Allah’ın halk ettiğine, her azası ve her hissi hikmetle yaratılan insanın ölümle hiçliğe gömülmeyeceğine, böyle bir sonucun hem insanı hem de onu meyve veren kâinatı abes, hikmetsiz, manasız kılacağına inanırsa, başına gelen her türlü musibete karşı büyük bir dayanma gücü kazanır. Zira, kendisi sahipsiz olmadığı gibi, ölümün ötesi de hiçlik değildir. Bu dünya imtihanının bir yönü de belaları sabırla karşılayabilmektir. Belaların gelmemesi yahut giderilmesi için insan kendine düşen görevi eksiksiz olarak yerine getirecek, ondan sonra Allah’ın rahmetine ve hikmetine güvenerek Ona tevekkül edecektir. 

 “Allah, melce ve mencedir. Kâinattan küsmüş, dünya ziynetinden iğrenmiş, vücudundan bıkmış ruhlar”  ancak Allah’a imanla tatmin olur ve Onun mukaddes kitabında müjdesini verdiği ve yollarını bütün tafsilatıyla gösterdiği ebedi saadete iman ve o yolda çalışmakla saadete erebilir. Bu dünyada da her türlü meşakkat ve ızdıraba rağmen huzurlu bir hayat geçirebilirler.  

“…  Bu hakikat noktasında kat'iyyen Kur'an'ın misli yoktur ve olamaz ve hiçbir şey bu mu'cize-i ekberin yerini tutamaz.”

b. Üstadımız, Nur Külliyatında istifademize sunduğu hakikatlerin, “hem kalbi, hem ruhu, hem hissiyatı tam tenvir edecek ve ilâçlarını verecek bir tarzda hazine-i Kur’an’iyye” den alındığını beyan etmekle, Nur derslerinin bu zamanın her türlü derdine deva, her türlü sorusuna cevap olduğunu haber veriyor.

Burada bir hususun önemle nazara alınması gerekiyor: Bütün dertlerin dermanı yeryüzünde serilmiş olan bitkilerde bulunmakla birlikte, biz onlardan doğrudan faydalanmaktan aciz olduğumuzdan, o bitkilerden yapılan ilaçları kullanmak üzere eczaneye müracaat ediyoruz.

 Fetva konusunda da doğrudan Kur’an'dan hüküm çıkarmaktan aciz olduğumuz için müçtehitlere, imamlara, âlimlere müracaat ediyoruz.

Aynen bu iki konuda olduğu gibi, bu asrın yaralarını tedavi ve sorularına cevap vermek için de Kur’an’ın bir manevi tefsiri olan Nur Risalelerini okumak, anlamak ve muhtaç olanlara ulaştırmak durumundayız.  Böylece, Kur’an’a  ve imana en güzel şekilde hizmet etmiş oluruz.  

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...