Block title
Block content

CEBRİYE

 
Cebriye, kader konusundaki mezheplerden biri olup, insanın hür iradesini reddeder. Mu’tezile mezhebi, “insan kendi fiilinin yaratıcısıdır” diyerek ifrat bir görüşü savunurken, Cebriye mezhebi de “İnsan tamamen kaderin mahkûmudur” diyerek tefrite düşer.

Cenab-ı Hak, “Biz insana yolu gösterdik. İster şükreder, ister inkâr eder” “De ki: Rabbinizden size hak gelmiştir. Artık dileyen iman etsin, dileyen de kâfir olsun” gibi ayetleriyle insanın hür irade sahibi olduğunu bildirmiştir. (İnsan, 3 ve Kehf, 29)

Cebriyeciler, “Sizi de, amellerinizi de Allah yarattı”, “Allah dilemeyince siz dileyemezsiniz” gibi ayetleri yanlış yorumlayarak iddialarına delil gösterirler. (Saffat, 96 ve İnsan, 30; Tekvir, 29)

Halbuki bu gibi ayetler insan iradesinin yokluğunu değil, yetersizliğini ders verirler. İnsanın bir işi yapmak için iradesini kullanması o şeyin varlığı için kâfi değildir. Trafik kazaları bunun en açık örneğidir. Kaza öncesi, insanlar bir şehre gitmeyi istemişler, iradeleriyle otobüse binmişler, ama o şehre ulaşamamışlardır. Dilediğimiz şehre ulaşmamız ancak Allah’ın dilemesiyle mümkündür. İsteklerimizin gerçekleşmesi için sadece bizim dilememiz kâfi değildir. Yani Allah külli iradesiyle bir şeyi dilemişse kulun iradesi bunu engelleyemez. Dünyamızın ve bizim başımıza gelen nice olaylar bunu açıkça gösterir. Ancak burada unutulmaması gereken nokta şudur: Hayır ve şer olan, yani insanın cennet yahut cehenneme girmesine sebep olacak olaylarda Cenab-ı Hak, seçme hakkını kula bırakmıştır. O, hayrı tercih ederse, Allah hayrı yaratır, şerri dilerse şerri yaratır. Örnek: Yürümeyi yaratan Allah’tır. Kul dilerse camiye gider, dilerse meyhaneye gider. Bu noktada serbest bırakılmıştır.
Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 4318 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
Yükleniyor...