Block title
Block content

Cemaatin çok kollara ayrılmasının hikmeti nedir? Bir de Risale-i Nur mesleğinde tarikat da var deniliyor, bilgi verir misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Her Müslüman, İslam ve Ehl-i sünnet dairesinde olmak kaydı ile kendi mizacına ve fıtri haline yatkın ve münasip bir meslek, meşrep ve mezhep seçme hakkına sahiptir. İslam bu genişliği ve zenginliği Müslümanlara sunmuştur. Bu manaya işaret eden Peygamber Efendimiz (asv)'in şu hadisi rivayet edilmiştir:

“Ümmetimin ihtilafında rahmet vardır.”

Burada meslek ve meşreplerin farklılığı, kolaylık ve Müslümanların rahatı içindir. Malum olduğu üzere herkesin bir kalıba, bir mizaca girmesi mümkün değildir. Bu yüzden İslam farklı mizaç ve karakterde olan insanları bir kalıbın içine girmeye zorlamamış, bilakis herkese uygun yolları ve meslekleri içtihat ve yorum yolu ile Müslümanlara sunmuştur. Yoksa her meslek ve meşrep sahibi bir diğerini inkar etsin, yabani baksın, niza çıkarsın diye sunulmamıştır.

Üstad Hazretleri bu manayı

“ 'Mesleğim haktır veya daha güzeldir.' demeye hakkın var. Fakat 'Yalnız hak benim mesleğimdir.' demeye hakkın yoktur”(1)

şeklinde veciz bir şekilde ifade etmiştir. Bu prensiple de  Müslümanlar içinde farklı hak meslek ve meşrep sahiplerinin, kardeşlik ve birlik manasını bozacak adımlardan ve davranışlardan kaçınılması gerektiğine vurgu yapılmıştır.

İnsan fıtraten kendine uygun olan fikri ya da meslek ve meşrebi ciddi sever ve onun revacını ister; bu da hakkıdır kimse sevme ya da revac verme, diyemez dese fıtrata zıt olur, ama kendi meslek ve meşrebimi sevmem ve revac vermem, başka meslek ve meşrepleri inkar etmemi ya da kötülememi gerektirmez, başkalarını kötülemeden de kendi meşrebimi sever ve revac verebilirim, güzelliğini ve kemalini yayabilirim. Bu manaya dikkat edildikten sonra Risale-i Nur mesleğinin içinde farklı meşreplerin olması doğaldır, hatta zenginlik ve güzeldir.

Risale-i Nur mesleği tarikat değil, hakikat mesleğidir. Bu sebeple Risale-i Nurların dairesinde tarikat yoktur. Lakin tarikatın verdiği velayet makamları daha kısa ve öz olarak Risale-i Nur mesleği içinde elde edilebilir.

Risale-i Nur mesleğinin tarikat mesleğinden farkını birkaç madde şeklinde takdim edelim.

Birincisi, Risale-i Nur mesleği akrebiyette iken, tarikat mesleği kurbiyetttedir. Üstad Hazretleri bu iki mesleğin farkına şu şekilde işaret ediyor:

"Meselâ, nasıl ki dünkü güne bugün yetişmek için iki yol var: Birincisi, zamanın cereyanına tâbi olmayarak, bir kuvvet-i kudsiye ile, fevkazzaman çıkıp, dünü bugün gibi hazır görmektir. İkincisi, bir sene kat-ı mesafe edip, dönüp dolaşıp düne gelmektir. Fakat yine dünü elde tutamıyor; onu bırakıp gidiyor."

"Öyle de, zâhirden hakikate geçmek iki suretledir: Biri, doğrudan doğruya hakikatin incizabına kapılıp, tarikat berzahına girmeden, hakikati ayn-ı zâhir içinde bulmaktır. İkincisi, çok merâtipten seyr ü sülûk suretiyle geçmektir."(2)

Seyrü sülûk tasavvuf büyüklerinin belirlemiş olduğu bir takım usuller ve yollarla uzun ve meşakkatli bir zaman ve müddetten sonra, kalbin olgunlaşıp Allah'a teveccüh etmesi ve marifet kazanmasıdır. Kalbin velayet kazanıp Allah'a yaklaşmasıdır. Bu meslek, temsilde zamanın uzunca dolaşıp düne ulaşması ile tasvir ediliyor. Tarikat ve tasavvuf berzahı ile hakikatlere ulaşmak, hem uzun hem de meşakkatli ve risklidir. Kurbiyet mesleğidir.

Akrabiyet mesleği ise, zamanın üstüne çıkıp düne atlamak şeklinde tasvir ediliyor ki burada asıl vurgulanan husus Vehbiliktir. Yani kul burada mutlak bir teslimiyet ve tevekkül manası ile kesbini işin içine karıştırmadığı için, Allah mükafat olarak hakikatleri zahmetsiz ve meşakkatsiz olarak bu kula ihsan ediyor. Halbuki kurbiyet mesleğinde kesp ve insanın benliği işe müdahildir, bu da yolu uzatıp meşakkatli hale getiriyor.

İkincisi, Risale-i Nur mesleği, velayet-i kübra olan sahabe mesleği iken, tarikat mesleği ise velayet-i suğra mesleğindedir.

Velayet-i Suğra: Ekseri olarak tarikat ve tasavvuf berzahı ile seyrü süluk eden müritlerin mazhar olduğu bir velayet mertebesidir. Halk arasında kerametleri ile meşhur evliyalar ekseriya bu sınıfa girerler. Burada salikin kesp ve gayreti esastır. Yani kesbi bir makamdır. Bu yüzden riski, sekir halleri ve şatahatı olan bir meslektir.

Velayet-i Kübra: Akrebiyet-i İlâhiyenin inkişafına bakan ve veraset-i nübüvvetten gelen gayet kısa, fakat yüksek olan ve tarikat berzahına uğramadan zâhirden hakikata geçen velilik mesleği. (Sahabeler gibi)

"Cadde-i kübrâ, elbette velayet-i kübra sahibleri olan Sahabe ve Asfiya ve Tâbiîn ve Eimme-i Ehl-i Beyt ve Eimme-i Müçtehidînin caddesidir ki, doğrudan doğruya Kur'anın birinci tabaka şâkirdleridir."(3)

Allah’ın kula yakınlığından inkişaf eden külli ve feyizli bir meslektir. Risale-i Nur mesleği de bu sınıftandır. Tamamen vehbi bir meslektir.

Tarikat mesleğinde nefsi öldürmek ve ölüm ile hayali irtibat kurmak vardır; Risale-i Nur mesleğinde ise nefsi ıslah ve terbiye ve ölümü hakikat suretinde düşünmek esastır.

Akibeti düşünmek suretinde gelecekte olacak bir şeyi şimdiki zamanda gelmiş gibi farz etmek ve ona göre tavır almak, hayali bir şey oluyor, mürit kendini ölmüş biliyor kefene sarılıp yatıyor, kendini kabir hükmünde olan mağaraya atıyor,  nefis bu gibi  haletlerden müteessir olup uyanmaya çalışıyor. Bunların hepsi olmamış bir şeyi olmuş gibi hayal etme üzerine bina olduğu için, hem tatbiki zor hem de tesiri az oluyor.

Ama hakikat noktasında şimdiki zamandan gelmesi muhakkak olan geleceğe fikren gitmek, nazarı ona çevirmek hem hakikattir, hem de daha müessirdir, hem de uygulanabilirliği daha kolay olan bir yoldur. Peygamberimiz (asv) de bu hakikate şu hadisi ile işaret ediyor:

"Bütün gelecek olan yakındır."

Yani senin uzak gördüğün istikbal, aslında sana çok yakındır, ona göre tedbirli ol, ona göre ölüme hazırlıklı ol, diye ikaz ediyor. Yani fikren istikbale gitme yolunu teşvik ediyor.

Özet olarak, ölümle bağlantı kurmanın iki yolundan biri fikren istikbale gitmek ve ölüme nazarını çevirmek yoludur ki hakikatli bir yoldur, herkes bu yolda gidebilir. İkinci yol ise istikbali şimdiki zamana hayalen taşımaktır yani kendini ölmüş bileceksin, musalla taşına yatacaksın, kefeninle kabire benzer bir çilehaneye gireceksin, orda nefis terbiye olana kadar mücadele edeceksin. Bu yolun bu zamanda tatbiki imkansızdır ve herkes bu yolda gidemez, onun için hakikat olan birinci yolu ve metodu tatbik etmek lazımdır.

Bunun yanında Risale-i Nur mesleği içinde olup da tarikat meşrep kardeşler ve ağabeyler bulunabilir. Bu gibi kardeşler ve ağabeyler Risale-i Nurları biraz kendi mizaç ve meşrebince yorumlayıp öylece anlayabilirler. Böyle olması Risale-i Nur mesleğini tarikat yapmaz.

Dipnotlar:

(1) bk. Mektubat, Yirmi İkinci Mektup Birinci Mebhas.

(2) bk. Sözler, Yirmi Yedinci Söz'ün Zeyli.

(3) bk. Mektubat, On Sekizinci Mektup.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Hizmet Metodları | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 4025 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...