Block title
Block content

"Ümmetimin fesadı zamanında kim sünnetime temessük ederse, ona yüz şehid ecri veya sevabı vardır." diye geçiyor. Ama Risale-i Nur´da: "Fesad-ı ümmetim zamanında,..., sevabını kazanabilir." geçiyor. " Hadisin manası "vardır" mı, yoksa "olabilir" midir?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm ferman etmiş: مَنْ تَمَسَّكَ بِسُنَّتِى عِنْدَ فَسَادِ اُمَّتِى فَلَهُ اَجْرُ مِائَةِ شَهِيدٍ  Yani, 'Fesâd-ı ümmetim zamanında kim benim sünnetime temessük etse, yüz şehidin ecrini, sevabını kazanabilir.'(1)

Bu meseleyi akla yaklaştırmak için bir temsil verelim. Şöyle ki:

Bir market sahibi marketindeki ürünlerini satmak ve revaç vermek için promosyon olsun diye herhangi bir ürününün içine bir cumhuriyet altını koysa, ama hangi üründe olduğu bilinmiyor. O zaman marketteki bütün ürünler hakikatte değil ama, ihtimal noktasında cumhuriyet altını gibi değerli hale gelir. Ama hakikat-i halde sadece birisi altın değerinde. Ürünün gizli olması ihtimal noktasından hepsini değerli kılıyor ve hepsine karşı bir iştah ve revaç oluşuyor. Markete giren müşteriler hararetle bu ürünü bulmaya çalışırlar, bu arada diğer ürünler de onun sayesinde satılmış olur. Hakikatte her ürüne altın demek yanlış olacağı gibi, ürünlerin ihtimal dahilinde altın gibi kıymetli olma manasını da inkar etmek doğru olmaz.

İşte Allah Resulü (asm) ibadetlere teşvik ve revaç vermek için, ibadetlerin içine altın misali bazı promosyon sevaplar koyuyor. Amaç ibadetlere teşvik ve revaçtır. Mesela "Nafile namazlar içinde öyle bir namaz vardır ki kim bu namaza tesadüf ederse hac kadar sevap kazanır." diyor. Hakikat noktasında o nafile namazlardan birisi hac kıymetindedir, lakin hangisi bilinmez. Böyle olunca o hac kıymetini bulmak için harıl harıl namaz kılmak gerekir. Ama kılınan bütün nafile namazlara hac kıymetinde demek doğru değildir. Hac sevabı sadece hususi ve gizli bir namazda vardır. Hakikat noktasında diğerlerinde yoktur.

Bu bakış açısını sevap için söylenmiş bütün hadislere de tatbik edebiliriz.

"Fesâd-ı ümmetim zamanında kim benim sünnetime temessük etse, yüz şehidin ecrini, sevabını kazanabilir.”(2)

hadisinde de benzer bir mana hükmediyor. Yoksa "tatbik edilen her sünnete yüz şehit sevabı verilir" diyerek, şehitlik sevabını bütün sünnetlere teşmil etmek vahim bir hata olur ve şehitlik gibi yüce bir makam hafife alınmış olur.

Ama ahir zamanın ağır şartlarında ve özel bazı sünnetlerin tatbikinde ya da müdafaa edilmesinde yüz şehit sevabı kazanılabilir. Mesela, İskilipli Atıf Hoca'nın şapkaya bedel sarık sünneti için idam edilmesi yüz şehit sevabındadır denilebilir. Ya da Adnan Menderes’in ezanı aslına çevirmesinden dolayı idam edilmesine yüz şehit ecri denilebilir.

Dipnotlar:

(1) bk. Lem'alar, On Birinci Lem'a.
(2) bk. İbni Adiy, el-Kâmil fi’d-Duafâ, 2:739; el-Münzirî, et-Terğîb ve’t-Terhîb, 1:41; Taberânî, el-Mecmeu’l-Kebîr, 1394; Ali bin Hüsâmüddin, Müntehebâtü Kenzi’l-Ummâl, 1:100; el-Heysemî, Mecmeu’z-Zevâid, 7:282.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş

Yorumlar

Gökyüzü
Bende yaptigim herbir sünnete yüz sehit sevabi kazaniyorum zannediyordum. Ama Üstad Hz. derki; ...adeti ibadete cevirir. Bunu nasil anlamali? Yoksa, yapilan sünnetler icinde, öyle bir sünnet varki o yüz sehit sevabi kazandiriyor. Digerleri degil, digerleride sadece sevap kazandiriyor. Böyle anlamak dogrumu?
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)
Bir sünnet bin nafile olan ibadetten daha üstün ve daha sevaplıdır. Her sünnet yüz şehit ecrini vermese de büyük bir sevabı haizdir bu yüzden sünnete sımsıkı sarılmamız gerekir.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...