Block title
Block content

"Bütün o aza ve aletlerin ibadeti ve tesbihatı ve o yüksek ücretleri, en muhtaç olduğun bir zamanda cennet yemişleri suretinde sana verileceğine ehl-i zevk ve keşif ve ehl-i ihtisas ve müşahede ittifak etmişler." izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Üstadımızın mezkûr ifadesi Otuz Birinci Söz'de şöyle geçmektedir:

“...O âlemlerin birisi de Sidretü-l Müntehâ’daki Cennetü-l Me’vâdır. Yerdeki tesbihat ve tahmidat, o cennetin meyveleri suretinde Muhbir-i Sadık’ın ihbarıyla temessül ettiği sabittir... Deme ki: 'Havaî bir Elhamdülillâh kelimem nasıl mücessem bir meyve-i cennet olur?' Çünkü sen gündüz uyanıkken güzel bir söz söylersin, bazen rüyada güzel bir elma şeklinde yersin. Gündüz çirkin bir sözün, gecede acı bir şey suretinde yutarsın. Bir gıybet etsen, murdar bir et suretinde sana yedirirler. Öyle ise, şu dünya uykusunda söylediğin güzel sözlerin ve çirkin sözlerin, meyveler suretinde, uyanık âlemi olan âlem-i ahirette yersin ve yemesini istib’ad etmemelisin (akıldan uzak görmemelisin).”(1) 

Şimdi bu mesele ile ilgili bazı hadis-i şerifleri nakledelim:

Hz. Abdullah b. Amr rivayet etmiştir. Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

“Kim سُبْحَانَ اللَّهِ وَ بِحَمْدِهِ derse, onun için cennette bir hurma ağacı dikilir.”(2)

Hz. Eyyüb el-Ensari (r.a.) rivayet etmiştir. Resulullah (s.a.v.) miraç gecesinde İbrahim (a.s.)’ın yanına uğradı. İbrahim (a.s.): “Ey Cebrail yanındaki kimdir?” dedi. Cebrail: “Muhammed (s.a.v.)’dir.” dedi. İbrahim (a.s.): “Ümmetine söyle cennete bol bol fidan diksinler. Şüphesiz cennetin toprağı çok güzel ve arazisi çok geniştir.” buyurdu. Resulullah (s.a.v.): “Cennetin fidanları nedir?” deyince, İbrahim (a.s.) şöyle dedi: “ لاَحَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ اِلاَّ بِااللَّهِ dır.”(3)

Hz. Ebu Hureyre diyor ki:

Resulullah (s.a.v.) yanıma uğradı. Ben fidan dikiyordum. “Ey Ebu Hureyre ne yapıyorsun?” buyurdu. Ben: “Kendim için fidan dikiyorum.” dedim. Resulullah (s.a.v.): “Ben sana bundan daha hayırlı fidan söyleyeyim mi?” buyurdu. Ben: “Evet ya Resulallah, söyleyiniz!” dedim. Bunun üzerine buyurdu ki:

“سُبْحَانَ اللَّهِ وَ الْحَمْدُ اللَّهِ وَ لاَ اِلهَ اِلاَّ اللَّهُ وَ اللَّهُ اَكْبَرُ  de. Bunlardan her kelime karşılığında cennette senin için bir ağaç dikilir.”(4)

Ubeyd b. Umeyr'den Ubade b. Samit şöyle dedi:

“... Canı çıkacağı zaman Kur’an gelir ve başının ucunda durur. Onlar ölüyü yıkayıp işleri bitince Kur’an içeri girip kefeni ile göğsü arasına girer. Kişi kabrine konu­lunca Münker ve Nekir melekleri geldiğinde Kur’an çıkar ve onların arasına girer. Melekler Kur’an’a: "Bizi bırak onu sorguya çekmek istiyoruz." derler. Kur’an: "Allah'a yemin olsun ki ben ondan asla ayrılmam!" der. Öyle ki Kur’an her şeye müdahale eder, ta ki kişi cennete gi­rinceye kadar.

Sonra da Kur’an: "Beni tanıyor musun?" der. Kişi: "Hayır tanımıyorum!" der. Kur’an:

"Gece gündüz beni okuduğun Kur'an’ım! Seni şehvetle­rinden, kötü şeyleri işitmekten, harama bakmaktan koruyanım. Dostlar arasında beni en sadık dost olarak bulurdun. Kardeş­ler arasında beni en sadık kardeş olarak bilirdin. Sana müj­deler olsun, Münker ve Nekir sorgusundan sonra asla hiçbir keder ve üzüntü sana gelmeyecektir...”(5)

Dipnotlar:

(1) bk. Sözler, Otuz Birinci Söz.

(2) bk. Bezzar, Mecma’uz Zavaid.

(3) bk. Müsned-i Ahmed, Mecma’uz Zavaid.

(4) bk. İbn-i Mace.

(5) bk. Haris, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/200/202.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Altıncı Söz | Yazar: Sinan YILMAZ | Okunma Sayısı: 2106 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
Yükleniyor...