Block title
Block content

Bütün eşyaya şamil olan bir kanundan bahsediyor Üstad. "Suret kalınlaştıkça hakikat inceleşir. Suret inceleştikce, hakikat o nisbette kuvvet bulur..." şeklindeki cümleyi açıklar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"İnce remizli bir mesele: Nasıl ki su, kendi zararına olarak incimad eder. Buz, buzun zararına temeyyu eder. Lüb, kışrın zararına kuvvetleşir. Lâfız, mânâ zararına kalınlaşır. Ruh, ceset hesabına zayıflaşır. Ceset, ruh hesabına inceleşir. Öyle de âlem-i kesif olan dünya, âlem-i lâtif olan âhiret hesabına, hayat makinesinin işlemesiyle şeffaflaşır, lâtifleşir. Kudret-i fâtıra, gayet hayret verici bir faaliyetle, kesif, câmid, sönmüş, ölmüş eczalarda nur-u hayatı serpmesi bir remz-i kudrettir ki, âlem-i lâtif hesabına şu âlem-i kesifi nur-u hayatla eritiyor, yandırıyor, ışıklandırıyor, hakikatini kuvvetleştiriyor."

"Evet, hakikat ne kadar zayıfsa da ölmez, suret gibi mahvolmaz. Belki teşahhuslarda, suretlerde seyrüsefer eder. Hakikat büyür, inkişaf eder, gittikçe genişlenir. Kışır ve suret ise eskileşir, inceleşir, parçalanır; sabit ve büyümüş hakikatin kametine yakışmak için, daha güzel olarak tazeleşir. Ziyade ve noksan noktasında, hakikat ile suret mâkûsen mütenasiptirler. Yani suret kalınlaştıkça hakikat inceleşir. Suret inceleştikce, hakikat o nisbette kuvvet bulur."(1)

Kainatta öz ile kabuk, mana ile lafız, ruh ile ceset, kesif ile latif ikilemi ve zıtlığı hakimdir. Birisi birisinin zararına ve aleyhine gelişir ve terakki eder. Bunlar ters orantılıdır. Birisi inkişaf ederken, onun karşısındaki zıddı geriler ve kaybolmaya yüz tutar. 

Ruh zamanla olgunlaştıkça ruhun kabuğu ve kışır konumunda olan ceset de ona göre eski, basit ve ilkel halini bırakıp, ruhun olgunluğuna münasip yeni bir şekil alıyor. Tıpkı beden büyüdükçe elbise boyutlarının da ona göre büyümesi gibi. Hiç bir insan bebekken giymiş olduğu zıbını delikanlılık döneminde giyemez.

İşte ruh ile ceset arasında büyüme ve olgunlaşma noktasından ters bir orantı var. Ruh tekemmül ettikçe beden de ona göre ihtiyarlaşıyor. Hatta en sonunda ceset ölüme ve dağılmaya maruz kalıyor. Artık ruha mukabil gelemiyor. Bu yüzden dağılıp yok olan cesedin yeni ve ruha münasip bir şekle dönüşmesi gerekiyor ki, bu da ancak haşir ile mümkündür.

İşte kainatın içinde bulunan bu ikilem ve zıt kutuplar nasıl böyle bir kanuna tabi ise, kainat ve dünya da aynı şekilde bu kanuna tabidir. Nasıl beden ruh karşısında yenik düşüp ölüme maruz kalıyor ise, aynı şekilde dünya ve kainat da ceset gibi, bir gün kıyamet denilen ölümle parçalanıp dağılacaktır. Burada ifade edilen kanun bu zıtlık ve ikilem kanunudur ki, bu kanun insandan ta kainata kadar her dairede cari ve işler bir kanundur.

(1) bk. Sözler, Yirmi Dokuzuncu Söz, İkinci Maksat

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: İkinci Maksat, Dördüncü Esas | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 3339 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...