Block title
Block content

"Ceziretü'l-Arap ahalisi o asırda ekseriyet-i mutlaka itibarıyla ümmî idi... Kitabet yerine şiir ve belâğat kaydıyla muhafaza ediyorlardı." buradaki "ümmilik" okuma yazma manasında mı? Yazı yazamıyorlar ise şiirleri nasıl yazıyorlar?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Burada "ümmilik" kelimesi okuma yazma bilmeme anlamında kullanılıyor. O dönemde şiirin muhafazası yazılı değil sözlüdür; yani o dönem Araplarında edebiyat ve şiir sözlüdür. O dönemde okuma yazma bilen de çok azdı.

O dönemde yazma az kullanıldığı için, insan belleği çok gelişiyor; dolayısı ile her alanda hafızlar meşhur oluyordu.

O dönemde eğitim ve bilim ileri seviyede değildi, tam aksine Arap yarımadası tam bir cehalet karanlığı içinde idi.

Peygamber Efendimiz (asm)'in bu dönemdeki feylesofları ve ilim adamlarını alt ettiği meselesinde ise; Efendimiz (asm) genelde Yahudi ve Hristiyan alimleri ile bahse girmiş ve vahiyden aldığı güç ile onları mağlup etmiştir. Müşrikler içinde de deha seviyesindeki kişileri harika zeka ve belagati ile ilzam edip, birçoğunun imana girmesine vesile olmuştur. 

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş

Yorumlar

drerkan
Cahiliye dönemi edebiyat ve belağat revaçta idi değilmi?dünya edebiyatında hiç bir eser varmıdır arap kaynaklı?antik dönemde homeros vs. eserleri günümüze kadar geliyor?araplarında olması gerekmez mi?
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)

Cahiliye Dönemi adı da verilen İslam Öncesi Dönem'de Arap edebiyatında şiirin özel bir yeri vardı. Devesinin sırtında uzun çöl yolculuklarına çıkan Bedeviler'in söyledikleri türküler Arap şiirinin kaynağını oluşturur. Yiğitliği, sevgiyi, çöl yaşamını anlatan bu türkülere deveci türküsü anlamına gelen hida denir. Göçer çöl insanının söylediği bu türküler kentlerde söylenmeye başlanınca belli değişikliklere uğrayarak kesin ölçüler kazanmıştır.

İslam öncesi Arap şiirinden günümüze kalan en önemli örnek Muallakati seba'dır (Yedi Askı). Bu şiirler Ukaz panayırında düzenlenen bir şiir yarışmasında beğenilerek Mısır ketenine yazılmış ve Kâbe'ye asılmıştı. Hidalarla benzer konuları işleyen bu şiirlerde gelişmiş bir dil ve anlatım görülür. Hangi yıllarda yazıldığı kesin olarak bilinmeyen Yedi Askı şiirlerini İmruü'l-Kays, Tarafe ibnü'l-Abd (539-564), Haris bin Hilliza, Amr bin Kulsum, Antere bin Şeddad, Züheyr bin Ebu Sulme, Lebid adlı şairler yazmıştır.

Yedi Askı şairleri dışında ünü günümüze kadar gelmiş başka şairler de vardır. Koltuğunun altında uzun bir bıçak taşıdığı için Teabata Şarran adıyla bilinen şair bunlardandır. Şiirlerinde üstüne binerek dolaştığı koçundan, hayal ettiği korkunç yaratıklardan söz eder. Kurnazlığı ve savaşçılığı üzerine birçok öykü anlatılan Şanfara, karşılıklı söyledikleri yergilerle ün kazanmış Evs el-Hadıra ile Zebban İslam öncesi dönemin başlıca şairlerindendir.

Bu dönemde muamma (bilmece), hayvan masalları (fabl), efsane ve halk öyküleri gibi düzyazı türleri de gelişmiştir. Samar adı verilen ve kent dolaşılarak anlatılan söylence ve öyküler daha sonra yazıya geçirilmiştir.

Kaynak: https://tr.wikipedia.org/wiki/Arap_edebiyat%C4%B1

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...