"Bunun için dünya, kâfire cennet (yani âhirete nisbeten), mü’mine cehennemdir (yani saadet-i ebediyesine nisbeten) -yoksa, dünyada dahi mü’min yüz derece ziyade mesuttur- denilmiştir." Saadet ve mutluluk açısından izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Dünya hayatı hakkında Allah Resulü (asm) şöyle buyururlar: “Dünyada rahat yoktur.”(1)

Bu umumî bir kaidedir. Dünya rahat yeri değil, çalışma, yorulma yeridir. “Dünya ahiretin tarlasıdır.”(2) hadis-i şerifi de aynı mânayı ders verir: Tarlada rahat yoktur.

Daima huzur içinde ve sıhhatli yaşayan, ne kendisi ne sevdikleri hiçbir dert çekmeyen, yorulmayan, ihtiyarlamayan bir insan düşünülemez. O halde dünyanın yapısında rahat yoktur..

Bununla birlikte, dünya nimetlerinden istifade ederek bir derece refah içinde yaşayan bir kâfirin bu hali, ahirette çekeceği ebedî azapla mukayese edildiğinde bir cennet gibi görünür.

Mü’minin bu dünyada çektiği sıkıntılar ise, cennetteki ebedî saadetine nisbetle cehennem gibi olur.

Batı medeniyeti, Afrika ve diğer geri kalmış ülkelerin elindeki kuru ekmeğe varana kadar sömürüp, lüks içinde yaşayabilirler. Ama insan hayvan gibi sadece bedenden, yiyip içmekten ibaret değildir. İnsanın bedeni rahat ve konfor içinde iken, ruhu ve kalbi azab içinde olabilir. Hakiki saadet insanın kalbî, ruhî ve vicdanî itmi’nan ve inşiraha ermesi ile mümkündür.

Batı’daki insanlar çok konforlu ve zengin bir hayata sahip olmalarına rağmen (ki son zamanlarda bu da mümkün olmuyor) manevî ve insanî değerler açısından bir o kadar vahşi ve huzursuzdur. İntiharın en çok gelişmiş ülkelerde görülmesi bu iddiamızı ispata kâfidir.

Dipnotlar:

(1) bk. A. ibn Hanbel, Zühd, s. 128.
(2) bk. Aclûnî, Keşfu'l-Hafa, 1/412.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...