Block title
Block content

"Cenâb-ı Hakkın zâtında şeriki olmadığı gibi -çünkü intizam bozulur, âlem fesada gider- fiilinde de şeriki yoktur. Çünkü, suubetten, güçlükten dolayı âlemin ademden çıkmamasına sebep olur." cümlelerini açıklar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

" Kezalik, inşa ve icadlarda görünen şu suhulet-i mutlaka, bütün mevcudatın bir Sâni-i Vâhidin eseri olduğunu, vücub derecesinde istilzam ediyor. Aksi halde, suubet, güçlük öyle bir derece-i imtinâ ve muhaliyete çıkacaktır ki, o cins ve nevilerin ademden vücuda çıkmalarına bir sed çekilmiş olur. Binaenaleyh, Cenab-ı Hakkın zatında şeriki olmadığı gibi -çünkü intizam bozulur, âlem fesada gider- fiilinde de şeriki yoktur. Çünkü, suubetten, güçlükten dolayı âlemin ademden çıkmamasına sebep olur."(1) 

Şirk Allah’a ortak koşmak demektir ki, bu genel hatları ile  iki  çeşittir. Bunlardan birisi uluhiyette şirk, diğeri ise rububiyette şirktir.

Uluhiyette şirk, ikinci bir ilahın tasavvur edilmesidir ki, Mecusilerin hayra ayrı şerre ayrı iki ilah tasavvur etmeleri buna örnek olarak verilebilir. Şayet müstakil ve birbirinden bağımsız iki ilah olmuş olsa idi, kainatta bir düzen, bir sistem, bir ahenk ve uyum olmazdı. Buna kelam ilminde bürhan-ı temanu deniyor. Yani birinin ak dediğine, diğeri kara diyeceği için intizam olamazdı.

Şirkin ikinci çeşidi olan rububiyette şirk, tek İlahı kabul etmekle birlikte, Allah’ın rububiyetine  ve tasarrufuna  bazı mahlukları ve sebepleri ortak ve yardımcı yapmaktır. Mesela "Allah vardır, ama elmanın icadını elma ağacına ya da sebeplere bırakmıştır." diyerek, onun kainat üstündeki mutlak tasarruf ve idaresini inkar ediyorlar. Bu türden şirk çoktur. Hatta tarihteki şirk fikirlerinin kahir ekseriyeti bu türdendir diyebiliriz. Mekke müşrikleri de Allah’ı kabul ediyorlardı, lakin putları ona ortak koşuyorlar, "Bunlarla biz Allah’a yaklaşıyoruz." diyorlardı. 

"Fiilinde şeriki yoktur." ifadesi, ikinci tür şirk kapsamına giriyor. Evet mahlukatın mahlukata illet ve yaratıcı olması mümkün olmadığı için, bir mahlukun başka bir mahluku vücuda çıkarması muhal derecesinde bir suubettir ki, bu da alemin bu şekilde yaratılmasının imkansız olacağına işaret ediyor.

Evet, alemi yaratacak zatın hazır ve mevcut bir durumda olması ve başlangıcının olmaması gerekir. Zira madum mevcuda illet olamaz. Yani kendisi var değilken, başkasına varlık bahşetmesi mümkün değildir, demektir. Olmayan bir şey olana illet olamaz. Kainattaki her şey madumken, mevcut olmuşlar. Bu da madum olmayan ezeli ve ebedi bir İlahı iktiza eder.

(1) bk. Mesnevî-i Nuriye, Lem'alar.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Lem'alar | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 3242 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...