Block title
Block content

Cennete giren bir kişi kendinden üst tabakada olan birini görünce, "Keşke ben de çok ibadet etseydim.", diye pişmanlık duyacak mı? Risalelerde bu konuyla alakalı yerler var mı?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Yirmi Sekizinci Söz olan Cennet bahsinde başka bir vesile ile sorulan bir soruya verilen bir cevap vardır. Aşağıya aldığımız bu soru ve cevap sizin sorunuza da cevap olmaktadır. Zira bu cevapta, farklı manevi mertebeleri olanlar bir arada, hatta aynı sofrada bulunacaklar ama herkes seviyesi kadar sofradan istifade edecek ve başkasının mertebesi onu etkilemeyecektir. Dolayısı ile herkes kendi halinden ve seviyesinden memnun olacaktır. Zira başkası ile aynı imkanları görünürde paylaşmaktadır. Fark, lezzet ve istifade oranında gizlidir. Lezzet ise gözle görünmüyor ki, kıskanılsın veya gıpta edilsin.

"Sual: اَلْمَرْءُ مَعَ مَنْ اَحَبَّ sırrınca, dost dostuyla beraber Cennette bulunacaktır. Halbuki, basit bir bedevî, bir dakikada sohbet-i nebeviyede lillâh için bir muhabbet peydâ eder; o muhabbetle, Cennette Peygamberin yanında bulunması lâzım gelir. Halbuki, gayr-ı mütenâhi feyze mazhar Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın feyzi, bir basit bedevî feyziyle nasıl birleşir?"

"Elcevap: Bir temsille şu ulvî hakikate şöyle bir işaret ederiz ki:
"Meselâ, gayet güzel ve şâşaalı bir bağda, muhteşem bir zat, gayet büyük bir ziyafet, gayet müzeyyen bir seyrangâh öyle bir surette ihzar etmiş ki, kuvve-i zâikanın hissedecek bütün lezâiz-i mat’umâtı câmi’, kuvve-i bâsıranın hoşuna gidecek bütün mehâsini şâmil, kuvve-i hayaliyeyi keyiflendirecek bütün garaibi müştemil, ve hâkezâ, bütün havass-ı zâhire ve bâtınayı okşayacak ve memnun edecek herşeyi içine koymuştur. Şimdi iki dost var, beraber o ziyafete giderler; bir locada, bir sofrada oturuyorlar. Fakat birisinin kuvve-i zâikası pek az olduğundan, cüz’î zevk alır. Gözü de az görüyor. Kuvve-i şâmmesi yok. Sanayi-i garibeden anlamaz, harika şeyleri bilmez. O nüzhetgâhın, binden ve belki milyondan birisini, kabiliyeti nisbetinde ancak zevk ederek istifade eder. Diğeri ise, bütün zâhirî ve bâtınî duyguları, akıl ve kalb ve his ve lâtifeleri o derece mükemmel ve o mertebe inkişaf etmiştir ki, o seyrangâhtaki bütün incelikleri, güzellikleri ve letâifi ve garaibi ayrı ayrı hissedip zevk ederek ayrı ayrı lezzet aldığı halde, o dostla omuz omuzadır."

"Madem bu karma karışık, elemli ve daracık şu dünyada böyle oluyor. En küçükle en büyük beraberken, serâdan Süreyyaya kadar fark oluyor. Elbette, dâr-ı saadet ve ebediyet olan Cennette, bittarîkı’l-evlâ, dost dostuyla beraberken, herbirisi istidadına göre sofra-i Rahmânü’r-Rahîmden, istidatları derecesinde hisselerini alırlar. Bulundukları Cennetler ayrı ayrı da olsa, beraber bulunmalarına mâni olmaz. Çünkü, Cennetin sekiz tabakası birbirinden yüksek oldukları halde, umumun damı Arş-ı Âzamdır. Nasıl ki, mahrutî bir dağın etrafında, birbiri içinde, birbirinden yüksek, kaidesinden zirvesine kadar surlu daireler bulunsa; o daireler birbirinin üstündedir, fakat birbirinin güneşi görmelerine mâni olmaz, birbirinden geçebilir, birbirine bakar. Öyle de, Cennetler de buna yakın bir tarzla olduğu, ehâdisin mütenevvi rivâyâtı işaret ediyor."(1)

Ayrıca aşağıda yer alan Ayet ve hadislerde de ifade edildiği üzere Cennet’te insana acı ve elem verecek hiçbir husus olmayacaktır. İnsanın fıtratında bulunan menfi hissiyat ve duygular sökülüp atılacaktır. Hal böyle olunca, cennette elem, keder, haset, pişmanlık gibi hissiyatlar da bulunmayacaktır.

"Orada nefislerinizin arzuladığı her şey sizindir ve istediğiniz her şey de sizindir."(Fussilet, 41/31)

"Onlar nefislerinin arzuladığı (sayısız nimet) içinde ebedi kalıcıdırlar."(Enbiya, 21/102)

"Derler ki: Bizden hüznü giderip yok eden Allah'a hamdolsun; şüphesiz Rabbimiz, gerçekten bağışlayandır, şükrü kabul edendir."(Fatır, 35/34)

"Eğer nasip olur da cennete girersen, 'Kızıl yakuttan bir beygire bineyim.' dersen binersin. 'Uçayım!..' dersen uçarsın."(1)

"Allah Teâla Hazretleri ferman etti ki: Ben Azimu'ş-Şân, salih kullarım için gözlerin görmediği, kulakların işitmediği ve insanın hayal ve hatırından hiç geçmeyen nimetler hazırladım." (2)

"Her kaygının da arkası kesilecektir. Cehennem ehlinin kaygısı müstesna..."(3)

"Onlar şöyle diyecekler: Biz ebedileriz, asla helak olmayız, biz mutlu kişileriz, asla kederlenmeyiz..." (4)

"Orada hiçbir dert ve tehlike yoktur..."(5)

Bu ve buna benzer onlarca ayet ve hadislerden çıkarılan manaya göre cennette insana acı ve elem verecek hiçbir husus olmayacak. İnsanın fıtratında bulunan menfi hissiyat ve duygular sökülüp atılacak. Hal böyle olunca, cennette elem, keder, haset, pişmanlık gibi hissiyatlarda bulunmayacaktır.

Dipnotlar:

(1) bk. Ramuz el-Ehadis-1, s. 149/5.
(2) bk. (Buhari, Müslim, Tirmizi), Kütüb-i Sitte-14, s. 4419/1.
(3) bk. Ramuz el-Ehadis-2, s. 342/15.
(4) bk. (Tirmizi), Büyük Hadis Külliyatı-5, s. 409/10099.
(5) bk. Ramuz el-Ehadis-1, s. 170/1.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 5.087
Word indir Pdf indir
Paylaş
Yükleniyor...