Block title
Block content

"Cehennem cezayı amel, cennet fazlı İlahi" ise; o zaman imtihan kavramında eksik algılayışım var. Ameli iktidarı yetersiz ise, insan niye imtihan ediliyor, imtihanı kazandıran kaybettiren nedir?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Allah insana sayısız nimet ve ihsanlarda bulunmuştur. İnsan bu sayısız nimet ve ihsanların şükrünü eda etmekten aciz olduğu için, başka bir nimeti hak etmesi mümkün değildir. Yani insan halihazırda verilen nimetlerin şükrünü eda etmekten aciz kalırken, gelecekte verilecek cennet gibi külli nimetleri hak edip "Bu cennet amelimin bir neticesidir." demesi tam bir safsatadır.

İnsan, birbiri içinde külli nimet dairelerine hak etmediği halde kavuşmuştur. Mesela, Allah insanı yoklukta bırakmayıp varlık nimetine kavuşturmuştur, bu nimetlerin en büyüğüdür. Yine varlık içinde cansız ve camit bırakmayıp hayat nimetini vermiştir. Hayatlılar içinde ruhsuz bırakmayıp ruh nimetini vermiştir. Ruhlular içinde şuursuz ve akılsız bırakmayıp akıl ve şuur nimetini ihsan etmiştir. Akıl ve şuurlular içinde insaniyet nimetini bahşetmiştir. İnsaniyet içinde hidayet ve iman nimetini vermiştir. Bu sayılan bütün nimetler verilmiş ve sabık nimetlerdir, hepsi şükür ve ibadet isterler. İnsan bu verilen külli nimetlerden kaçının şükrünü eda etti de cennete gözünü diksin, amelimin neticesi diyebilsin.

Bu yüzden hiçbir insan -peygamberler de dahil- cenneti hak edip amelinin neticesi olarak göremez. Cennet hiçbir insanın alın terinin karşılığı değildir, ancak ve ancak Allah’ın kerem ve fazlının bir ikramı bir ihsanıdır.

Diğer bir husus, insanın zaten yaptığı ibadet ve kullukta da hissesi yüzden birdir. Yani ibadette yüz hisse var ise bunun doksan dokuzu Allah’a yüzde biri insana aittir. Dolayısı ile insanın amelinde de muvaffakiyet  Allah’a aittir. İnsana ait hisse ve sermaye ise zayıf ve meşkuk bir talep ve irade etmektir. Yani insan talep ediyor, Allah da bu talebi yaratıyor. Öyle ise insanın amelinde de galip Allah’tır; böyle olunca nasıl olur da insan ameli ile cenneti hak etmiş olabilir.

Ama cehennem ise adalettir. Zira cehenneme götüren günah ve şerler hayır ve sevaplar gibi vücudi varlıklar değillerdir. Şerler ve günahlar bir iradesizlik bir vazifesizlik ile hasıl olan varlık sınıfından olmayan tahribat nevinden şeylerdir. Mesela, bir binanın yüz usta tarafından yüz günde yapılması hayır ve vücuda örnektir. Aynı binanın bir kibrit ile dinamitlenip yıkılması şer ve günaha örnektir. Binayı yapmak amel ve sevap gibidir, binayı bir ansa harap etmek şer ve günahlar gibidir.

İnsanın hayırda eli kısa ve hissesi dar, şer ve günahlarda ise hissesi geniş ve eli uzundur. Bu yüzden insan tahribatta ve şerde failken sevap ve iyiliklerde münfail ve edilgendir. Onun için bir şerre bin günah yazılması adalet iken, Allah af ve fazlından bir yazıyor sevaba bir sevap bile yazılmaması gerekirken ihsan ve ikramından bin yazıyor. İşte cehennem günah ve hatalarımızın karşılığı iken, cennet amel ve iyiliklerimizin karşılığı değildir; ancak Allah’ın bir lütfu ve fazlıdır.

Durumun böyle olması, amelleri manasız ve hükümsüz bırakmıyor; tam aksine sabık yani peşinen verilen nimetlere bir cevap ve bir teşekkür niteliği taşıyor. İnsanın ibadeti  terk etmesi  teşekkürü ve minnettarlığı terk etmesidir ki, bu çok çirkin ve yanlış bir durumdur. Cennet ne kadar fazlı İlahi de olsa, insanın iyi bir niyet ile geçmiş nimetlere teşekkür etmesi bu cennetin ihsan ve ikram edilmesinde bir gerekçe ve sebep olabilir. Yani cenneti amellerimizle  kesp etmiyoruz, ama kesbi istihkak ediyoruz denilebilir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: İkinci Mebhas, Birinci Nükte | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 4803 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...