Block title
Block content

Cennet hayatında yükselme var mı; Risalelerde bu konuda ne deniyor?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Cennet hayatı, yeknesak, monoton ve bitevi bir hayat değildir. Maddi ve manevi her açıdan yükselişi olan bir ortam olduğunu, ayet ve hadislerden anlıyoruz.

Maddi ve manevi nimet ve lezzetlerin her geçen gün değişerek artacağı anlaşılmaktadır. Ancak bu değişimin ölçüsü, dünyadan götüreceğimiz derece ve numara esas alınarak tahakkuk edektir. Şualarda geçen şu ifadelerden de bunu anlamaktayız:

"Fakat nur-u İmân gözlüğüyle bakarsa, insanların kâinat sergisinde teşhir edilen garip, acip kudretin mucizelerini görmek ve mütalâa etmek için Sultan-ı Ezeli tarafından gönderilmiş mütalâacı olduklarını anlar. Ve bunlar o mucizenin derece-i kıymet ve azametine ve Sultan-ı Ezelinin azametine derece-i delâletlerine kesb-i vukuf ettikleri nisbetinde derece ve numara aldıktan sonra, yine Sultan-ı Ezelinin memleketine dönüp gideceklerini anlar..."

(1) bk. Lem'alar, Yirmi Dokuzuncu Lem'a, İkinci Bab.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: İkinci Bab | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 4798 | Word indir | Pdf indir
Paylaş

Yorumlar

MUTLU DEK
Cennet hayatı, yeknesak, monoton ve bitevi bir hayat olmadığını siz söylüyorsunuz,aşağıdaki paragrafta öyle demiyor.DÜNYADAKİ ALINAN DERECE VE NUMARADAN BAHSEDİYOR.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (editor)

Dünyada alınan derece ve numara esas alınacaktır. Temsil de hata olmasın, birisi beş derece ile diğeri ise sekiz derece ile cennete giden iki kişi düşünelim. Cennet hayatına, aldıkları derece ile başlayacaklar. Her an bu derece artacaktır. Birisi 5+10+15+20+25+... diye artarken; diğer ise, 8+16+24+32 +40+... şeklinde artacaktır.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
mesece
Esselamu Aleykum Gerek Nurlardan gerekse şimdiye kadar okuduğumuz hadis-i şeriflerden ve gerekse hikmet gereği olarak, ebedi yurdumuz ahirette yeknesaklık-monotonluk olmayacağını birazcık olsun anlayabiliyoruz. Şu anda kelime kelime yerlerini göstermek belki mümkün değil fakat bir müddettir kalbime gelen mana şu idi ki: İki insan düşünün bir ylda süratli bir arabayla gidiyorlar. diyelim ki belirli bir noktaya iki ayrı hızda girdiler... Bu hızlarının artık sabit olduğunu-kaldığını farzediyoruz. Diyelim ki birincisi saatte 100 km, diğeri ise 60 km. hızla girdi ve bu hızla ebede kadar seyahat edecek devam edecekler... Hiç şüphesiz ki bu temsili bir ehl-i imana tatbik ettğimizde belki büyük bir mükafat söz konusu olacak... fakat imanla kabre giremeyenlerin de sonsuza kadar menfi-eksi yönde ilerlediklerini ve her geçen gün azaplarının arttığını ve elemlerinin ziyadeleştiğini farz edersek... bunu rahmet-i ilahiye ve adalet-i ilahiye ile nasıl telif edebiliriz.(Tabi bu arada iki ehl-i cennet arasındaki mesafenin de sürekli olarak artacağı-açılacağını da unutmayalım...) 20 Lemadaki bir haşiyede aşağıdaki satırları okuyoruz: "Mühim bir taraftan ehemmiyetli bir sual: Rivayette gelmiş ki; Cennet'te bir adama beşyüz senelik bir Cennet verilir. Bu hakikat akl-ı dünyevînin havsalasında nasıl yerleşir? Elcevab: Nasılki bu dünyada herkesin dünya kadar hususî ve muvakkat bir dünyası var. Ve o dünyanın direği onun hayatıdır. Ve zâhirî ve bâtınî duygularıyla o dünyasından istifade eder. Güneş bir lâmbam, yıldızlar mumlarımdır der. Başka mahlukat ve zîruhlar bulunmaları, o adamın mâlikiyetine mani olmadıkları gibi, bilakis onun hususî dünyasını şenlendiriyorlar, zînetlendiriyorlar. Aynen öyle de, fakat binler derece yüksek, herbir mü'min için binler kasır ve hurileri ihtiva eden has bahçesinden başka, umumî Cennet'ten beşyüz sene genişliğinde birer hususî Cennet'i vardır. Derecesi nisbetinde inkişaf eden hissiyatıyla, duygularıyla Cennet'e ve ebediyete lâyık bir surette istifade eder. Başkaların iştiraki onun mâlikiyetine ve istifadesine noksan vermedikleri gibi, kuvvet verirler. Ve hususî ve geniş Cennetini zînetlendiriyorlar. Evet, bu dünyada bir adam, bir saatlik bir bahçeden ve bir günlük bir seyrangâhtan ve bir aylık bir memleketten ve bir senelik bir mesiregâhta seyahatından; ağzıyla, kulağıyla, gözüyle, zevkiyle, zaikasıyla, sair duygularıyla istifade ettiği gibi; aynen öyle de, fakat bir saatlik bir bahçeden ancak istifade eden bu fâni memleketteki kuvve-i şâmme ve kuvve-i zaika, o bâki memlekette bir senelik bahçeden aynı istifadeyi eder. Ve burada bir senelik mesiregâhtan ancak istifade edebilen bir kuvve-i bâsıra ve kuvve-i sâmia orada beşyüz senelik mesiregâhındaki seyahattan; o haşmetli, baştan başa zînetli memlekete lâyık bir tarzda istifade eder. Her mü'min derecesi ve dünyada kazandığı sevablar, haseneler nisbetinde inbisat ve inkişaf eden duygularıyla zevk alır, telezzüz eder, müstefid olur." "....derecesi nisbetinde..." diyor. Fakat bu inkişaf birden mi olacak yoksa herkesin sermayesi ve inkişaf eden kabiliyeti mikdarınca tedrici olarak ebede kadar devam mı edecektir? Bu meseleye hem sizlerin hem de bütün ilgilenen arkadaş ve kardeşlerin katkısını bekliyorum. Binler selam ve seviler. M.S.C
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...