Block title
Block content

"Cesetlerin inşası, cesetlerin ihyası, ruhların cesetlere gelmesi..." Burada cesetlerin inşası hayatsız, maddî bir mesele midir? Cesetlerin ihyasındaki canlılığı nasıl anlamalıyız? Ruhların cesetlere gelmesi, cesetlerin ihyası arasında fark var mıdır?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bu soruya ışık tutacak şu  ayet-i kerimeyi hatırlayalım:

“Doğrusu Allah indinde İsa’nın meseli, Âdem meseli gibidir. Onu topraktan yarattı, sonra ona ol dedi, o da oluverdi.”(Âl-i İmran, 3/59)

Hz. Adem (as) topraktan yaratıldı. Sonra bu yaratmanın bir safhasında o bedene ruh ilka edildi. Zâten yaratılmış bulunan bir şeye “ol” denilmesi şöyle açıklanıyor:

"Ol!" emri verilinceye kadar geçen safhada Hz. Âdem (as)'in bedeni, gelişimini bir bitki gibi sürdürüyordu.Ol” emri, “Canlı bir varlık ol.” manasınadır ve bu emirle o bedene ruh verilmiş ve insan hayatı başlamıştır.

Bunun bir benzeri de bütün insanların yaratılışında görülüyor:

İnsan da ana rahminde dört ay kadar bir zaman nebatî bir hayat sürüyor. Bu dönemde beden tavırdan tavra girerek tekâmül ediyor. Bu yolculuğun bir safhasında, bedene ruh ilka ediliyor ve insanî hayat başlıyor.

Haşirde, “cesetlerin inşası, ihyası ve bedenlere ruh verilmesi” diye üç safhadan söz edilince, "Birinci kademede, yani cesetlerin inşasında hayat yok muydu?" diye bir soru hatıra geliyor.

Ayet-i kerimelerin de bildirdiği gibi, insan ahirette bir anda yaratılacak, dolayısıyla da söz konusu üç safha birlikte icra edilecektir.

O halde, bu şekilde bir sınıflandırma dünya hayatı için söz konusudur. Yani, dünyada insanın bedeni onun ruhuna uygun olarak inşa ediliyor. Bu beden hayat sahibi kılınıyor. Bu iki muamele birlikte cereyan ediyor. Yani, önce bedenimiz inşa edilip de sonra hayata kavuşmuyor. Beden nebatî hayat sahibi bir varlık olarak inşa ediliyor. Daha sonra bu bedene ruh ilka edilmekle, o nebatî hayat, insan hayatına inkılap ettiriliyor.

“İnşa, ihya ve bedenin ruha kavuşmasının” farklı safhalarmış gibi zikredilmesi, bunların farklı fiiller ve ayrı icraatlar olduğunu nazara vermek içindir. Yani, inşa etmek ayrı bir fiildir, Sani ismini gösterir. İhya etmek, o bedenlere nebatî bir hayat vermek daha başta bir fiildir. Bu fiilin icra edilmesiyle Muhyi ismi tecelli  eder ve bedenler kısmî bir hayata kavuşurlar. Bedenlere ruh ilka edilmesi, ruhla beden arasındaki o çok harika münasebetin kurulması ise apayrı bir mucizedir ve bunun icrasıyla gerçek manada insanî hayat başlar.

Bunların birlikte icra edilmeleri çok büyük bir ilahi tasarruftur. Buna dikkat çekmek için bu safhalar müstakil olarak zikredilmişlerdir...

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Uzunca bir Haşiye | Yazar: Alaaddin BAŞAR (Prof. Dr.) | Okunma Sayısı: 3416 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...