Block title
Block content

“Cenâb-ı Hak hüsnünün derecatını ve cemalinin mikyaslarını zişuur ve müştak bir ayinede müşahede etmek ister.” cümlesini açıklar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Esmâ-i hüsna ifadesinden yola çıkarak, hüsnün derecatını “hepsi güzel olan İlâhî isimlerin tecelli mertebeleri” olarak yorumlayabiliriz. Allah’ın bütün sıfatları gibi bütün isimleri de nihayet kemaldedir, yani hepsi sonsuz derecede mükemmeldir, güzeldir. Öyle ise “derece ve mikyas” kelimeleri ancak tecelliler için kullanılabilir. Şu var ki bu tecellilerin her biriyle bir ismin farklı bir mertebesi sergilenmekte ve o yeni tecelli de yine ayrı bir İlâhî isim olarak karşımıza çıkmaktadır.

Örnek olarak Rab ismini ele alalım:

Rab ismi son derece mükemmeldir, Allah’ın rububiyeti yani terbiye ediciliği sonsuz kemaldedir. Ancak, Cenâb-ı Hak bu güzel ismini farklı aynalarda farklı derecelerde tecelli ettirmek istemiş ve bundan çok farklı güzellikler ortaya çıkmıştır. Cevşen'de geçen şu isimleri bu açıdan değerlendirelim:

Ey Cennetin ve narın Rabbi.

Ey, nebilerin ve hayırlı zevatın Rabbi.

Ey sıdıkların ve ebrarın Rabbi.

Ey küçüklerin ve büyüklerin Rabbi.

Ey hububatın ve meyvelerin Rabbi. …

Bu esmâya yenileri ilave edildiğinde Rab isminin birbirinden farklı sonsuz tecellileri olduğunu görürüz.
Üstad'ın, “İnsanın bir ferdi sair hayvanatın bir nevi hükmündedir.” ifadesinden hareketle diyebiliriz ki, her bir nevin terbiyesi Rab isminin ayrı bir tecellisi olduğu gibi, her bir insanın terbiyesi de öyledir.

Rabbünnas ismi geneldir, Kur’anda geçen “Rabbi Musa ve Harun” ifadesinde de ayrı birer isme dikkatimiz çekilmektedir. 

İşte insan, bütün bu tecellileri seyretmek ve bütün bu farklı güzellikleri birlikte temaşa etmek üzere “zişuur ve müştak” bir ayna olarak yaratılmıştır.

Bir mümin  bu temaşayı, bu tefekkürü yaptığında, sanki bütün bu güzellikler onun ruh aynasına aksederler. Güneşe baktığımızda onun gözümüzde aksetmesi gibi bu güzelliklere “mütefekkir bir muhatap” olan insan ruhu da son derece güzelleşir.

Cenâb-ı Hak bu güzelliklere mazhar olacak böyle bir ayna yaratmayı dilemiş ve insanı yaratmıştır. Bu manaya en mükemmel derecesiyle Peygamber Efendimiz (asv), diğer peygamberler, bütün alim ve salih insanlar mazhardırlar. Bunların Allah katındaki derecelerinin yüksekliği bu güzel ifade ile en mükemmel bir şekilde ortaya konulmuştur.

“Sath-ı âlemde kurulan şu sergi-yi İlahîde teşhir edilen tezyinata, kemalâta, güzel manzaralara ve rububiyetin haşmetiyle uluhiyetin azametine bir müşahid, bir mütenezzih, bir mütehayyir, bir mütefekkir lâzımdır ki, o güzellikleri görsün; o manzaralar arasında tenezzüh etsin; o hârika nakışlara, zînetlere tefekkür ile hayran olsun. Sonra o sergiden Sâni'in celaline, Mâlikinin iktidar ve kemalâtına intikal ile Onun azametine secde-i hayret etsin. Bu vazifeyi îfa edecek insandır.” (Mesnevî-i Nuriye, Zerre)

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...