Block title
Block content

CİLVE

 
Cilve için, “ârifin gönlünde parlayan ilâhî nur” da denilmiştir.

Risale-i Nur’dan bir misâl verelim: “…Güneşin bekası onunla değil; belki âyinenin hayatdar parlamasının bekası, güneşin cilvesine tâbidir.” (Mesnevî-i Nuriye)

Bu cümlede güneşin aynadaki aksine cilve denilmiştir. Yani güneş, aynada tecelli etmiş ve onda güneşin nurundan bir cilve meydana gelmiştir. Bu aksin de, kendine göre bir parlaklığı ve ısısı vardır.

Öte yandan, meselâ, bir ilmî makalede âlimin o görünmeyen ilmi tezahür etmiş yani zahire çıkmış, bilinmiştir. Böylece o yazı, müellifin ilmine ayna olmuştur. Ama o yazının kendisinde, yani harflerinde, mürekkebinde ilimden bir cilve bulunmaz. Bu yazıda ilmin görünmesi, aynada güneşin görünmesinden farklıdır. Bu bir tezahürdür, güneşinki ise bir tecelli, bir cilvedir.
Bununla birlikte, cilve ve tezahür kelimeleri çoğu zaman birbiri yerine kullanılmaktadır.
Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 2422 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
Yükleniyor...