Block title
Block content

Bu Söz’ün başında zikredilen sûre ile konunun ilgisi hususunda bilgi verebilir misiniz? Yani “hikmet-i âlemin tılsımı, insanın hilkatinin muamması ve namaz hakikatinin remizleri” sûrede nazara veriliyor mu?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bilindiği gibi sûrenin başında bir takım mahluklara kasem (yemin) edilir. Ve sonunda bu kasemlerin cevabı olarak,  “Nefsini kötülüklerden arındıran kurtuluşa ermiş, onu kötülüklere gömen de ziyan etmiştir.” buyrulur.

Sûrenin temel mesajı bu iki ayette ifadesini bulur: Nefsini, yani kendi varlığını, ruhunu ve ona takılı bütün manevî duygularını, bedenini ve onda görev yapan bütün organlarını temiz tutan, onları küfür ve isyan ile kirletmeyip her birini yaratılış gayesinde istimal edenler felaha ererler, kurtulurlar.

Bu felah, başta Allah’ın gazabından, razı olmadığı kul olmaktan kurtuluş ve bunun neticesi olarak da cehennem azabından azade olmaktır.

Nefsini temizleyenler temiz işler yaparlar.  Bunun içindir ki Kur’an-ı Kerim'de imandan sonra amel-i salih zikredilir.

Şu var ki,  sûrede “felaha erenlerin kimler olduğu ve zarara düşenlerin hangi kesim olacağı” doğrudan zikredilmek yerine, önce güneşe, aya, gündüze, geceye ve nefse yemin edilmiş, nefse yeminin ardından insan mahiyetinin çok önemli bir özelliğine dikkat çekilmiştir. Bu özellik, insan ruhuna ve vicdanına “iyi ile kötüyü ayırt edecek bir kabiliyetin ilham edilmiş olmasıdır”. Kasemin bu son kısmı, doğrudan, insanla ilgili olduğu gibi, onun bu dünyada bir imtihana tabi tutulduğunu da hatırlatmaktadır.

Kasemlerde dikkati çeken önemli bir nokta da, yapılan kasemlerde önce insana hizmet eden mahlûklara ve en sonunda da “insan nefsine” kasem edilmiş olmasıdır. Böylece insana, “bu kâinat ve içindeki varlıkların, özellikle de kendi nefsinin ve mahiyetinin kaseme layık bir önem taşıdığı, bunların üstünkörü geçilmeyip üzerlerinde tefekkür edilmesi, şükredilmesi gerektiği ” ders verilmiştir.

“Kur'an'da kasem ile temeyyüz etmiş olan ecram-ı ulviye ve süfliyeyi tefekkürden gaflet edenleri daima ikaz ederler. Evet kasemat-ı Kur'aniye, nevm-i gaflette dalanlara kar'-ul asâdır.” (Mektubat, )

Kasemlerin, “insan nefsine kasemle” son bulması, insanın “bu kâinatın en son ve en mükemmel meyvesi” olduğunu ikaz etmektedir.

Kasemlerin cevabında “nefsini kötülüklerden arındıranların kurtuluşa ereceklerinin” haber verilmesinde şöyle bir mesaj da vardır:

Kâinattaki her şey insan için, insan da nefsini kötülüklerden arındırarak “cennete layık bir kıymet almak” içindir. Zira, bu dünya ahiretin tarlasıdır. Bu tarladan istenen mahsul, cennet meyveleridir. Aksi yolda gidip “nefsini kötülüklere gömen” kimselerin akıbeti ise  “cehennem ehli” olmaktır.

Özetleyecek olursak, On Birinci Söz, Şems Sûresinin manevî bir tefsiri mahiyetindedir. "Kâinat niçin yaratılmıştır? Bu âlem ve içindeki eşya insana niçin hizmet etmektedir? Ve insanın aslî görevi nedir?" soruları bu Söz’de cevaplarını kemaliyle bulmuşlardır.

Surede yapılan kasemlerle kâinata dikkat çekilmekte, insan nefsine kasem edilmekle kâinatın insan için yaratıldığı vurgulanmakta, insanın mahiyetine hayrın ve şerrin ilham edilmiş olmasıyla “insanın bu dünyada bir imtihana tabi tutulduğu, bu imtihanı kazanması için nefsini  -iman ve salih ameller ile -  arındırması gerektiği  ve onun kötülüklere gömülmemesi için de takva yolunu tutmasının lüzumu” ders verilmektedir.

Sûrenin devamında, nefsini tezkiye etmeyenlerin acı akıbetlerine bir örnek olarak Salih aleyhisselamın kavmine gelen azap anlatılmaktadır. En son ayette, “(Allah) onların bu akıbetlerinden korkacak değildir.” buyrularak, isyan yoluna girenlerin benzeri bir azaba uğrayabilecekleri ihtar edilmektedir.

“Cenab-ı Hak, Kur'anda çok şeylere kasem etmiş. Kasemat-ı Kur'aniyede çok büyük nükteler var, çok sırlar var.
Meselâ:  da kasem, On Birinci Söz'deki muhteşem temsilin esasına işaret eder. Kâinatı bir saray ve bir şehir suretinde gösterir.

daki kasemde; havanın temevvücatı ve tasrifatı içinde mühim hikmetleri ihtar etmek için, rüzgârlara memur melaikelere kasem ile nazar-ı dikkati celbediyor ki, tesadüfî zannolunan unsurlar, çok nazik hikmetleri ve ehemmiyetli vazifeleri görüyorlar.” (Mektubat, Yirmi Dokuzuncu Mektup)

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: On Birinci Söz | Yazar: Alaaddin BAŞAR (Prof. Dr.) | Okunma Sayısı: 6726 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...