Block title
Block content

"Cennet, esma-i ilahiyenin bir gölgesi, dünya cennetin gölgesidir..." gibi ifadeleri nasıl anlamalıyız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Dünya nasıl ki, Cennetin yanında gölge ve zindan mesabesinde kalıyor ise, Cennet de Allah’ın isimlerinin gölgesi hükmündedir. Eşya, isimler, sıfatlar, şuunatlar ve Zat-ı Vacibü'l-Vücut arasında mukayese yapıldığı zaman, nispi olarak alttan üste doğru varlık mertebesi olarak bir tedricilik ortaya çıkıyor. Yani eşya isimlere nispet edildiği zaman, gölge gibi kalır; isimler de sıfatın yanında gölge gibidir, sıfatlar da şuunatların yanında gölge hükmündedir. Şuunatlar da Zat-ı Akdese nispet edildiği zaman gölge gibi kalır.

Şayet isimleri Zat-ı Akdese nispetle düşünecek olursak, Allah’ın Zatının yanında gölgenin gölgesi gibi kalır. Üstad Hazretleri bu hiyerarşik sıralamayı çok yerlerde yapıyor. Mesela bunlardan bir tanesi şöyledir:

"Nasıl mükemmel, muntazam, san'atlı, saray gibi bir eser, bilbedâhe, muntazam bir fiile delâlet eder. Yani, bir bina, bir dülgerliğe delâlet eder. Ve mükemmel, muntazam bir fiil, bizzarure, mükemmel bir fâile ve mahir bir ustaya, bir dülgere delâlet eder. Ve mükemmel usta ve dülger ünvanları, bilbedâhe, mükemmel bir sıfata, yani san'at melekesine delâlet eder. Ve mükemmel sıfat ve o mükemmel meleke-i san'at, bilbedâhe, mükemmel bir istidadın vücuduna delâlet eder. Ve mükemmel bir istidat ise, âli bir ruh ve yüksek bir zâtın vücuduna delâlet eder."

"İşte, bütün âlemdeki âsâr-ı san'at ve bütün mahlûkat, herbiri birer eser-i mükemmel olduğundan, herbiri bir fiile; ve fiil ise isme; isim ise vasfa; ve vasıf ise şe'ne; ve şe'n ise zâta şehadet ettikleri için, masnuat adedince, birtek Sâni-i Zülcelâlin vücub-u vücuduna şehadet ve ehadiyetine işaret ettikleri gibi, heyet-i mecmuasıyla, silsile-i mahlûkat kadar kuvvetli bir tarzda bir mirac-ı marifettir. Hiçbir cihette içine şüphe girmeyen müteselsil bir burhan-ı hakikattir."(1)

Cennet ile dünya arasında elbette bir makam farkı vardır. Dünyanın bütün lezzetleri toplansa cennetin bir lezzetine mukabil gelmez. Üstat bu manayı şöyle ifade ediyor:

“... dünyanın bin sene mes’udâne hayatı, bir saat hayatına mukàbil gelmeyen Cennet hayatının; ve o Cennet hayatının dahi bin senesi, bir saat rüyet-i cemâline mukàbil gelmeyen bir Cemîl-i Zülcelâl daire-i rahmetine ve mertebe-i huzuruna gidiyorsun.(2)

Dünyada sebepler ve zıtlar iç içe olduğu için, Allah’ın rububiyeti gizli ve perdelidir. Cennette ise sebepler ve zıtlar olmadığı için, Allah’ın isimleri fiiller ile beraber güneş gibi tulu edecek. Bu da cennete ayrı bir değer ve ayrı bir makam bahşediyor. 

Dipnotlar:

(1) bk. Sözler, Otuz Üçüncü Söz, On Sekizinci Pencere.

(2) bk. Mektubat, Yirminci Mektup, Birinci Makam.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...