Cenâb-ı Hakk'ın bir olması ile tek olması arasında ne fark vardır? Risale-i Nur'dan izah edebilir misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Allah (c.c) Ferd'dir. Yani bir olup, hem zâtında hem de sıfatlarında eşi ve benzeri olmayan demektir. Bu isim Allah’ın birliğini ifade eder; eşi ve benzeri olmadığını ders verir. Ferd ismi için, Vâhid ve Ehad isimlerini tazammun eden bir ism-i âzam...”(1) denilmektedir.

Allah (c.c.), Vitr'dir. Yani bir olan, tek olan, yegâne olan, eşi ve benzeri olmayan, dengi, nazîri, ortağı ve yardımcısı aslâ bulunmayan demektir. Allah hem zâtı itibariyle birdir, hem isim ve sıfatları itibariyle tektir, eşsizdir, benzersizdir, misli ve misali yoktur.

Bu izahlar ışığında Allah'ın bir olması Ferd isminin, eşi ve benzerinin olmaması ise Vitr isminin bir gereğidir. Vitr ismine göre tek ifadesi, Allah’a zatında, sıfatlarında, isimlerinde, Rububiyetinde, fiillerinde benzeyen ikinci bir ilahın olmaması anlamına geliyor. Bir olması rakam açısından, tek olması ise benzersiz ve eşsiz olması anlamına geliyor.

Mesela "Allah sonsuz kudret sahibidir." denildiğinde ikinci bir sonsuz kudret sahibi sebep ya da ilahın olması imkansızdır. Bunu diğer isim, sıfat ve fiiller için de kullanabiliriz. Mesela, sineği Allah yarattı, başka bir sebep ya da ilah da bir sinek yaratabilir denilmez. Allah bu yaratma konusunda bir ve tektir. Üstadımız da bu inceliğe şu şekilde işaret ediyor:

"Evet, bütün kâinatı bir saray, bir ev gibi muntazam idare eden ve yıldızları zerreler gibi hikmetli ve kolay çeviren ve gezdiren ve zerrâtı muntazam memurlar gibi istihdam eden Zât-ı Akdes-i İlâhînin şerîki, nazîri, zıddı niddi olmadığı gibi, لَيْسَ كَمِثْلِهِ شَىْءٌ وَهُوَ السَّمِيعُ الْبَصِير ["Onun benzeri hiçbir şey yoktur. O her şeyi hakkıyla işitir, her şeyi hakkıyla görür." (Şûrâ, 42/11)] sırrıyla, sureti, misli, misali, şebîhi dahi olamaz."(2)

"O ise her şeye nihayet derecede yakın olabilen bir Zât-ı Hayy-ı Kayyûm-u Zülcelâlin elbette hiçbir cihetle misli, nazîri, şerîki, veziri, zıddı, niddi olmaz ve olması muhaldir. Yalnız, mesel ve temsil suretinde şuûnât-ı kudsiyesine bakılabilir. Risale-i Nur'daki bütün temsilât ve tesbihat, bu mesel ve temsil nev'indendirler."(3)

Bu konuda, TDV İslam Ansiklopedisi VAHDÂNİYYET maddesindeki şu açıklamalar da kayda değerdir:

Allah’ın bir olması uluhiyet ve rububiyet gibi yücelik açısından değerlendirilmeli, tek olması ise hiç bir şeyde Allah'a denk olabilecek kimsenin bulunmaması yönünden değerlendirilmelidir. Çünkü sayısal açıdan teklik yalnızca Allah’a mahsus olmayıp gerçek varlığa sahip her bir parçanın ayrılmaz niteliğidir. Bu sebeple vahdâniyyet, Allah hakkında bütün yönleriyle ulûhiyyetinin gerçekliği bakımından dengi bulunmayan, yaratıklara özgü nitelikten söz edilemeyen ve unsurlardan teşekkül etmeyen bir varlık olduğunu ifade eder.(Beyâzîzâde Ahmed Efendi, s. 107-109).

Âlimler Allah’ın vahdâniyyetini yani bir ve tek oluşunu dört yönden ele alırlar.

1. Zâtında Vahdâniyyet. Bunun ilk anlamı, ilâhî zâtın hücreler gibi unsurlardan ve organlardan meydana gelmemesi ve birleşik varlık niteliği taşımamasıdır. Aksi takdirde O parçalara ihtiyaç duyar, bu sebeple de yaratılmış varlıklar seviyesine iner. Şu halde hem düşünce hem gerçek yönünden Allah’ın zâtına parça veya unsur nisbet etmek mümkün değildir. İlâhî zâtta vahdâniyyetin ikinci mânası Allah’ın zâtı gibi varlığı zorunlu başka bir vâcibin düşünülmemesidir (Fahreddin er-Râzî, IV, 170-172).

2. Sıfatlarında Vahdâniyyet. Bütün sıfatlarının eksiklikten münezzeh olması ve her birinin alanıyla ilgili her şeyi kapsamasıdır. Yaratılmış varlıkların sıfatları ise eksik, hâdis ve değişkendir. (Nûreddin es-Sâbûnî, s. 21-23).

3. Rubûbiyyette Vahdâniyyet. Vahdâniyyetin bu kısmı Allah’ın ibadet edilmeye lâyık yegâne varlık olmasını ifade eder. Cenâb-ı Hak kâinatı yaratan ve idare eden en yüce varlıktır, gerçek rab ve mâbud yalnızca O’dur. O’ndan başkasına tapmak, dua etmek, ibadette bulunmak, ayrıca O’nun sevgisine denk bir sevgi ile başkalarını sevmek ulûhiyyette vahdâniyyeti zedeleyen ve kişiyi şirke düşüren davranışlardır. Tarih boyunca insanların tanrı inancında şirke düşmeleri rubûbiyyette vahdâniyyet ilkesine uymamalarından kaynaklanmıştır. (Reşîd Rızâ, III, 326-328; XII, 199-200).

4. Fiillerinde Vahdâniyyet. Allah’ın zâtı, sıfatları ve mâbud oluşunda dengi bulunmadığı gibi fiillerinde de dengi yoktur. Çünkü fiiller fâilin zâtı ve sıfatlarının bir sonucudur. Allah’tan başka bütün fâillerin zât ve sıfatları O’nun zâtı ve sıfatlarına denk sayılmadığı gibi fiilleri de denk değildir. Ayrıca içindekilerle birlikte bütün kainat Cenâb-ı Hakk’ın hükümranlığı altındadır ve O’nun kainata dilediği şekilde tasarruf etmesi tabiidir.(4)

Dipnotlar:

(1) bk. Lem'alar, Otuzuncu Lem'a, Dördüncü Nükte.
(2) bk. age., On Dördüncü Lem'a, İkinci Makam.
(3) bk. age., Otuzuncu Lem'a, Altıncı Nükte.
(4) bk. TDV İslam Ansiklopedisi VAHDÂNİYYET mad., 42/428.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...