Block title
Block content

Celcelutiye ve Cevşen vahiyle Peygamberimize (asm) indiğine göre, Kur'an'dan farkı nedir? Niye Kur'an'ın içinde değilde, ayrı yazılmıştır. Geniş bir şekilde bilgi verir misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bediüzzaman Hazretleri On Sekizinci Lem'a’nın ön sözünde: "Risale-i Nur şakirtlerine işâret eden Hazret-i Ali'nin (r.a.) bir kerâmet-i gaybiyesidir. Gizli kalmış gaybî mühim bir mucize-i Ahmediye'yi (a.s.m.) beyân eder." (1) diyerek konunun öncelikle Efendimiz'in (s.a.v.) bir mucizesi ve "Ben ilmin şehriyim. Ali ise, onun kapısıdır" işâretine mazhar Hz. Ali'nin (k.v.) bir kerâmeti olarak takdim etmektedir.

Soruda sorulan metin şu şekildedir; "Sonra Hazret-i Cebrâil'in, Âlâ Nebiyyina (a.s.m.) huzur-u Nebevî'de getirip Hz. Ali'ye (r.a.)Sekine nâmıyla bir sayfada yazılı İsm-i Âzam, Hz. Ali'nin (r.a.) kucağına düşmüş. Hz. Ali diyor: "Ben Cebrail'in şahsını yalnız alâimü's-sema suretinde gördüm. Sesini işittim, sayfayı aldım, bu isimleri içinde buldum" (18.Lem'a) Görüldüğü üzere, Hz. Ali'ye (r.a.) inen bir Sekine’den bahis vardır, yoksa hâşâ, Peygamberâne bir vahiyden değil!

Bahse konu Sekine , Mecmuatü'l-Ahzabta Kaside-i Ercûze şeklinde geçmektedir. Allah'ın altı İsm-i Âzamı olan Ferd, Hayy, Kayyûm, Hakem, Adl, Kuddûs isimleri ile bir dua-yı münâcattır. Bediüzzaman Hazretleri bu "Sekîne" tâbir edilen İsm-i Âzam'ın okunma şeklini de "yetmiş bir âyet ile yüz yetmiş bir defa dâimî vird edinmeli.. "(2) şeklinde dile getirmektedir.

İtirâz edilen husus, ifâdede geçen Sekine nâmıyla bir sayfa ise, sayfadan murad ilahi bir ilhamvâri mesajdır, yoksa Efendimiz'e (s.a.v.) inen vahiy sayfaları ile karıştırılmamalıdır. Şâyet itiraz Hz. Cebrâil'i (a.s.) görmüş olma keyfiyeti ise, başta Hz. Aişe, Hazret-i Ömer, İbni Abbas, Üsâme bin Zeyd, Ümmü Seleme, Sad İbni Ebî Vakkas gibi pek çok Sahâbe Hz. Cebrâil'i (a.s.) Dıhye veya bir süvari veya başka keyfiyette gördüklerini ilân etmektedirler.

Şayet itiraz sayfanın kucağına düşme keyfiyeti ise, İmamı Gazali bu hususu veciz bir şekilde açıklamıştır: "Onlar vahiyle Peygamber'e (a.s.m.) nâzil olduğu vakit, İmam-ı Ali'ye (r.a.) emretti; "Yaz." O da yazdı, sonra nazmetti."(3)
Konuyu özetlemek gerekirse; Hz. Cebrail (a.s.) Peygamberimiz'in (s.a.v.) huzuruna geldiği vakit, altı İsm-i Azam'lı münâcat duasını, murad-ı ilâhi gereği, İlim Şehrinin Anahtarı Hz. Ali’ye (r.a.) nazmetmesi için getirmiş, Efendimiz'de (s.a.v.) Hz. Ali'ye Sekineyi bir Kaside şeklinde düzenlemesi için bildirmiştir. Murad-ı İlâhi, nazmetme işlevini Hz.Ali'nin yapması istediğinden, Bediüzzaman Hazretleri Hz. Ali' nin (r.a.) kucağına düşmüş şeklinde belirtmektedir.

Sekine hakkında Kur'ân-ı Kerim'de geçen; "Mü'min'lerin kalplerine, imanlarına iman katıp, arttırsınlar diye, Sekine (Güven duygusu ve huzur) indiren O'dur." (Fetih Suresi , 48/4) Ayetin tefsirinde Elmalı Hamdi Yazır; Hz. Ali'nin (r.a.) Sekine ile neyi kast ettiğini şöyle açıklamaktadır: "Sekîne mü'min'in kalbine sakin olup onu güvenli kılan melektir."

Sekine ifâdesini pek çok Hâdis-i Şerif'te de görmek mümkündür.

Bir Zât Kehf suresini okuyordu. Yanında da iki uzun iple bağlı olan atı duruyordu. Derken etrafını bir bulut kapladı. Ve bu bulut ona yaklaşmaya başladı. At da bu durumdan huysuzlanmaya, ürkmeye koyuldu. Sabah olunca adam Resulullah'a (s.a.v) gelip vak'âyı anlattı. Hz. Peygamber (s.a.v.) ona şu açıklamada bulundu: "Bu sekine idi, Kur'ân için inmişti." Resulullah (s.a.v.) buyurdular ki: "Bir grup, Kitabullah'ı okuyup ondan ders almak üzere Allah'ın evlerinden birinde bir araya gelecek olsalar, mutlaka üzerlerine sekine iner ve onları Allah'ın rahmeti bürür. Melekler de kanatlarıyla sararlar. Allah, onları, yanında bulunan yüce cemâatte anar."

Ben şehâdet ederim ki Ebu Hüreyre ve Ebu Said (r.a.) Resulullah'ın (s.a.v.) şöyle söylediğine şehâdet ettiler: "Bir cemâat oturup Allah'ı zikrederse, mutlaka melekler etraflarını sarar, Allah'ın rahmeti onları bürür, üstlerine sekine iner ve Allah onları yanında bulunan (büyük melek) lerle anar."

Netice olarak; Hz. Ali'nin (r.a.) Sekine mÂhiyetinde İsm-i Azam duasını nazmetme keyfiyetine mazhar olmasının Ehl-i Sünnet perspektifinde bir sakıncası yoktur. Bu Hz. Ali'ye inen bir vahiy değildir, Efendimiz'e (s.a.v.) inen İsmi Azam duasının, Hz. Ali'ye bildirilmesidir.  

(1) bk. Sikke-i Tasdik-i Gaybi, On Sekizinci Lem'a.
(2) bk. a.g.e Yirmi Sekizinci Lem'a Birinci Mesele
(3) bk. Şualar, Sekizinci Şua.

İlave bilgi için tıklayınız:
Cevşen-ül Kebir

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Onsekizinci Lem'a | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 10548 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...