Block title
Block content

Cevşen'in esrarından bahseder misiniz? Her babın kendine göre esrarı var mıdır? Bazı Şii kaynaklarında her babın hususi bir esrara haiz olduğunu gördüm. Üstadımız bu konuda ne demiştir?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Sistemli olarak her bir kısım için ayrı bir izah ve açıklama Risalelerde mevcut değildir. Ancak yine de  bazı kısımların hasiyetleri hakkında bilgiler mevcuttur. Bir kısmı aşağıda verilmiştir:

"... Cevşenü'l-Kebîr'den dahi bir kısmını okurken gördüm ki, kâinatın envaını ve âlemlerini Yirmi Dokuzuncu Mektubun ahir kısmı ve اَللهُ نُورُ السَّمٰوَاتِ وَاْلاَرْضِ  ayetinin beyanında, seyahat-ı kalbiyeyle, her bir ism-i İlahi bu kâinattaki bir âlemi nurlandırdığını ve zulümatı dağıttığını gördüğüm gibi; aynen ve daha başka bir şekilde, Cevşenü'l-Kebîr ve Risale-i Nur ve Hizb-i Nurî dahi kâinatı baştan başa nurlandırıyor, zulümat karanlıklarını dağıtıyor, gafletleri, tabiatları parça parça ediyor; ehl-i gaflet ve ehl-i dalâletin altında saklanmak istedikleri perdeleri yırtıyor gördüm, kâinatı envâıyla pamuk gibi hallaç ediyor, taraklarla tarıyor müşahede ettim."(1)

"Kardeşlerim, merak etmeyiniz, Cevşen ve Evrad-ı Bahaiye bu defa dahi o dehşetli zehrin tehlikesine galebe etti. Tehlike devresi geçti, fakat hastalık devam ediyor."

"Umum kardeşlerime birer birer selam ve selametlerine dua edip şüphesiz makbul olan dualarını isterim."(2)

"Biz bu hâleti zahiren hiddet, mânen şefkatkârâne okşamak nev'inde gördük. Ben daha fırtına ve yağmur başlamadan evvel hiss-i kablelvuku ile hazine-i rahmete bir anahtar olacak dehşetli ve heyecanlı bir musibet hissettiğimden, mütemadiyen Cevşen'i ve Şâh-ı Nakşibend'in virdini okuyordum. Denizin o dehşeti içinde kemâl-i şevkle o mübarek denizi kabir olarak kabul ediyordum. Böyle kaza ile vefat eden şehid hükmünde olduğu gibi, şehid de velî hükmünde olmasından, altı arkadaşıma acımadım. Yalnız içinde bulunan çocuğa bir parça acıdım. O kayığın makinesi bozulduğu ve yelkeni de rüzgâr onun aksiyle geldiği için fayda vermediğini ve denizin mevcleri de pek büyük, evvelâ kayığa ve zahiren bize hücum etmesiyle beraber kayığın içine girmediği için, kemâl-i sabır ve şükürle karşıladık ve sâlimen sahile çıktık. 'Elhamdü lillâhi alâ külli hal.' dedik."(3)

"Bir siyasî memurun iğfali ve 'Imhası için yukarıdan emir aldık.' demesine aldanan bir bekçibaşı, Üstad'ın penceresine geceleyin merdivenle çıkarak yemeğine zehir atmış; ertesi gün Üstad zehirlenerek kıvranmaya başlamıştır. Zehirin tesiri çok azîm olduğu halde; kendisi, 'Cevşenü'l-Kebîr gibi evrâd-ı kudsiyelerin feyziyle ölümden muhafaza olunuyorum. Fakat, hastalık, ıztırap çok şiddetlidir.' derdi."(4)

Dipnotlar:

(1) bk. a.g.e., 147. Mektup.
(2) bk. Emirdağ Lahikası-I, 85. Mektup.
(3) bk. Emirdağ Lahikası-II, 120. Mektup.
(4) bk. Tarihçe-i Hayat, Emirdağı Hayatı.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
Yükleniyor...