Block title
Block content

"Cemî zerrat-ı kâinat, birer birer, zât ve sıfât ve saire vücuh ile hadsiz imkânat mabeyninde mütereddit iken, birden bire bir ciheti takip, muayyen bir sıfatla ittisaf, mahsus bir keyfiyetle..." devamıyla açıklar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

İmkan, mevcudatın varlığının ve yokluğunun müsavi, yani eşit olma haline denir. Mevcudat varlık ve yokluk ortasında  mütereddit bir durumda iken, Vacibü'l-Vücut, yani varlığı kendinden olan Allah, ezeli iradesi ile bu tereddüdü bozup, mevcudata varlık rengini  vermiştir. Yani Allah imkan dahilinde olan mevcudatın yokluk cephesini değil, varlık cephesini irade etmiştir.

Bütün mevcudat varlık sahasına çıkma hususunda ve noktasında  Vacibü'l-Vücut olan Allah’a muhtaçtır. Şayet Allah bu mevcudatın varlık sahasına çıkmasını irade etmese idi, mevcudat  asla varlık sahasına çıkamazdı. Bu yüzden imkan, yani varlığı ve yokluğu eşit olan her şey, vücub mertebesinde olan Allah’a bakar ve ona muhtaçtır.

Mesela, bir atom sayısız cisimlere veya vücutlara girme kabiliyetinde iken, en uygun ve mükemmel vücuda  girmesi ve girdikten sonra her aşamada başka imkanlar ile karşılaşması ve oralarda da bir tercih edici ve tahsis edicinin varlığına muhtaç olması, gayet mükemmel derecede tevhide işaret eder. Atomun her adımı tevhide bir levha hükmündedir. Şuursuz atomun o binlerce imkan ve tercihler içinde en mükemmelini ve kendine en uygun olanı bilmesi ve tercih etmesi imkansız olduğu için, o adımların ve hareketlerin her safhasında ve aşamasında, Allah’ın tercih ve tahsisini görmek katiyetle zaruridir. Üstad Hazretleri böyle bir tarz ve yol ile her şeyin üstünde imkan ciheti ile tevhide delil getiriyor.

Kainattaki bütün zerreler, atomlar, önlerinde duran sayısız imkanlar ve olasılıklar karşısında nötrdür. Yani hepsine eşit mesafede ve hepsine girip işleme kabiliyeti içindedir. Bu sayısız olasılıklar içinden birisini takip edip o olasılıklar içinde bulunan sayısız sıfatlardan birisini tercih ederek hareket etmesi ve özel bir keyfiyet kazanması ve bu keyfiyet ve tercihlerden insanı hayret içinde bırakacak muazzam fayda ve hikmetlerin ortaya çıkması, tesadüf ve sebepleri azlederek, Allah’ın varlığını ve birliğini kör gözlere gösterip ispat eder.

Aklı ve şuuru olmayan bir atomun, o sayısız imkanlar içinden en güzelini ve en mükemmelini tercih ve tespit edip, ondan harika hikmet ve fayların çıkmasına hakiki vesile olması mümkün ve kabil değildir. 

Zerre, kainatın en küçük maddesi ve yapı taşına deniyor.  Bugün buna atom ya da atom altı parçacıklar diyorlar. Herhangi bir  atomun bir adım atması ya da  bir hareketi bütün kainatın intizam ve ahengi ile ilgilidir. Yani atom hareket ederken, bütün kainatın sistemini bilir bir ilme, görür bir göze sahip olması gerekiyor. Zira atacağı adım, yapacağı hareket bütün varlığı etkiler.  

Mesela, insan bünyesinde çalışan bir hücre, çalıştığı azanın genel sisteminden bağımsız hareket edemez, o azanın çalışma sisteminde uyumlu hareket etmesi gerekir. Aynı şekilde aza da vücudun genelinden bağımsız hareket edemez, vücudun genel sistemine uyumlu hareket etmesi gerekir. İnsan vücudu da zincirleme bir şekilde kainatın genel sisteminden bağımsız değildir vs...

Öyle ise atom ile kainat doğrudan ve dolaylı olarak birbirleri ile bağıntı içindedirler. Şimdi atomun bu mükemmel komple hareket tarzını izah etmek için, ya atomun bütün kainatı bilen bir ilmi ve gören bir gözü ve hükmeden bir kudreti var denilecek, ya da her şeyin sahibi ve maliki olan Allah’ın bir askeri bir memuru olduğu kabul edilecektir.

Sorunun geçtiği yeri okumak için tıklayınız:

Mesnevi-i Nuriye, Nokta

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...