Block title
Block content

"Çok kayıdlardan tecerrüd etmek, çok merâtib-i küllîyeden geçmek lâzım gelir... Manen yer kadar büyüyüp kamer kadar yükselip doğrudan doğruya güneşin asıl mertebesine bir derece yanaşmak ve perdesiz görüşmek,.." ifadelerine göre Allah’a yaklaşmayı nasıl anlamalıyız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

İnsanın Allah’a yaklaşmasından maksat, manen terakki etmesidir. Bu terakki yolculuğunda onu kayıtlayan ve yükselmesine engel olan çok sebepler vardır. İnsan bunları imanıyla ve tam teslim ve tevekkülüyle aşmak zorundadır. Bu kayıtlar saymakla bitmez; birkaçını hatırlayalım:

Günah ve haramın bütün çeşitleri, ahlak-ı seyyie (kötü huylar), ibadette tembellik, tamamen dünyaya dalıp ahireti unutmak, desinler tutkusu ve demesinler korkusu, mevki ve makam hırsı...

Yine bu terakki yolculuğunda insanın çok küllî mertebelerden geçmesi gerekir. Bu mertebeler de binlercedir, yüz binlercedir. Bunları büyük mürşitler iki maddede özetlemişlerdir:

"Nefsin tezkiyesi ve kalbin tasfiyesi..."

Âlimlerimiz, nefsin terakki mertebelerini şöyle sıralarlar:

1. Nefs-i Emmâre: Allah`ın emirlerine uymayan, yasaklarını çekinmeden yapan ve zevkine tabi olan nefistir.

2. Nefs-i Levvâme: Allah`ın emirlerine bazen uyan, bazen uymayan, işlediği günahlardan dolayı üzülen ve sevaplardan dolayı sevinen nefistir.

3. Nefs-i Mülheme: Mümkün mertebe Allah`ın emir ve yasaklarına uyan nefistir.

4. Nefs-i Mutmainne: İmân esaslarına inanan, İslâm`ın emir ve yasaklarına uyan, bu konularda hiç bir şüphe ve tereddüdü olmayan, neticede Allah ile manevî bir bağ kuran ve bunun lezzetine ulaşan nefistir.

5. Nefs-i Radiye: Her yönüyle Hakk`a yönelen, Allah`tan gâfil olmama şuuruna eren ve O`ndan razı olan nefistir.

6. Nefs-i Mardiyye: Bütün benliği ile Hakk`a teslim olan ve böylece Allah`ın kendisinden razı olduğu nefistir (Elmalılı Hamdi Yazır, Hak Dini Kur`an Dili, 5817).

7. Nefs-i Kâmile: Bütün kötülüklerden sıyrılıp manevi olgunluğa eren nefis. Bu mertebeye erişen bir kişinin bütün sıfatları güzeldir ve her hali ibadet sayılır (Süleyman Uludağ, Kuşeyri Risalesi tercümesi, s. 222, 277, 290).

Kalb için de “kalb, sır, sırrın sırrı, hafi, ahfa” gibi mertebelerden bahsederler. Bütün bu mertebelerden geçmenin en büyük meyvesi imanın tahkiki olmasıdır.

Tahkiki imanın da yine kendi içinde mertebeleri vardır: İlmelyakin, aynelyakin, hakkalyakin. Bu üç ana mertebenin de yine sayılamayacak kadar çok dalları vardır. Mesela, bütün sahabelerin imanı hakkalyakindir, ama aralarında çok mertebe farkı bulunmaktadır.

Kısacası, insan “iman, salih amel ve takva” yolunda sürekli ilerlemekle ve bunlara engel olacak kayıtları geçmekle İlâhî rızaya erer ve Rabbine yakınlık kazanır. Bunların zıtları olan küfür ve isyan yolu ise kişiyi İlâhî rahmetten uzaklaştırır.

Güneşle perdesiz görüşebilmek için “manen yer kadar büyüyüp kamer kadar yükselmek” gerektiği gibi, İlâhî rızaya ve yakınlığa ermek için de iman ve salih amel sahasında terakki etmek gerekir.

Bu ifadelerde Miraç mucizesine de bir işaret vardır. Zira; Üstadımızın o harika tespitiyle Miraç “Velâyet-i Ahmediyenin keramet-i kübrasıdır.”

Yani, Allah Resulü (asm.), kendini Rabbine yaklaştıracak ve O’nun rıza yolculuğunda ilerletecek amelleri o kadar çok ve o kadar mükemmel yapmıştı ki, ubudiyet ile kazandığı bu büyük mertebe, Onu (asm.) Miraç yolculuğuna çıkardı.

Namaz da müminin Miracı olduğuna göre, her mümin için de İlâhî yakınlığa ermenin en kısa ve sağlam yolu, başta namaz olmak üzere bütün ibadetlerdir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Birinci Şua | Yazar: Alaaddin BAŞAR (Prof. Dr.) | Okunma Sayısı: 3144 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...