Block title
Block content

"Cin ve insin en çok isyanlarını, en şedit tuğyanlarını, en azîm küfranlarını tevlid eden şöyle bir vaziyetleridir ki, nimet içinde in'amı görmüyorlar..." izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

İ’lem Eyyühe’l-Azîz! Kur’ân-ı Kerîm nimetleri, âyetleri, delilleri tâdat  ederken    فَبِاَىِّ آلاَءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ   âyet-i celilesi tekrar ile zikredilmekte olduğundan şöyle bir delâlet vardır ki: Cin ve insin en çok isyanlarını, en şedit  tuğyanlarını, en azîm küfranlarını tevlid eden şöyle bir vaziyetleridir ki,  nimet içinde in'amı görmüyorlar. İn'amı görmediklerinden Mün'im-i Hakikî'den gaflet ederler. Mün'imden gafletleri sâikasıyla,  o nimetleri esbaba veya tesadüfe isnad ederek, Allah'tan o nimetlerin geldiğini tekzib ediyorlar. Binaenaleyh,  herbir nimetin bidayetinde, mü'min olan kimse besmeleyi okusun. Ve o nimetin Allah'tan olduğunu kasdetmekle, kendisi ancak  Allah'ın ismiyle, Allah'ın hesabına aldığını bilerek, Allah'a minnet ve şükranla mukabelede bulunsun.

İn’am;  bir nimetin verilmesi, ikram edilmesi demektir.  Sadece nimete bakan, onun faydalarını, kalori değerini, vitaminlerini, hangi hatalığa iyi geldiğini araştırıp da o nimetin insana ihsan edildiğini hiç hatırlamayan kimse  nimetten in’ama geçemediği için Mün’im’i, yâni o nimeti ihsan edeni bilemez ve bulamaz.

“Bu şuursuz ağaçlar beni tanımazlar, bana acımazlar, benim ihtiyacımı bilemezler. Ben  Allahın misâfiriyim. Ağaçlar birer tablacı. Topraktan ağaç yaratan Rabbim, ağaçtan da benim için meyveler süzüyor, bana ikramda bulunuyor. ” diyen bir mümin,  nimetten  inama geçmiş  ve nimeti vereni bulmuştur.

Risalelerde  “dalların elleriyle” diye harika bir ifade geçer.  Demek ki, meyveleri Allah yaratıyor ve bize dalların elleriyle ikram ediyor. Her dal bir el gibi..  Cenâb-ı Hak nimetini o ele takıyor. Ondan da öte, Allah o elin içinden nimet çıkarıyor.

Misâfir gittiğimiz bir yerde sofranın içinden yemekler çıksa, onları hemen yiyemez, uzun süre hayretle seyrederiz.

İşte toprak bir tabla; içinden nimetler çıkıyor.
Dünyanın tümü bir tabla, “bir sofra-i nimet”.  
Nimetler de o sofradan çıkıyor, misâfirler de…

“Mün'imden gafletleri saikasıyla o nimetleri esbaba veya tesadüfe isnad ederek, Allah'tan o nimetlerin geldiğini tekzib ediyorlar.”

Meyve ağaçları meyvelerin yaratılmasında sadece birer sebeptirler. Bir meyve ağacı bu işi  tek başına göremez. Suya ve  güneşe de ihtiyacı var; geceye ve gündüze de ihtiyacı var; dünyanın dönmesine, baharın gelmesine de ihtiyacı var. Demek ağacın fazla bir şey yaptığı yok.  Biz meyve için ağaca muhtaç olduğumuz gibi,  ağaç da bütün bir kâinata muhtaç. O halde bize bu nimetleri ihsan eden, o muhtaç ağaçlar değil  ancak bütün kâinatın sahibidir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...