Block title
Block content

CEBRİYE

 
Kurucusu Cehm bin Safvan’dır. Onun için ismine nisbetle Cehmiye olarak da isimlendirilmiştir. Kader konusunu açıklarken insanın irade hürriyetini kabul etmezler. İnsanın yaptığı işlerde bir ihtiyar ve iradesinin olmadığını, yaptığı işleri zorunlu olarak yaptığını ifade ederler. Cehm’in ileri sürdüğü bu görüşe göre, insan kendi iradesi dışında iyi veya kötü davranışta bulunmaya mecburdur; ihtiyarı, iradesi ve kudreti yoktur. Yaptığından başkasını yapmaya asla gücü yoktur. Yani insan bu noktada cansız varlıklarla insanlar arasında hiçbir fark yoktur. Kul, rüzgârın önünde sürüklenen yaprak gibidir. Yaprağın yönünü kendisi değil, rüzgâr belirler. Onun için insanın yaptığı işleri Allah belirlemiştir. Allah geleceği bildiğinden, meydana gelecek olayları da tamamen ve önceden kendi iradesine göre tespit etmiştir. Allah, cansız bitkinin hareketlerini yarattığı gibi, insanın fiillerini de yaratır. Yukarıya fırlatılan bir taş nasıl düşmeğe mahkûmsa, insan da yaptığını yapmağa mahkûmdur. Kul ibadeti de günahı da, elinde olmaksızın işler.

Cebriye, bu düşünceleriyle Cenâb-ı Hakkı şerikten ve aczden güya tenzih ettiğini iddia ederken, insanlardan meydana gelen küfür, şer, zulüm gibi bir çok fiilleri de Zât-ı Akdes olan Cenâb-ı Hakka dayandırmakla dalâlete düşmüştür. Cebriyeci düşünce, insanın sorumluluğunun dayanağı; yaptıkları karşısında mükâfat veya cezâ görmesinin nedeni konusuna cevap vermekte güçlük çeker. Bu nedenle bir fırka olarak uzun müddet devam etmeyip tarihe karışmıştır.
Paylaş
Yükleniyor...