Block title
Block content

"Bu zaman tarikat zamanı değil, imanı kurtarmak zamanıdır." Üstad'ın bu cümlesini nasıl anlamalıyız; sonradan şerh düşüp bu düşüncesini rafa kaldırdığı şeklindeki söylentilere nasıl cevap verebiliriz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Üstad Hazretlerinin "zaman tarikat zamanı değildir" demesinden tarikatı inkar ya da tahkir anlaşılmamalı. Zira Üstad Hazretleri zamanın gereği ve ilcaatına göre meseleye bakıyor.

Tarikat, ekseri olarak sağlam iman sahibi ve farzları ifa eden ehli takva Müslümanların velayet derecesine çıkmasını temin etmek için tasarlanmış manevi bir seyahattir. Bu yüzden tarikatın en mühim şahı ve piri olan İmam Rabbani Hazretleri, imanı tahkiki olmayan ve farzlarda kusuru olanlar tarikat seyahatinde gidemezler diye hüküm vermiştir. Demek tarikatın mukaddemesi olan sağlam iman ve farzların ifası olmasa tarikatta gitmek esaslı ve hakikatli olmuyor. Bu hüküm genel bir hüküm olup her zaman ve mekan için geçerlidir. Hükmü asla nesh olmaz, zaten hüküm İmam Rabbani’nin bir hükmüdür. 

Halbuki günümüzdeki insanların mutlak çoğunluğu tahkiki iman sahibi değil ve farzları ifa edemiyor, hatta çoklarının imanı tehlikede. Böyle bir toplumsal yapıda öncelikli görev sağlam bir imanı vermek ve akabinde farzları ifa etmesini temin etmektir. Yoksa Allah’ın varlığından şüphe duyan adamlara tarikat dersi vermek abesle iştigal etmektir. Üstad Hazretleri bu toplumsal gerçeği iyi okuduğu için, "Zaman tarikat zamanı değil, imanı kurtarmak zamanıdır." diye hüküm veriyor. Üstad Hazretleri iman-ı tahkiki dersleri vererek ve farzları teşvik ederek, tarikat ve tasavvufun temelini ve altyapısını temin ediyor ve bu zamanda tarikat adı altında yapılan hizmetlerin de bir iman hizmeti olabileceğine dikkat çekiyor. Yoksa bu hakikatin belli bir döneme mahsus olduğunu söylemek sağlıklı bir yaklaşım olmaz.

Bu zamandaki tasavvuf erbabının mücadele ve hizmet şekli, eski zamandaki tarikatın hakiki mücadele ve hizmet şeklinden çok uzak ve farklı bir formattadır. Yani bir cihetle tarikatlar kendi kendilerine tarikatın usul ve hakikatlerinden uzak bir yapıya girmişler. Zaten bu zamanın hükmü onlara eski zamanın usullerini tatbik etmeye müsaade etmiyor.

Mesela, ehli tasavvuf bir emniyet müdürünün kırk gün çilehaneye girip ıslah-ı nefis etmesi mümkün değildir. Ya da zengin bir sofinin son model araba ve ev içinde velayet makamını elde etmesi pek mümkün değildir. Bunlar tarikat perdesi ve ismi altında ancak iman ve ahlakını kurtarabilirler. Üstad Hazretlerinin "Zaman tarikat zamanı değildir." demesi biraz bu manaya ve realiteye işaret ediyor. Yoksa tarikat perdesi altında yapılan iman hizmetine kimsenin bir dediği yok.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş

Yorumlar

kamuranturk

“Tarîkat zamanı değil, belki imanı kurtarmak zamanıdır. Tarîkatsız Cennet’e giden pek çok, fakat imansız Cennet’e girecek yok. Onun için imana çalışmak zamanıdır.” sözü ise yanlış anlaşılmaktadır. Şöyle bir misal vereyim. Trafik kazası olmuş yaralılar hastahaneye gelmiş. Doktor hemen kalbe ve beyne müdahale ediyor. Oradan birisi çıkıyor doktor kalbi beyni bırak bacak kırılmış ona müdahale edin dese doğru olur mu?
Veya pamuk Çukurovada yetişir o pamuk tohumunu alsan Yozgata eksen olur mu? Olur ama pamuk çıkmaz. Veya Akdeniz meyvesini Turunçgilleri getir Yozgata ek olur mu olur ama meyve vermez. Veya çay’ı al Çukurovaya götür olur mu? Olur ama meyve vermez… işte üstadımız da zaman tarikat zamanı değil demekle tarikata düşman olmuyor zaman ve zemin uygun olmadığı izah etmektedir.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
serdest111
Abdulhakim- el Hüseyni Hz., Menzil’de bulunduğu sırada hastalanmadan önce şimdiki türbesinin yerini etrafına taşlar dizerek işaretledi ve vefat ettiği zaman buraya Defnedilmesini vasiyet etti. Ömrü boyunca insanların imanlarını kurtarabilmeleri için gayret etti. Bir sohbetinde; ”Evliya yetiştirme mektepleri olan tarikatlar, artık iman kurtarma mektepleri haline geldi. Eskiden insanlar yıllarca gezer kendilerine şeyh ararlardı. Şimdi ise şeyhler kapı kapı dolaşıp müslümanları imanlarının kurtulması için çağırıyor ve topluyorlar. Şah-ı Hazne (Ahmed-el Haznevi (k.s.)) Ümmet-i Muhammedin imanını kurtarmaya çalıştı. Yoksa bu zamanda tarikat meselesi diye bir şey olmuyor. Şimdi bir oyalamadır yapıyoruz. Maksat iman kurtarmaktır. Tam hidayet Mehdi Aleyhirrahme zamanında olacaktır” buyurdu.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...