Block title
Block content

"Cenab-ı Hakk'ın rahmetiyle kırk dakikada o hakaika çıkılacak bir yol bulunsa, o yola karşı lakayt kalmak elbette karı akıl değil." ifadesinde, nasıl bir kırk dakikadan bahsetmektedir? Üstad kırk rakamını nasıl hesaplamış?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Buradaki kırk dakika, iman hakikatlerinin kalp ve ruhta kısa bir süre içinde inkişaf edip kökleşmesi anlamındadır ki, Risale-i Nurların her bir parçası iman hakikatlerini böyle kısa bir müddet içinde inkişaf ettirip kökleştirebilir.

Mesela, kader meselesini Sadı Taftazani elli sayfada, alim tabakaya müşkülatlı bir şekilde anlatabilirken, Risale-i Nur üç dört sayfa ile en avam adama da o meseleyi izah edebiliyor. Normalde on beş yıllık medrese tahsili isteyen bu gibi imana dair ince meseleleri Risale-i Nurlar bir iki ders ile izah ve ispat edebiliyor.

Burada harika olan muhatap değil, Risale-i Nurlardır. Yani insanlara bu gibi müşkül ve ince meseleleri kısa bir müddet içinde ders veren Risale-i Nurların harika meziyetleridir. Muhatabın kabiliyet ve vaziyeti, sadece anlama derecelerinde ve mertebelerinde önemlidir. Zira herkesin anlama ve bir anda inkişaf etme makamı aynı değildir. Bazıları on beş haftada inkişaf ederken, bazılarının kabiliyeti şimşek gibi bir anda parlar, bir anda inkişaf eder.

Risale-i Nurlar, kabiliyeti şimşek gibi olan birisine bir anda, yani kırk dakikalık bir derste velayet makamını verebilir. Yanlış anlaşılmasın, Risale-i Nurları her dinleyen birden velayete çıkıyor demek değildir. Sadece kabiliyeti buna müsait olan birisini uzun manevi seyirlere ihtiyaç bırakmadan, bir anda velayet derecesine çıkarır demektir. Ama her muhatap Risale-i Nurların bu harika meziyetini kendinde izhar edemeyebilir, burada kusur muhataba aittir. 

* * *

"Eskiden kırk günden tut, tâ kırk seneye kadar bir seyr ü sülûk ile bazı hakaik-i imaniyeye ancak çıkılabilirdi. Şimdi ise, Cenâb-ı Hakk'ın rahmetiyle, kırk dakikada o hakaike çıkılacak bir yol bulunsa, o yola karşı lâkayt kalmak elbette kâr-ı akıl değil. İşte, otuz üç adet Sözler, böyle Kur'ânî bir yolu açtığını, dikkatle okuyanlar hükmediyorlar."(1) 

"Risale-i Nur'u bir yıl anlayarak ve kabul ederek okuyan zamanın mühim ve hakikatli bir alimi olduğu gibi, kırk senede elde edilen velayet makamını kırk dakikada istidadı olana verebilir." (2)

Öncelikle şunu ifade edelim, buradaki rakamlar semboliktir ve rakamların nispeti tarikattaki "kırk" ifadesine göredir. Malum tarikatta kırk rakamının özel bir yeri bulunmaktadır. Tasavvufta dervişlerin kapalı bir yere çekilerek ibadetle geçirdikleri kırk güne çile denmektedir. Tasavvuftaki seyrü sülûkun asgari ve azami müddeti de kırk gün ile kırk senedir.

Ayrıca Hazreti Musa (as)’in Tur-u Sina dağında kırk gün kalması, Peygamber Efendimiz (asm)'in kırk yaşında peygamber olması ve ayetlerin kırk rakamına dikkat çekecek şekilde vurgu yapması vesaire kırk rakamının alelade bir rakam olmadığını bize gösteriyor.

"... Nihayet olgunluk çağına gelip, kırk yaşına varınca şöyle der..." (Ahkaf, 46/15)

"... Ben sizin aranızda bundan (Kur’an’ın inişinden) önce (kırk yıllık) bir ömür yaşadım. Hiç düşünmüyor musunuz?” (Yunus, 10/16)

"...Rabbinin belirlediği vakit kırk geceye tamamlandı..." (A'raf, 7/142)

"... O halde orası onlara kırk yıl haram kılınmıştır...." (Maide, 5/26)

Üstadımızın kırk rakamını baz alması ve ona göre bir kıyaslama yapması bu yüzdendir. Burada ifade edilen asıl mesele, tarikatla uzun ve meşakkatle elde edilen velayetin, Risale-i Nurla kısa zamanda elde edilmesidir.

Dipnotlar:

(1) bk. Mektubat, Beşinci Mektup. 

(2) bk. Lem'alar, Yirmi Birinci Lem'a.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Beşinci Mektup | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 4343 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...