Block title
Block content

"Bütün ömrünü İslâmiyetle geçiren ve kafasını binler mâlâyâniyatla dolduran adamlar, bir iki haftada, hayat-ı ebediyesinin anahtarı olan şu kelimât-ı mübarekenin meâl-i icmâlîsini öğrenmemesine nasıl mazur olabilirler, nasıl Müslüman olurlar,.." İzah?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Bütün ömrünü İslâmiyetle geçiren ve kafasını binler mâlâyâniyatla dolduran adamlar, bir iki haftada, hayat-ı ebediyesinin anahtarı olan şu kelimât-ı mübarekenin meâl-i icmâlîsini öğrenmemesine nasıl mazur olabilirler, nasıl Müslüman olurlar, nasıl 'akıllı adam' denilirler? Ve öyle heriflerin tembelliklerinin hatırı için o nur menbalarının mahfazalarını bozmak kâr-ı akıl değildir.’’(1)

Bu paragrafta "Biz Türk milletindeniz, Arapça bilmiyoruz; bu yüzden Kur’an’ın lafızlarını Türkçeye tercüme edelim, yani ibadet dilimiz Türkçe olsun ki ibadetlerimizi rahatla yapalım." diyenlere Üstadımız bir cevap vermektedir.

Ezan gibi, kamet gibi, selam gibi, namazda okunan dua ve sureler gibi şeyler, bütün Müslümanların ortak bir sembolü, ortak bir paydasıdır. Bu ortak sembolleri herkes kendi diline çevirecek olursa, o zaman Müslümanlar arasında bir birlik bir uzlaşı bir sembolik birliktelik gerçekleşmez.

Oysa dünyanın her yerinde ezan aynı ezan olup her Müslüman ezanın mübarek kelimelerinin ne anlama geldiğini bilir ve anlar. Dolayısı ile bu ortak kelimeleri farklı dillere çevirmek ve Müslümanlar arasında anlaşılmaz kılmak cinayetten daha ağır bir suç olur. Mesela, ezan Türkçeye çevrilse idi diğer Müslümanlar bunu anlamazdı. Ama ezanın orijinal ve mevcut halini dünyanın her yerindeki Müslümanlar bilir ve anlar. Bu diğer ibadetler için de geçerlidir kamet, selam, hutbe, namaz gibi.

Azıcık dünya menfaati için birçok kelime ve dil öğrendiğin halde ya da kafana gereksiz ve lüzumsuz birçok şeyleri doldurduğun halde, ebedi saadetinin anahtarı olan ibadet dilinin ne manaya geldiğini öğrenmemen ve onu kendi diline tercüme edip o mübarek kelimelerin ruhunu söndürmen nasıl makul ve mantıklı olabilir deniliyor.

Hem Allah’ın sonsuz ilim ve iradesi ile teşekkül etmiş bir kelamı bir beşerin birebir tercüme ederek farklı bir dile aktarması mümkün değildir. Mesela, namazın rüknü olan Fatiha suresinin aynı ve bütünü ile herhangi bir dile tercüme edilmesi kabil değildir. Tercüme dedikleri şey beşerin eksik ve kısır bir mealinden ibarettir. Mealler Kur’an hakkında genel kültür edinmek için okunabilirler, ama asla Allah’ı kelamı dururken insanların eksik ve kısır mealleri ile ibadet edilmez.

Böyle art niyetli heriflerin tembelliklerinin hatırı için ibadet dilini bozmak akıl kârı değildir.

(1) bk. Mektubat, Yirmi Altıncı Mektup, Dördüncü Mebhas.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...