Block title
Block content

"Cenâb-ı Hakk'ın sana verdiği mahz-ı nimet olan vücut mertebelerine mukàbil şükretmeyerek, imkânât ve ademiyat nev’inde ve senin eline geçmediği ve sen lâyık olmadığın yüksek nimetlerin sana verilmediğinden, bâtıl bir hırsla Cenâb-ı Haktan şekvâ ediyorsun ve küfrân-ı nimet ediyorsun?" İzahı?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Ey insan-ı müştekî! Sen mâdum kalmadın, vücut nimetini giydin, hayatı tattın, câmid kalmadın, hayvan olmadın, İslâmiyet nimetini buldun, dalâlette kalmadın, sıhhat ve selâmet nimetini gördün ve hâkezâ... Ey nankör! Daha sen nerede hak kazanıyorsun ki, Cenâb-ı Hakk'ın sana verdiği mahz-ı nimet olan vücut mertebelerine mukabil şükretmeyerek, imkânat ve ademiyat nev'inde ve senin eline geçmediği ve sen lâyık olmadığın yüksek nimetlerin sana verilmediğinden, bâtıl bir hırsla Cenâb-ı Hakk'tan şekvâ ediyorsun ve küfrân-ı nimet ediyorsun?"(1)

Allah’ın insana vermiş olduğu varlık, hayat, ruh, insaniyet ve iman gibi küllü ve büyük nimetler birer vukuattır ve büyük bir şükür gerektirir. Bunun şükrünü eda etmeden, insanın verilmemiş bir nimete gözünü dikerek, isyan şeklinde "Allah neden bana şu şu nimetleri vermedi." demesi nankörlük ve alçaklıktır.

İmkanat ve ademiyat, insana henüz verilmemiş ve insanın da hak etmediği nimetler anlamına gelmektedir. Verilmiş nimetlere şükretmeyen insanın, verilmemiş nimetlere gözünü dikerek isyanvarî bir şekilde Allah’a karşı saygısızlık etmesi iman ve ibadetle bağdaşmaz.

İnsan aralıksız bir şekilde gece gündüz ibadet edip şükretse, yine de Allah’ın peşinen verdiği nimetlerin şükrünü ede edemez. Öyle ise yeni ve hak etmediği nimetleri hırsla ve isyan şeklinde istemesi, tam bir cehalet tam bir nankörlüktür.

Üstadımız bu ince meseleyi şu temsil ile akla yaklaştırıyor:

"Acaba bir adam, minare başına çıkmak gibi âli derecatlı bir mertebeye çıksın, büyük makam bulsun, her basamakta büyük bir nimet görsün; o nimetleri verene şükretmesin ve desin: 'Niçin o minareden daha yükseğine çıkamadım?' diye şekvâ ederek ağlayıp sızlasın; ne kadar haksızlık eder ve ne kadar küfrân-ı nimete düşer, ne kadar büyük divanelik eder; divaneler dahi anlar."(2)

Dipnotlar:

(1) bk. Mektubat, Yirmi Dördüncü Mektup.

2. bk. age.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Birinci Makam, Birinci Remiz | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 591 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...