Block title
Block content

"Cenâb-ı Hakkı bir isim, bir unvanla, bir rububiyetle, ve hâkezâ, tanısa, başka ünvanları, rububiyetleri, şe’nleri içinde inkâr etmesin. Belki, herbir ismin cilvesinden sair esmâya intikal etmezse zarar,.." cümlesinin geçtiği yeri açıklar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Madem perdelerin birbirine temâşâ eder pencereleri var. Ve isimler birbiri içinde görünüyor. Ve şuûnât birbirine bakar. Ve temessülât birbiri içine girer. Ve ünvanlar birbirini ihsas eder. Ve zuhurat birbirine benzer. Ve tasarrufat birbirine yardım edip itmam eder. Ve rububiyetin mütenevvi terbiyeleri birbirine imdat edip muavenet eder. Elbette gerektir ki, Cenâb-ı Hakkı bir isim, bir unvanla, bir rububiyetle, ve hâkezâ, tanısa, başka ünvanları, rububiyetleri, şe’nleri içinde inkâr etmesin. Belki, herbir ismin cilvesinden sair esmâya intikal etmezse zarar eder."

"Meselâ, Kadîr ve Hâlık isminin eserini görse, Alîm ismini görmezse, gaflet ve tabiat dalâletine düşebilir. Belki lâzım gelir ki, onun nazarı, daima karşısında Hüve, Hüvallah okusun, görsün. Onun kulağı her şeyden قُلْ هُوَ اللهُ اَحَدٌ  dinlesin, işitsin. Onun lisanı Lâ ilâhe illâhû beraber mîzened âlem desin, ilân etsin."(1)

Kainat, birbiri içinde, birbirlerini gösteren birer levhalar gibidir. Bir levhaya dikkat kesildiğimizde, o levhada hükmeden ismin manasını okurken, sair isimlerin manalarını da zımni olarak okumamız gerekiyor. Zaten Allah’ın sıfatları bir levha üstünde tecelli ederken, birlikte iç içe tecelli ederler, o levhada bir sıfat galip, diğerleri ise ona tabi olarak bir ahenk içinde tecelli ediyorlar. Biz o galip sıfatın tesirine girip sair sıfatları görmez isek, o zaman yanlış ve hatalara düşebiliriz.

Mesela; Kadir ve Halık isimleri her şeyi anında ve defi yaratma kabiliyetinde iken, Alim ve Hakim isimleri devreye girip araya sebepleri ve tertipleri yerleştiriyor. Şayet eşya tertipsiz ve sebepsiz, ani olarak, birden vücut bulsa, aradaki hikmet ve ilim manasını göremeyen insan, o eşyayı tabiata veya tesadüfe verebilir. Zira eşyanın arkasında sanatkarını en güzel ve parlak gösteren levha; ilim ve hikmettir. İlim ve hikmet ise; en güzel eşyanın sebep ve tertibi üstünde görünür. Defi ve anilik ilim ve hikmetin manasına uygun düşmüyor. Oysa eşyayı bütün isimlerin manasına uygun düşünmek gerekir, bir ismin tesiri ve manası ile bakmak hataya sebebiyet verir. 

İşte görmek ve dinlemek bu anlamdadır. Yani koca kainat ve içindeki levhalar, Allah’ın isim ve sıfatlarını gösteren ve anlatan birer perdeler hükmündedir. Bize düşen ise; bu perdeleri görmek ve işitmektir.

(1) bk. Sözler, Yirmi Dördüncü Söz.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...