Block title
Block content

Bütün hayvanlar için sağ hayvanları öldürmesi ve rızık yapması haram mıdır? Çünki genelde hayvanlar böyle beslenmiyorlar mı? Balıklar da buna dahil midir?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Arkadaş! Mâsum bir insana veya hayvanlara gelen felâketlerde, musibetlerde, beşer fehminin anlayamadığı bazı esbab ve hikmetler vardır. Yalnız, meşiet-i İlâhiyenin düsturlarını hâvi şeriat-ı fıtriye ahkâmı, aklın vücuduna tâbi değildir ki, aklı olmayan bir şeye tatbik edilmesin. O şeriatın hikmetleri kalb, his, istidada bakar. Bunlardan husule gelen fiillere, o şeriatın hükümleri tatbikle tecziye edilir. Meselâ, bir çocuk, eline aldığı bir kuş veya bir sineği öldürse, şeriat-ı fıtriyenin ahkâmından olan hiss-i şefkate muhalefet etmiş olur. İşte bu muhalefetten dolayı düşüp başı kırılırsa müstahak olur. Çünkü, bu musibet o muhalefete cezadır. Veya dişi bir kaplan, öz evlâtlarına olan şiddet-i şefkat ve himâyeyi nazara almayarak, zavallı ceylânın yavrucuğunu parçalayarak yavrularına rızık yapar. Sonra, bir avcı tarafından öldürülür. İşte, hiss-i şefkat ve himâyeye muhalefet ettiğinden, ceylâna yaptığı aynı musibete mâruz kalır."

"İHTAR:  Kaplan gibi hayvanların helâl rızıkları, ölü hayvanlardır. Sağ hayvanları öldürüp rızık yapmak, şeriat-ı fıtriyece haramdır."(1)

"Amma, düstur-u cidal ise, bir kısım hayvanat-ı zalimenin sû-i istimallerinden neş'et eden bir düstur-u cüz'î gayr-ı fıtrîdir. Mesela, âkilüllâhm canavarların vazifeleri, sıhhiye neferleri gibi hayvanatın cenazelerini toplamak, ber ve bahrin yüzünü temizlemektir. Onların, sağ olan hayvanları yemeleri, sû-i istimaldir, gayr-ı meşrûdur; cezasını çekeceklerdir."(2)

Bu sorunuza iki farklı açıdan bakabiliriz. 

Birincisi: Hayatta olan hayvanların vahşi hayvanlara haram olması, onları yemeyeceği anlamına gelmiyor. Bunun neticesinde de vahşi hayvanların basit ve ilkel bir iradeleri olmasından dolayı, kendilerine  münasip bir cezayı hak ediyorlar ve cezalandırılıyorlar.

Üstad Hazretleri  bu manayı hadise dayanarak  şu şekilde ifade ediyor:

"Evet, âkilüllâhm hayvanların helâl rızıkları, vefat etmiş hayvanların etleridir. Hayatta olan hayvanların etleri onlara haramdır. Eğer yeseler, cezâ görürler. حَتّٰى يَقْتَصُّ الْجَمَّاۤءُ مِنَ الْقَرْنَاۤءِ (ev kemâ kàl). Yani  "Boynuzsuz olan hayvanın kısâsı kıyâmette boynuzludan alınır." diye ifade-i hadîsiye gösteriyor ki: Gerçi cesetleri fenâ bulur; fakat ervahları bâkî kalan hayvânât mâbeyninde dahi, onlara münâsip bir tarzda, dâr-ı bekàda mücâzat ve mükâfatları vardır. Ona binâen, canavarlara sağ hayvanların etleri haramdır, denilebilir."(3)

Vahşi hayvanlar haram olan ot obur hayvanları haram da olsa yiyebilirler. Yemeleri helal olduğu anlamına gelmiyor. Dolayısı ile bir çelişki yoktur. Vahşi hayvanların, zayıf ve hastalıklı hayvanları haram bir surette yiyip ekolojik dengeye hizmet etmeleri akıldan uzak bir mana değildir. Nasıl nefis, şeytan, kafir gibi muzır şeyler Allah’ın razı olmamasına karşın yine de kainatın genel mana ve tasarımına hizmette bulunuyorlar. Aynı şekilde  vahşi hayvanlar da haram bir tarzda ekolojik dengeye hizmet edebilirler, bunun hakikate zıt bir tarafı yoktur diye meseleye bakabiliriz. 

Hatta bazen aynı türler birbirini ve hatta yavrusunu yemek sureti ile bu ekolojik dengeye farkında olmadan hizmet edebilirler. Kaldı ki, türlerin birbirlerine musallat edilmesi kainat içinde inkar edilemeyecek kadar açık bir hakikattir. Yoksa denge diye bir şey kalmazdı. Ama bu ekolojik dengeye farkında olmadan  hizmet etmesi cezadan kurtulmasına yetmez. Tıpkı şeytanın imtihana vesile noktasından hizmet edip de azaptan kurtulamaması gibi.

İkincisi: Yukarıda  bu hususla ilgili vermiş olduğumuz alıntılara dikkat ile bakıldığı zaman; bu fıtri yasağın sadece vahşi ve katliam yapmaya müsait fıtratta olan hayvanlara mahsus olduğunu anlıyoruz.

Büyük balıklar ve orta büyüklükteki balıklar, kendi soylarından daha küçükleri yemekle geçinirler. Küçük balıklar küçük, çok küçük, mikroskobik deniz canlılarını, yahut da bitkicikleri yerler. Yani balıklar aleminde de fıtri düzeni bozan ve hissi şefkate aykırı hareket eden vahşi ve güçlü  nitelikte olan balıklardır. Halbuki balıkların vahşi ve güçlü olan sınıfı denizin sıhhiye memurları hükmündedirler.  Onlar açısından da helal rızıklar ölü balıklar olmak gerekir. Ama bu balıklar genelde bu şefkat esasına riayet etmiyorlar ve ceza olarak kendileri de insanlar tarafından kimi zaman keyfi, kimi zaman ticari avlanıyorlar. Bir çok vahşi hayvan türlerinin kaybolma riski ile karşı karşıya kalması bu yüzden olabilir.

Bu tabloda Allah’ın şefkati, akılları zorlayacak bir incelik ve letafet ile tecelli ediyor. Biz çok noktaları bu şefkat esası açısından kavramakta zorlanıyoruz.  Nitekim Üstad da, yazının başındaki alıntıda görüldüğü gibi, bu cümle ile konuya giriş yapıyor...

“Arkadaş! Mâsum bir insana veya hayvanlara gelen felâketlerde, musibetlerde, beşer fehminin anlayamadığı bazı esbab ve hikmetler vardır.”

Dipnotlar:

(1) bk. Mesnevî-i Nuriye, Katre

(2) bk. Nur'un İlk Kapısı, On Birinci Ders

(3) bk. Lem'alar, Yirmi Sekizinci Lem'a

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...