"Bundan neden anlamıyorsun ki, vazife-i asliyen hayvan gibi çabalamak değil, belki hakikî bir insan gibi hakikî bir hayat-ı daime için sa’y etmektir." Buradaki "insan-hayvan" kıyasını biraz açar mısınız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bu asrın yanlış hayat telakkisi, yaşama şartlarını öyle ağırlaştırdı ki, dünyaya çalışmak, insanlar için artık en temel vazife haline geldi. İnsanlar zarurî olmayan şeyleri, zarurî hale getirdiler ve bütün güç ve gayretlerini dünyaya sarf ettiler. Dünyanın en adi ve basit bir meselesi, dinin en büyük meselesine tercih edilir bir vaziyete gelindi.

Allah insanı kulluk ve ibadet etmek için dünyaya göndermiştir. Bu yüzden insanın fıtratını da ibadet ve kulluğa göre donatmıştır. İnsan, iman ve ibadeti terk edip, dünyanın süfli zevklerinin ve lezzetlerinin peşine takılırsa, mahlûkatın en alçağı, en rezili olur. Eğer iman ve kulluğa riâyet ederse, o zaman mahlûkatın en üstünü ve en şereflisi konumuna çıkar.

İnsanın önünde iki seçenek var; ya kul olup kâinata sultan olacak ya da iman ve ibadeti terk edip mahlûkatın en aşağısına düşecek.

İnsanın bu dünyaya zevk ve lezzet peşinde koşmak için gönderilmediğine en güzel şahit, insan ile hayvan arasındaki farktır. Hayvanda akıl olmadığı için geçmiş ve gelecek zaman onun nazarında yoktur, ama insan akıl sayesinde geçmiş ile de gelecek ile de alakadardır. Bu yüzden insan sadece dünyanın lezzetlerinin peşinden koşarsa, ölüm ve zeval onu daima huzursuz eder. Ama hayvanda akıl olmadığı için tam lezzet alır. İnsanın saadet ve lezzeti iman ve ubudiyettedir. O zaman ölüm ve zeval insana ıstırap veren bir hiçlik ve yokluk değil, ebedî saadetin bir başlangıcı hükmüne geçer.

İnsan iman sayesinde lezzetlerin ve makamların en üstüne çıkar. Hâdisatın tazyikatından kurtulur ve hakikî huzuru elde eder.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...