Block title
Block content

"Cenab-ı Hak merhumeyi mağfiret eylesin ve sana ve onun evlâdlarına sabr-ı cemil ihsan eylesin!" Hüsrev Ağabeye kim için taziye veriliyor? Bir de "Dünyayla iki cihetle alâkan kesiliyor." ifadesini nasıl anlıyorsunuz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Aziz Kardeşim Hüsrev!"

"Cenab-ı Hak merhumeyi mağfiret eylesin ve sana ve onun evlâdlarına sabr-ı cemil ihsan eylesin! Ben de mateminize cidden hissedarım. Senin ağlamana ve ağlayan mektubuna iştirak ettim. Evet sen de benim gibi, dünya ile iki cihetle alâkan kesiliyor. Hem öyle lâzım. Senin gibi Risale-i Nur'un bir fedaisi alâkası olmamalı ve alâka peyda etmemeli. Alâkalı olsa fevkalâde bir sebat, bir ihlasın lüzumu ile beraber; bazı ârızalar içinde sarsılır, tam fedakârlık edemez. O havalinin kahramanları elhak müstesnadırlar. Alâkalar onları sarsmıyor. Fakat bazıları; Hüsrev gibi, Said gibi ve Âtıf ve emsali gibi bütün bütün alâkasız da bulunmak lâzım."(1)

Üstadımız bu mektupta Hüsrev Altınbaşak Ağabeyimizi, annesinin vefatından dolayı taziye ediyor. Hüsrev Ağabeyimizin manevi bazı özelliklerinin çok üst düzeyde olduğunu, ama kalbinin bütün bütün dünyadan kopması gerektiğini ifade ediyor. Validesinin vefatı vesile ile artık kendisini dünya ve içindekilerine bağlayan iplerin koptuğunu, böylece iman hizmetinde bundan böyle daha sağlıklı ve külliyetli hizmet edeceğini ilan ediyor.

Gerçi her Nur talebesi samimi bir şekilde imana hizmet ediyor. Ama bazı özel kişilerin tamamen dünyadan elini çekmesi ve bütün hissiyatıyla dine hizmet etmesinin lazım olduğu hatırlatılmaktadır.

Örnek olarak da Üstadımız, kendisini, Hüsrev Ağabeyi ve Atıf Ağabeyi ismen zikredip, diğerlerini de isim olarak zikretmeyip mutlak bırakmaktadır.

Said: Üstadımız burada kendisini kast ediyor. Hüsrev: Hüsrev Altınbaşak Ağabeyimizi kast ediyor. Atıf: Hasan Atıf Egemen Ağabeyimizi kast ediyor.

Hüsrev Ağabeyin daha önce gül fabrikasında çalışması ve orayı bırakıp Nur Hizmetlerine yönelmesi ile annesinin vefat etmesi sebebiyle "Dünyayla iki cihetle alâkan kesiliyor." denilmektedir.

Hüsrev Ağabeyin hayat kronolojisi aşağıdaki gibidir:

1899: Isparta’da dünyaya gelmesi.
1915: İdâdiye Mektebi’nden (Liseden) mezun olması.
1916: Birinci Dünya Savaşı sebebiyle 17 Yaşında Tuzla’da askere alınması.
1918: Harbin sona ermesi ardından İstanbul’dan Isparta’ya dönmesi.
1920: Yunanlılara karşı Kurtuluş Savaşı’na katılması.
1921: Savaşta esir düşerek Yunanistan’a götürülmesi.
1923: Savaş sonrası esaretten kurtulup Isparta’ya dönmesi.
- Sekiz sene sürecek olan memurluk hayatına başlaması.
1924: Babası Mehmed Efendi’nin 60 yaşında vefatı.
1931: Barla’ya giderek Bediüzzaman’a talebe olması.
1933: Tevâfuklu Kur’an’ın İlk nüshasını yazması.
1935: 25 Nisan. Isparta’da tutuklanması.
- 7 Mayıs. Ağır Ceza’da yargılanmak üzere Üstad’la beraber Eskişehir Hapishanesi’ne sevk edilmeleri.
- 19 Ağustos. Mahkemece Bediüzzaman’a bir sene, Hüsrev Efendi’yle on beş Nur Talebesi’ne altışar ay ceza verilmesi.
- 25 Ekim. Hüsrev Efendi ve on beş talebenin hapisten tahliye edilmeleri.
1936: Hapisten sonra hizmetlerine Isparta’da devam etmesi.
1937: Hüsrev Efendi’nin evinde şiddetli bir arama yapılması.
- Hizmet edebilmek için Senirce Köyü’ndeki çiftlik evine çekilmesi.
1939: Vâlidesinin hastalanması üzerine Senirce’den Isparta’ya dönmesi.
1940: Mart Ayı. Evinde Arabca ezan okuduğu için adlî takibata uğraması.
1941: 10 Eylül. Fethiye’de ihtiyat subayı olarak üçüncü defa orduya alınması.
1943: 27 Şubat. Askerden terhis olması.
- 14 Mart. Vâlidesi Ayşe Hanım’ın 75 yaşında vefatı.
1944: Kasım Ayı. Üstad Bediüzzaman ve talebeleriyle birlikte Denizli Hapsi’ne sevk edilmeleri.
- Mart Ayı. Üstad Bediüzzaman, Hüsrev Efendi ve Hâfız Ali’nin birlikte hapiste zehirlenmeleri ve Hâfız Ali’nin şehadeti.
- 15 Haziran. Mahkemenin verdiği beraat kararı üzerine Nur Talebeleri’nin tahliye edilmeleri.
1946: Hüsrev Efendi’nin Tahiri Mutlu’yla birlikte teksir makinesiyle faaliyete başlaması.
1947: Hüsrev Efendi’nin ve arkadaşlarının, teksir makinesiyle izinsiz kitab tab etmelerinden dolayı Isparta Mahkemesi’nden bir ay ceza almaları ve temyize gidilmesi.
1948: 17 Şubat. Hüsrev Efendi’nin tutuklanarak Afyon Hapsi’ndeki Üstad ve talebelerinin yanına götürülmesi.
1949: 6 Aralık. 9.5 ay hapis yattıktan sonra tahliye edilmesi.
1951: 13 Ekim. Hüsrev Efendi’nin boş durumda olan ablasının evine taşınması.
- 18 Kasım. Emirdağ’dan Isparta’ya gelen Üstad Bediüzzaman’ın Hüsrev Efen­di’yle üç ay kadar birlikte kalması.
1953: 5 Şubat. Hüsrev Efendi’nin evine yapılan bir baskınla pek çok risale ve evraka el konması.
1954: Isparta Mahkemesi’nde Üstad Bediüzzaman, Hüsrev Efendi ve bazı Nur Talebeleri aleyhinde dava açılması.
1956: 11 Eylül. Isparta Mahkemesi’nin iki senedir devam eden dava için men-i muhakeme kararı vermesi.
1960: 23 Mart. Bediüzzaman Hazrelerinin Ramazan’ın 25. Günü Urfa’da âhi­rete irtihâli.
- 27 Mayıs darbesinden bir süre sonra Hüsrev Efendi’nin üç ay hapis yatması.
1963: Hüsrev Efendi’nin genç Nur Talebeleri yetiştirmek üzere hamle başlatması ve Isparta’da 11 medrese açtırması.
1964: 22 Nisan. Isparta’da sekiz talebesiyle birlikte hapse alınan Hüsrev Efen­di’nin bir sene hapis yatması.
1965: Tevâfuklu Kur’an’ın dokuzuncu ve son nüshasını yazmaya başlaması.
1968: Isparta’daki yoğun baskılar sebebiyle Kuleönü’nde bir Nur Medresesi açtırarak eğitim faaliyetini köylere kaydırması.
1970: 28 Kasım. Tevâfuklu Kur’an’ın dokuzuncu ve son nüshasını Ramazan’ın 30’ncu günü tamamlaması.
1971: 8 Ocak. Kuleönü Medresesi’nin basılarak başındaki Said Nuri Hoca Efendi ve ileri gelen talebelerinin tutuklanıp Isparta Hapishanesi’ne konulmaları.
- 21 Ocak. Sav Köyü Medresesi basılarak hoca ve talebelerinin Isparta Hapishanesi’ne konulmaları.
- Mayıs Ayı. Sav Medresesi’nin bir kez daha basılarak yeni tutuklamalar yapılması.
- 5 Temmuz. Hüsrev Efendi ve 14 talebesinin Isparta Hapishanesi’ne alınması ve tutuklu talebe sayısının 33’e ulaşması.
- 25 Temmuz. Sıkıyönetim Mahkemesi’nde yargılanmak üzere Eskişehir’e sevk edilmeleri.
1972: 25 Mart. Mahkemenin Hüsrev Efendi’ye 5 yıl ve talebelerine de 4,5 ve 3 yıl gibi ağır cezalar vermesi.
1973: Aralık Ayı. İki ay kadar kalacağı Bursa Cezaevi’ne nakledilmesi.
1974: Ocak Ayı. Bursa’dan, önce Bergama’ya, sonra İzmir Buca Cezaevi’ne nakledilmesi.
- 16 Mart. Üç senedir (32 ay) devam eden mahkûmiyetinin, alınan sağlık raporuyla sona ermesi.
- Mart Ayı. Tevâfuklu Kur’an’ı basmak üzere İstanbul’da “Hayrat Vakfı” adıyla bir vakfın kurulmasına Isparta’da karar verilmesi.
- 16 Nisan. Hayrat Vakfı’nın İstanbul’da resmen kurulması.
- 15 Mayıs’ta çıkan af kanunuyla Hüsrev Efendi ve talebeleri üzerindeki geriye kalan cezaların kalkması.
- 20 Mayıs. Tevâfuklu Kur’an’ı tab’a hazırlamak üzere Ankara’dan İstanbul’a gitmesi.
1975: Hüsrev Efendi’nin Küçükçekmece’de inşaası tamamlanan Hayrât Vakfı merkezine geçerek hizmetlerine orada devam etmesi.
1976: 22 Eylül. Mushafları Tedkik Heyeti’nden Tevâfuklu Kur’an’ın hatasız ve basılabilir olduğuna dair resmî izin belgesinin alınması.
1977: 20 Ağustos. Hüsrev Efendi’nin İstanbul’da Ramazan’ın 6. gününde, 78 ya­şında Hakk’ın rahmetine kavuşması.
- 22 Ağustos, Isparta’da Doğancı Kabristanı’nda defnedilmesi.(2)

Dipnotlar:

(1) bk. Kastamonu Lahikası, 146. Mektup.
(2) bk. 25 Nisan 2011 tarihinde husrevaltinbasak.com sitesinden alınmıştır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
Yükleniyor...