Block title
Block content

"Bütün sadâlar ise, ya vazife başlamasındaki zikir ve tesbih ve paydostan gelen şükür ve tefrih veya işlemek neş’esinden neş’et eden nağamattır..." cümlesinin izahını yapar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Bütün sadâlar ise, ya vazife başlamasındaki zikir ve tesbih ve paydostan gelen şükür ve tefrih veya işlemek neş'esinden neş'et eden nağamattır."(1)

Nasıl asker adayları, askerlik vazifesine başlarken, davul ve zurna eşliğinde gönderilir. Aynı şekilde kainattaki bütün sesler de, mevcudatın vazifeye başlamasındaki zikir ve tesbihlerdir. Yani mevcudat, Allah’tan vazife almanın neşvesi ile hali ve kali zikir ve tesbihler yapıyor.

Yine askerlik vazifesini bitirmiş bir asker,
vazifesini tamamlamanın verdiği bir ferahlık ve asıl vatanına dönmenin verdiği bir neşe ve sevinç, askerde büyük bir şükür ve ferahlık hissi oluşturur. Aynen bu askerin haleti gibi, bütün mevcudat şu kainat kışlasında vazifesini bitirmenin şükür ve ferahlığını, kendine has ses ve üsluplarla ifade ediyor. Üstad, kainatta duyulan sesleri, iman kulağı ile bu şekil okuyor, dinliyor.

Bu manzara Risalelerde şöyle tasvir edilmiştir:

"Şimdi, bak çeşmelere, çaylara, ırmaklara; yerden, dağlardan kaynamaları tesadüfî değildir. Çünkü, onlara terettüb eden âsâr-ı rahmet olan faydaların ve semerelerin şehâdetiyle ve dağlarda bir mîzan-ı hâcetle iddiharlarının ifadesiyle ve bir mîzan-ı hikmetle gönderilmelerinin delâletiyle gösteriliyor ki, bir Rabb-i Hakîmin teshîriyle ve iddiharıyladır. Ve kaynamaları ise, Onun emrine heyecanla imtisâl etmeleridir."

"Şimdi, yerdeki bütün taşların ve cevâhirlerin ve mâdenlerin envaına bak.
Bunların tezyinâtları ve menfaatli hâsiyetleri bir Sâni-i Hakîmin tezyini ile, tertibi ile, tedbîri ile, tasviri ile olduğunu onlara müteallik hakîmâne faydaları ve mesâlih-i hayatiye ve levâzımât-ı insaniye ve hâcât-ı hayvaniyeye muvâfık bir tarzda ihzârları gösteriyor."

"Şimdi, çiçeklere, meyvelere bak.
Bunların gülümsemeleri ve tatları ve güzellikleri ve nakışları ve koku vermeleri bir Sâni-i Kerîmin, bir Mün'im-i Rahîmin sofrasında birer tarife, birer dâvetnâme hükmünde olarak muhtelif renk ve koku ve tatlarla her neve ayrı ayrı tarife ve dâvetnâme olarak verilmiştir."

"Şimdi, kuşlara bak.
Onların söyleşmeleri ve cıvıldaşmaları, bir Sâni-i Hakîmin intak ve söyletmesi olduğuna delil-i katî ise, hayret verir bir tarzda birbirine o seslerle müdâvele-i hissiyât ve ifade-i maksad etmeleridir."

"Şimdi, bulutlara bak. Yağmurun şıpıltıları
mânâsız bir ses olmadığına ve şimşek ile gök gürlemesi boş bir gürültü olmadığına katî delil ise; hâlî bir boşlukta o acâibi icâd etmek ve onlardan âb-ı hayat hükmündeki damlaları sağmak ve zemin yüzündeki muhtaç ve müştak zîhayatlara emzirmek gösteriyor ki, o şırıltı, o gürültü gayet mânidar ve hikmettardır ki; bir Rabb-i Kerîmin emriyle müştaklara o yağmur bağırıyor ki, "Sizlere müjde, geliyoruz!" mânâsını ifade ederler."

"Şimdi göğe bak,
gök içinde hadsiz ecrâmdan yalnız kamere dikkat et. Onun hareketi bir Kadîr-i Hakîmin emriyle olduğu, ona müteallik ve yeryüzüne âit mühim hikmetlerdir ki, başka yerde beyân ettiğimizden, kısa kesiyoruz."
(2)

Dipnotlar:

(1) bk. Sözler, İkinci Söz

(2) bk. Sözler, Otuz Üçüncü Söz, Yirminci Pencere

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: İkinci Söz | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 5416 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...