Block title
Block content

"Cibali Baba kıssası nev'inden olarak, bir kısım ehl-i velâyet, zâhiren muhakemeli ve âkıl görünürken, meczupturlar... Hattâ kâfirler içinde bulunabileceği ihtimal verilmiş." İzah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Sultan Mehmed Fatih'in zamanında hikâye edilen meşhur ve mânidar Cibali Baba kıssası(1) nev'inden olarak, bir kısım ehl-i velâyet, zâhiren muhakemeli ve âkıl görünürken, meczupturlar. Ve bir kısmı dahi, bazan sahvede ve daire-i akılda görünür, bazan aklın ve muhakemenin haricinde bir hale girer. Şu kısımdan bir sınıfı, ehl-i iltibastır, tefrik etmiyor. Sekir halinde gördüğü bir meseleyi hâlet-i sahvede tatbik eder, hata eder ve hata ettiğini bilmez."

"Meczupların bir kısmı ise, indallah mahfuzdur, dalâlete sülûk etmez. Diğer bir kısmı ise mahfuz değiller; bid'at ve dalâlet fırkalarında bulunabilirler. Hattâ kâfirler içinde bulunabileceği ihtimal verilmiş."(2)

Üstad Hazretleri bu gibi cezbe içinde olan evliyaları şu söz ile formüle ediyor. "Onlar hadi olabilirler, ama mühdi olamazlar." Yani kendileri manevi sarhoşluğun verdiği cezbe ile sorumlu olmayabilirler, ama başkalarına o halleri ile hidayet ve rehber olamazlar.

Bu gibi evliyaların hali tevhitte istiğraktır, yani Allah’ın varlığı ve birliğinde öyle bir fena buluyorlar ki masivayı yani mevcudatı fark edemeyecek kadar kendinden geçiyorlar. Bu halde iken muhakeme ve akıl dengesini kaybediyorlar. İşte bu halin galip olduğu süre içerisinde söyledikleri şeylerden ve yaptığı işlerden mesul olmuyorlar.

Aklı başında olan ve istiğrak haline tutulmamış birisi, bu gibi evliyaları istiğrak halinde iken taklit etse mesul olur. Burada mazeret sadece ve sadece o istiğrak halinedir, kişilere ait değildir.

Bu istiğrak haline girip çıkan ve dengesiz söz ve davranışlarda bulunan evliya çoktur, sadece Cibali Baba ile sınırlı değildir. Hatta çok büyük ve meşhur evliyalar da bu hale muvakkaten girip çıkmışlar. Şeriata uymayan muvazenesiz sözler çok büyük evliyalarda da görünmüştür. Ama Ehl-i sünnet âlimleri bu sözlerinden dolayı bu zatları tekfir etmemişlerdir.

Hattâ kâfirler içinde bulunabileceği ihtimal verilmiş.” Bu cümle bazı meczup evliyaların zahiri görüntü açısından küfür içinde olabileceklerini ifade etmektedir. Öyle ki bu incelikleri anlamaktan aciz zahiri ulema İbn-i Arabi, Hallacı Mansur gibi büyük evliyaları tekfir edip idamlarına fetva vermişlerdir. Belki evliyanın sekir ve cezbe anındaki o hali küfürdür, ama kendine geldiğinde bu halden uzak ve müberradır.

Dipnotlar:

(1) bk. Cibali Baba kısssası nedir?

(2) bk. Mektubat, Yirmi Altıncı Mektup, Dördüncü Mebhas.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş

Yorumlar

isahalim

YÜZ SENEYE yakın yaşamış ve bazılarınca EVLİYAULLAH'tan bilinen bir zat, meşhur ve büyük bir münafığı hep övdü durdu. Eğer doğruysa, arkadaşım kerametini gördüğünü söylemişti ve o zata bağlıydı Bu noktada bu vefat eden zat eğer sahtekar değilse, HZ. ÜSTAD'ın bahsettiği türden meczup bir VELİ olabilir. PEŞİNDEN GİDENLER VAR, onlara da yazık oluyor. Çünkü o zaman kendi Hadidir, fakat Muhdi yani hidayet edici değildir demek ki. 

BU HASSAS, İNCE BİLGİYİ DE RİSALE-İ NUR'DAN BAŞKA BİR KAYNAKTA BULABİLECEĞİMİZİ HİÇ ZANNETMİYORUM. Koskoca HZ. ÜSTAD'ın BİLE ZİHNİNİ UZUN SÜRE MEŞGUL ETMİŞ BU MESELE. HAMDOLSUN, benim de içinden çıkamadığım meseleyi inşallah halletmiş oldu böylece.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...