Block title
Block content

"Cemâl-i mutlaktan ebedî ayrılmaktan gelen derin yarasını, ancak ona adâvetle, ondan küsmekle ve onu inkâr etmekle tedavi edebilir. İşte, kâfirlerin Allah’ın düşmanı olması bu noktadan ileri geliyor." İki cümle arasındaki bağlantıyı kurar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Çünkü insan, sevdiği ve kıymetini takdir ettiği bir cemâl-i mutlaktan ebedî ayrılmaktan gelen derin yarasını, ancak ona adâvetle, ondan küsmekle ve onu inkâr etmekle tedavi edebilir. İşte, kâfirlerin Allah'ın düşmanı olması bu noktadan ileri geliyor. Öyleyse, herhalde o cemâl-i ezelî, kendisinin âyine-i müştâkı olan insan ile ebedü'l-âbâd yolunda seyahatinde beraber bulunmak için, alâ külli hal, bir dâr-ı bekada bir hayat-ı bâkiyeye insanı mazhar edecek."(1)

İnsanın elde edemediği ve ulaşamadığı bir şeye, hissen ve ruhen düşman olması fıtratının bir özelliğidir. "Benim olmayan güzele güzel demem.", "Ayı ulaşmadığı üzüme ekşi der." gibi deyimler, insanın bu fıtri özelliğine işaret ediyor. Şayet Allah, insanı ebedi hayata mazhar etmeyip, ebedi bir yokluğa ve hiçliğe mahkum etse idi, yani sonsuz cemalinden insanı mahrum etse idi, insan kendi hissiyat ve ruhunu teskin etmek için, Allah’a karşı düşmanlık edip kin bağlayacaktı. Onun sonsuz cemal ve kemalini unutmak için, inkara ve düşmanlığa yönelecekti.

Kafirler ahiret hayatına inanmadıkları için, dünyada mazhar oldukları güzellikleri ve mükemmellikleri, ebedi kaybetme halinden dolayı, hırçın ve düşman vaziyetini alıyorlar. Yani bir çeşit, Allah’ın ahiret alemini farazi olarak yaratmamasından hasıl olacak vaziyeti, kafirler hâlihazırda üzerinde izhar edip ilan ediyorlar. Kafirlerin bu ruh hali imansızlık ve inkardan hasıl oluyor. Kafirin Allah’a olan düşmanlığı, vehmi yokluk ve hiçlik düşüncesinden çıkan bir ruh halidir.

(1) bk. Lem'alar, Otuzuncu Lem'a Altıncı Nükte.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Altıncı Nükte | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 2441 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...