"Bütün fünun, bütün desâtiriyle, şu kitab-ı kâinatı zaman-ı Âdem’den beri mütalâa ediyor. Halbuki o kitap esmâ ve kemâlât-ı İlâhiyeye dair ifade ettiği mânâların ve gösterdiği âyetlerin öşr-ü mişarını daha okuyamamış." İzah eder misiniz?

Soru Detayı

- Eğer fünun daha ösri mişarında ise ilerlese tüm mahlukatın herhangi bir sebepten bir şekilde oluşabileceğini ispat edemez mi?
- Yani öyle bir şey oldu ki biz bilmiyoruz ama tüm bu şeylerin oluşmasına ve böyle bir şekilde muntazaman çalışmasina sebebiyet vermiş olamaz mı?
- Özetle Allah olmasa bile bir şekilde bunlar oluşmuş ve böyle muntazaman hareket ediyor, biz de daha buna vakıf olmadiķ. Olamaz mı?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Burada bilinemeyen şey, eşya üzerinde tecelli eden hikmetlerdir. Mesela, yağmurun bin hikmeti (faydası) varsa, insanlık henüz bunun yüz tanesini keşfedebilmiş. Keşfedilen yüz hikmet bile Allah’ın varlığını ve birliğini ispat etmeye yeterli iken, geriye kalan dokuz yüz de keşfedilirse, tevhit daha da aşikar daha da kesin bir hâle gelir.

Malum bir sanatın özellikleri çoğaldıkça sanatkarına olan işareti de çoğalır. Özelliklerin çoğalması sanatkarını gizlemez ve örtmez. Aksine daha da aşikar kılıp kör gözlere sokar. Bu "Kainatın keşfedilmemiş mevcut durumu tabiat yapıyor, tesadüfen oldu, sebepler yaratıyor..." fikirlerini iki kere iki dört eder kesinliğinde çürütmeye yeterlidir. Fennin inkişafı ile keşifler artıkça bu daha da zahir ve aşikar hale gelecektir.

Fen ilimleri eşyanın hikmet ve özelliklerini inceler. Eşyanın yaratılma kısmı fennin değil din ve felsefenin alanıdır. Çünkü fen, işin nasıl oldu alanıyla ilgilidir; "Kim yaptı ve niçin yaptı?" alanı ile din ve felsefe ilgilenir. Dolayısı ile fennin ilerleyerek Allah’tan başka bir yaratıcı bulması söz konusu değildir. Fen ilimleri eşyanın yeni özelliklerini keşfettikçe, eşyayı yoktan var eden Allah’ın varlığının daha net bir şekilde anlaşılmasına katkı sağlayacaktır.

Mesela, bir arabanın yüz özelliği var, sürücü bunun on tanesini biliyor ve kullanıyor ve bu on özellik sebebi ile arabayı tasarlayan mühendise karşı müthiş bir muhabbet ve saygı duyuyor. Bir uzman gelip "Bu arabanın bilmediğin doksan özelliği daha var." diye o sürücüye özellikleri tanıtsa, o sürücü mühendisi inkar etmez, ona olan sevgi ve saygısı daha da ziyadeleşir. Fen ilimlerinin yaptığı da aynen örnekteki uzmanın yaptığı gibidir. Fen ilimleri eşyanın yeni hikmet ve güzelliklerini keşfettikçe, Allah’a karşı olan sevgi ve saygıyı artırıyor.

Allah’ın varlığı ve birliği öyle zaruri, öyle aşikar öyle zahiri öyle kesin ki bu hakikat hiçbir dönemde hiçbir şartta hiçbir durumda değişmez. Fen ilimleri eşyanın nasıl işlediği ile ilgilenirken, din ve felsefe ise eşyanın yaratılma nedeni ile ilgilenir. Nedenler ise dönem ve şartlar ile değişmez. Yani "Eski çağlarda Allah’a inanmak bir zaruretti, ama şimdi bu zaruret kalktı." demek tam bir ahmaklık göstergesidir.

İlave bilgi için tıklayınız:

- Üstad, fen ilimlerini kainat kitabının sırlarını araştıran casuslara benzetiyor; bu konu risalelerin neresinde geçiyor, bilgi verir misiniz?

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...