"Cumhuriyet ve demokrat manasındaki meşrutiyet ve kanun-u esasi denilen adalet ve meşveret ve kanunda cem-i kuvvet, bu unvan ile beraber,.." Yaşasın Kur’ân-ı Kerîmin Kanun-u Esasileri bölümünü özetler misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Cumhuriyet ve demokrat manasındaki meşrutiyet ve kanun-u esasî denilen adalet ve meşveret ve kanunda cem-i kuvvet, bu unvan ile beraber, asıl mâlik-i hakikî ve sahib-i unvan-ı muhteşem olan (1), ve müessir ve adâlet-i mahzâyı mutazammın bulunan (2), ve nokta-i istinadımızı temin eden (3), ve meşrutiyeti ve cumhuriyeti bir esas-ı metine istinad ettiren (4), ve evham ve şükûk sahibini varta-i hayretten kurtaran (5),..

Cumhuriyet, meşrutiyet, demokrasi, anayasa, adalet, meşveret, hukukun üstünlüğü gibi ilke ve kuralları Kur’ân-ı Mukaddes’in düsturları unvanıyla göstermezseniz, toplum bu ilkeleri benimsekte ve kabullenmekte zorlanırlar ve yabani dururlar.

Oysa siz bu ilke ve kavramları ecnebi dayanak ve elbiseler ile topluma takdim ediyorsunuz. Toplumun bu ilkelere mesafeli durmasının sebebi, bu ilkelerin özü ve ruhu değil takdim edilme şekli ve biçimidir. Meşrûtiyeti ve cumhuriyeti sağlam bir esasa yani ayet ya da hadise dayandırmadan veya bu sistemlerin Kur'ana uygun hale getirilmesi sağlanmazsa bu iş gerçekleşmez.

...Ve istikbal ve âhiretimizi tekeffül eden (6), ve menafi-i umumiye olan hukukullahı izinsiz tasarruftan sizi tahlis eden (7), ve hayat-ı milliyemizi muhafaza eden (8), ve umum ezhanı manyetizmalandıran (9), ve ecanibe karşı metanetimizi ve kemâlimizi ve mevcudiyetimizi gösteren (10), ve sizi muahaze-i dünyeviye ve uhreviyeden kurtaran (11), ve maksat ve neticede ittihâd-ı umumîyi tesis eden (12), ve o ittihadın ruhu olan efkâr-ı âmmeyi tevlid eden (13), ve çürük mesâvi-i medeniyeti hudud-u hürriyet ve medeniyetimize girmekten yasak eden(14)...

Meşrutiyet ve anayasa, İslam'dan onaylı ve İslam unvanı ile getirilirse hem toplum buna sahip çıkar hem meşru olur hem de etkisi daha ziyade olur. Tabi unvan derken şekilde değil özde bir unvan olmalıdır. Yani İslam’ın gerçek ve hakkaniyetli adalet sistemine dayanan, gücünü ve özünü ondan alan bir anayasa kastediliyor.

Meşrutiyetin gerek Osmanlı gerek yeni rejimde tutmamasının nedeni, bu kavramların dinden tecrit edilip batı ağzı ve jargonu ile millete zorla takdim edilmesinden kaynaklıdır. Toplumu meşrutiyetin içine çekebilmenin tek yolu, İslam'a uygun olan bir unvan ile takdim edilmesi ile mümkündür.

Ancak o zaman bu toplum bu kavramların tesirine ve büyüsüne kapılıp özümser ve canı gönülden sahip çıkabilir. Yoksa batı ağzı ve elbisesi ile bu ilke ve kavramları bu topluma aşılamak asla mümkün değildir.

Burada İslam’ı hayattan soyutlayıp sadece batının yaşam şeklini kendine kaynak ve rehber alanlara karşı, İslam nurunun insanlığa ve özellikle bu coğrafyaya neler kazandırdığı maddeler hâlinde sıralanıyor. Ayrıca İslam adına hareket etmenin hem maddi hem manevi ne kadar çok faydalı ve etkili olduğu vurgulanıyor.

...Ve bizi Avrupa dilenciliğinden kurtaran (15), ve geri kaldığımız uzun mesafe-i terakkiyi sırr-ı i’câza binaen, bir zaman-ı kasırda tayyettiren (16), ve Arap ve Turan ve İran ve Sâmileri, yani beraber olanları tevhid ederek az zaman içinde bize bir büyük kıymet verdiren (17), ve şahs-ı mânevî-i hükûmeti Müslüman gösteren (18), ve kanun-u esasînin ruhunu ve on birinci maddeyi muhafaza ile sizi hıns-ı yeminden kurtaran (19), ve Avrupa’nın eski zann-ı fasidlerini tekzip eden (20), Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmın hâtemü’l-Enbiya ve şeriatının ebedî olduğunu tasdik ettiren (21), ve muharrib-i medeniyet olan ve anarşiliğe yol açan dinsizliğe karşı set çeken (22)...

İslam dini; tarih boyunca Müslümanlara bir şahsiyet bir kuvvet bir kimlik vererek, sair beşeri devlet ve kültürlere dilencilik etmekten kurtarmış.

İslam nuru sayesinde gerek Araplar gerek Türkler, kısa zamanda büyük devletler ve kültürler kurarak (Endülüs, Osmanlı, Selçuklu gibi) maddi anlamda terakki etmişler ve inşallah yine edecekler.

Yine İslam Arap, Turan, İran ve Sâmileri bir araya getirip birleştirerek bir millet ve ümmet olma imkânını sağlayıp kıymetli bir kuvvet bahşetmiştir.

İslam, sahs-ı manevi-i hükûmeti yani hilafet ve iktidarı Müslüman gösteriyor ve İslam âleminde bir ağırlığı olduğunu hissettiriyor.

Anayasa İslam nuru ile düzenlenirse, siz hem dünya ve ahiret hesabından kurtulursunuz hem de anayasanın bir ruhu bir gücü bir etkisi olur.

Avrupa'nın Müslümanlar hakkında eskiden beri süregelen bozuk zan ve düşünceleri ancak İslam nuru ile bertaraf edilebilir.

Medeniyeti yok edip içten içe kemiren ve anarşistliğe sebep olan dinsizliğe set çekip insanlığı kurtaracak yegâne çare, İslam dinidir.

...Ve zulmet-i tebâyün-ü efkârı ve teşettüt-ü ârâyı safha-i nuranîsi ile ortadan kaldıran (23), ve umum ulema ve vâizleri ittihad ve saadet-i millete ve icraat-ı hükûmeti, meşruta-i meşruaya hâdim eden (24), ve adalet-i mahzâsı merhametli olduğundan anâsır-ı gayr-ı müslimeyi daha ziyade telif ve rapt eden (25), ve en cebîn ve âmi adamı en cesur ve en has adam gibi hiss-i hakikî-i terakki ile ve fedakârlık ve hubb-u vatanla mütehassis eden (26), ve hàdim-i medeniyet olan sefahet ve israfattan ve havayic-i gayr-ı zaruriyeden bizi halâs eden (27), ve muhafaza-i âhiretle beraber imâr-ı dünya etmekle sa’ye neşat veren (28)...

İslam nuru, fikir ayrılıklarını ve dağınıklığını ortadan kaldırıp Müslümanların birliğini tesis eden kuvvetli bir vesiledir.

İslam; âlim, vaiz ve hocaları hem asayişin temin edilmesinde hem de hükümetin meşru icraatlarının tatbik edilmesinde hizmet ettiren kuvvetli bir vesiledir.

İslam adalet anlayışı çok ince, keskin ve merhametli olduğu için Müslüman olmayan vatandaşları da muhafaza edip ülkeye bağlılıklarını sağlama alıyor.

İslam nuru, en korkak ve cahil adamı bile, cesur ve seçkin bir adama dönüştürüp ülkenin kalkınmasında istihdam edip vatan sevdalısı yapar.

İslam nuru, medeniyetin bozulup yok olmasına neden olan sefahat, israf ve ihtiyaç olmayan alışkanlıklardan bizi kurtarıp hem medeniyeti hem bizi koruyor.

İslam nuru, hem ahiretimizi hem de dünyamızı imar edip, o noktada moral ve şevk veriyor.

...Ve hayat-ı medeniye olan ahlak-ı hasene ve hissiyat-ı ulviyenin düsturlarını öğreten (29), ve her birinizi, ey mebuslar, elli bin kişinin takazasını, yani haklarını sizden dâvâ etmelerini hakkınızda tebrie eden (30), ve sizi icma-ı ümmete küçük bir misâl-i meşru gösteren (31), ve hüsn-ü niyete binaen âmâlinizi ibadet gibi ettiren (32), ve üç yüz milyon Müslümanın hayat-ı mâneviyesine suikast ve cinayetten sizi tahlis eden (33), ol Kur’ân-ı mukaddesin düsturları unvanıyla gösterseniz ve hükümlerinize mehaz edinseniz ve düsturlarını tatbik etseniz, acaba bu kadar fevaid ile beraber ne gibi birşey kaybedeceksiniz? Vesselâm… (Divan-ı Harb-i Örfi, Yaşasın Kur’ân-ı Kerîmin Kanun-u Esasîleri; Dini Ceride No: 73)

İslam bize medeni hayatın temel esası olan güzel ahlakı ve insani duyguları öğretiyor. Zira bu toplumu İslam'dan uzaklaştırırsanız medeniyet tesis edemezsiniz.

Ey idareci konumunda bulunan milletvekilleri, İslam adına hareket ederseniz sizi oyları ile destekleyen insanlar haklarını size helal eder ve sizin arkanızda durur. Dini dışlarsanız tersi olur.

Ey milletin seçtiği vekiller! Sizin meşruluğunuz ancak din ile olan bağınız ve dine olan hürmetinizledir. Bu bağı bu hürmeti kaldırırsanız meşruluğunuz da kalkar.

"İyi bir niyet ile hareket ederseniz amelleriniz ibadete dönüşür." diyen İslam dinidir. Siz bu dini yok sayarsanız, bu amel ve ibadetleriniz de iptal olur.

Siz ey idareciler; dini dışlar ve dinin tavsiyelerini dikkate almazsanız, ümmetin manevi hayatına suikast etmiş olur ve ümmetin manevi hayatının katili olursunuz. Sizi bu durumdan kurtaracak yegâne çözüm dinin tavsiyelerine kulak asmanızdır.

Yapacağınız icraatları kuracağınız yeni medeni düzeni Kur’an prensipleri adı altında yapsanız icraatlarinize Kur’an’ı referans gösterseniz ve Kur’an’ın temel prensipleri üzerine hareket etseniz, bu sayılan faydaları kazanmaktan başka ne kaybedersiniz?!.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...