Block title
Block content

Cenab-ı Hakk’ın vacibü’l-vücud olmasının delillerinden özet olarak bahseder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

 

Kelam âlimleri Cenab-ı Hakk’ın varlığını ispat konusunda imkân ve hudus delilleri üzerinde önemle durmuşlar, Üstat Hazretleri de Otuzuncu Pencere için,

  “Şu pencere imkân ve hudûsa müesses umum mütekellimînin penceresidir.”

buyurmuş ve çok önemli açıklamalarda bulunmuştur. Burada o konunun çok kısa bir özetini vermekle yetineceğiz.

   Bu pencereden sadece iki nakil yapalım:

“Mütekellimîn demişler ki: ‘İmkân, mütesâviyü’t-tarafeyndir. Yani,  adem  ve  vücud, ikisi de müsavi olsa, bir tahsis edici, bir tercih edici, bir mucid lâzımdır.’ ”  

  Allah, vacibü’l-vücuddur.  Vâcibü’l-vücûd, kısaca, “varlığı zatından, ezelî ve ebedî, olmaması muhal” demektir. Bütün mahlukların varlıkları ise “mümkinü’l-vücûd” grubuna gider. Bunun da kısaca tarifi şu şekildedir: Varlığı zatından olmayıp  Allah’ın  yaratmasıyla var olan, ezelî ve ebedî olmayan, olup olmaması müsavi bulunan.

Olmasıyla olmaması birbirine eşit olan, yani yaratılması da yoklukta bırakılması da mümkin olan bir şey varlık sahasına çıkmışsa, onun var olmasını tercih eden bir mucid lazımdır. O icad fiilinin sahibi ancak Vâcibü’l-Vücûd’dur.  Zira, mümkin varlıklar mahiyetce aynı cinstendirler, birbirlerinin mucidi olamazlar.

Buna şöyle basit bir örnek verebiliriz: Bir kitaptaki bütün kelimeler, cümleler aynı mahiyettedirler. Hepsi yazı olmakta birleşirler. Bunların hiçbiri kâtip olamaz. Bu cümlelerden birisini kendinden bir önceki cümlenin  yazdığı da iddia edilemez.

İşte “mümkin” olmada birleşen her şey de varlık sahasına çıkmak için bir vacibe muhtaçtırlar. O Vâcibü’l-Vücûd ise ancak Allah’tır.

Üstat Hazretleri daha sonra konuyu çok daha geniş bir sahada ele alıyor ve buyuruyor ki:

 “Herbir şey, vücudunda, sıfâtında, müddet-i bekâsında hadsiz imkânat, yani gayet çok yollar ve cihetler içinde mütereddit iken, görüyoruz ki, o hadsiz cihetler içinde vücutça muntazam bir yolu takip ediyor. Her bir sıfatı da, mahsus bir tarzda ona veriyor.”

Var edilen bir şeyin hem vücudu yani zatı hem de sıfatları,  sonsuz imkânat yolları içerisinden en faydalı bir yolla meydana gelmişlerdir. Bu tercih için de  yinebir tahsis edici, bir tercih edici, bir mucid lâzımdır.”  

İnsan mevcut halinin dışında sonsuz farklı şekilde yaratılabilirdi. Bunlar içerisinden “vücutça muntazam bir yolu takip”  ederek şu mevcut şekli alması sonsuzda bir ihtimal iledir. Sonsuzda bir ihtimal sıfırdır, yani böyle bir şeyin ihtimalle meydana gelmesi mümkün değildir. O halde bir tahsis, bir tercih söz konusudur.

Sadece bir organımızı örnek alalım: İnsan kulağı için şekli, yeri, büyüklüğü ve taşıdığı özellikler itibariye sonsuz yol vardır. Kulak, bu farklı yollar içerisinden ancak bu şekliyle, bu özellikleriyle ve bedendeki mevcut yeriyle fayda sağlayabilir. Bu halinin dışında da yine sonsuz farklı yollar vardır. Bunlar içerisinden   “muntazam bir yolu takip”  ederek mevcut şeklini alması  ve  halen mevcut özelliklerini takınması  için de  yine “bir tahsis edici, bir tercih edici, bir mucid lâzımdır.”  

Mümkinat aleminden böyle sonsuz misâller verilebilir ve bunların her birisi bir Vâcibü’l-Vücûd’un varlığını ispat ederler.  

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...