Block title
Block content

"Vatan ve millete zarar veren dinsizlik cereyanlarına meydan vermeyen bir Hükûmet-i İslâmiye biliyorum." Devlet kendini laik olarak tanımlıyordu, bunu nasıl anlamalıyız? Bu noktada Seyyid Kutup, zamanı daha iyi değerlendirmiş denilebilir mi?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Ben, hükûmet-i Cumhuriyeyi, ilcaat-ı zamana göre bir kısım kanun-u medenîyi kabul etmiş ve vatan ve millete zarar veren dinsizlik cereyanlarına meydan vermeyen bir hükûmet-i İslâmiye biliyorum. Kararname namındaki ithamnamede, vazifesini yapan müstantiklere değil, belki müstantiklerin istinat ettiği mülhid zalimlerin evham ve entrikalarına karşı derim:"

"Siz beni, dini siyasete âlet etmekle itham ediyorsunuz. Ve o itham, zahir bir iftira olduğunu ve esassız, çürük bulunduğunu yüz delil-i kat'î ile ispat etmekle beraber, bu ağır iftiranıza mukabil, ben de sizi, siyaseti dinsizliğe âlet etmek istiyorsunuz, diye itham ediyorum!"(1) 

Burada birkaç hususu ayrı ayrı değerlendirmek gerekiyor:

Birincisi, Üstad Hazretleri Ehl-i sünnet terbiyesi ile bütün devletin organlarını bir görüp, hepsine aynı şamarı indirmiyor. Devletin kuruluş amacı ve bir çok kanunları insanların iman ve ahlakına hürmetli ve saygılı olmasına rağmen, dinsiz bir komite devletin iplerini eline alıp devleti dinsizliklerine alet ediyorlar. Üstad Hazretleri bu ifadeleri ile devleti o dinsiz komitesinden temyiz edip masum kesimi ayıltmaya çalışırken, dinsiz komiteye de lafını esirgemiyor. Bu incelikleri hesaba katmadan bir değerlendirme yapmak sağlıksız olur.

İkincisi, laiklik devlete ait bir sıfat olup devleti idare eden insanlara ya da hükümeti teşkil eden hükümet üyelerine ait bir sıfat değildir. Ayrıca laiklik, inançları koruyan ve muhafaza eden bir kural iken, dinsiz komite bu kuralı suistimal edip kendi dinsizliklerine alet ediyorlar. Burada arızalı olan laiklik ve devlet değil, onu kendi kötü emellerine alet etmeye çalışan dinsiz komitelerdir...

Üçüncüsü, Seyyid Kutub’un siyasal hareketi sanki başarıya ulaşmış gibi Üstad Hazretleri ile kıyas edilmesi zahiri bir hatadır. Arap dünyasında ve Mısır'da bu hareket çok insanların canına mal olmuş, ama buna rağmen başarıya ulaşamamıştır. Sadece Mısır'da binlerce insan bu siyasi hareketten dolayı masumane katledilmiştir. Risale-i Nur hareketi siyasi değil imani bir hareket olduğu için, milyonlarca insanın imanının kurtulmasına vesile olmuş ve halende olmaktadır; üstelik Risale-i Nur'dan dolayı kimsenin de burnu kanamamıştır.

Daha önce kaleme aldığımız bir makaleyi burada takdim ediyoruz:

BEDİÜZZAMAN'IN HİZMET METODU VE BİR DEĞERLENDİRME

(1) bk. Tarihçe-i Hayat, Eskişehir Hayatı.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...