"Çünki küfür ve isyan ve seyyie, tahribdir, ademdir. Halbuki azîm tahribat ve hadsiz ademler, bir tek emr-i itibarîye ve ademîye terettüb edebilir." Devamıyla birlikte ayrıntılı olarak açar mısınız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Elcevap: Çünkü küfür ve isyan ve seyyie, tahriptir, ademdir. Halbuki, azîm tahribat ve hadsiz ademler, bir tek emr-i itibarîye ve ademîye terettüp edebilir. Nasıl ki, bir azîm sefinenin dümencisi, vazifesinin adem-i ifasıyla, sefine gark olup bütün hademelerin netice-i sa’yleri iptal olur. Bütün o tahribat, bir ademe terettüp ediyor. Öyle de küfür ve mâsiyet, adem ve tahrip nev’inden olduğu için, cüz-ü ihtiyarî, bir emr-i itibarî ile onları tahrik edip müthiş netâice sebebiyet verebilir. Zira küfür, çendan bir seyyiedir. Fakat bütün kâinatı kıymetsizlikle ve abesiyetle tahkir ve delâil-i vahdâniyeti gösteren bütün mevcudatı tekzip ve bütün tecelliyât-ı esmâyı tezyif olduğundan, bütün kâinat ve mevcudat ve esmâ-i İlâhiye namına, Cenâb-ı Hak kâfirden şedit şikâyet ve dehşetli tehdidat etmek ayn-ı hikmettir ve ebedî azap vermek ayn-ı adalettir."

"Madem insan küfür ve isyanla tahribat tarafına gidiyor; az bir hizmetle pek çok işleri yapar. Onun için, ehl-i iman, onlara karşı Cenâb-ı Hakkın inâyet-i azîmine muhtaçtır. Çünkü, on kuvvetli adam, bir evin muhafazasını ve tamiratını deruhte etse, haylaz bir çocuğun o haneye ateş vermeye çalışmasına karşı, o çocuğun velisine, belki padişahına müracaata, yalvarmaya mecbur olması gibi, mü’minlerin de böyle edepsiz ehl-i isyana karşı dayanmak için Cenâb-ı Hakkın çok inâyâtına muhtaçtırlar."(1)

Vücut hayr-ı mahz ve yokluk şerr-i mahz olduğu bir kaide-i mukarraredir.

Vücud varlık demektir, adem ise yokluk manasına gelir. İman vücud sınıfına girer, zira müminin kalbinde Allah inancı vardır. Küfür ise ademdir, imansızlıktır, kalbde imanın yokluğudur. Aynı şekilde, ahlak vücuddur, ahlaksızlık ademdir. Adalet vücud, adaletsizlik demek olan zulüm ise ademdir. Namaz kılmak vücud kılmamak ademdir. Örnekler çoğaltılabilir.

Burada vücuttan maksat; hayırdır, faydalardır ve maslahatlardır. Cenab-ı Hakk'ın bütün emirleri ve nehiyleri insanlığın hayrına, faydasına ve maslahatına müncer olduğundan dolayı vücut ve varlık olarak kabul edilir. Bu emir ve nehiylerin zıddı ve onlara muhalefet ise; insanlığın zararına, şerrine ve kötülüğüne müncer olduğundan dolayı da adem ve yokluk olarak telakki edilir.

Bir varlığın yoklukta kalmayıp vücut sahasına çıkması yani var olması güzeldir ve hayırdır. Varlıkların yaratılış gayelerine uygun olarak istimal edilmemeleri ise isyandır, şerdir ve ademdir.

Cenab-ı Hakk'ın emirlerine muhalefet ise çirkinliği, kötülüğü ve şerri netice verdiğinden dolayı yokluktur.

Bütün âlemler, mükevvenat, indirilen kitaplar, dinler, gönderilen peygamberler; insanlığın saadeti, hayrın, güzelliğin ve kemalatın tahakkuku içindir. Aksi hâlde insan, nefis ve şeytanın desisesine aldanır, iradesini şerde kullanır, büyük tahribatlara sebep olur ve hayvandan daha aşağı bir derekeye düşer.

Mücevherler yüklü bir geminin maksut mahalline ulaşabilmesi için bütün mürettebatın ve sistemin saat gibi mükemmel bir şekilde işlemesi lazımdır. Fakat kaptanın uyuması veya bir mürettabatın vazifesini terk etmesi o geminin batmasına ve neticenin tahakkuk etmemesine kâfidir. Bir şeyin tahakkuku için binlerce şart lazım iken, o neticenin zail olması için hiçbir şey yapmamak veya küçük bir vazifeyi terk etmek yeterlidir.

İşte küfür ve isyanda olanlar; âlemin her şeyini, bütün faaliyetlerini, sayısız hikmetlerini, o güzel neticelerini ve kemalatını faydasız, gayesiz ve abes görmektedirler. Ayrıca küfür, isyan; bütün bir kâinatı tahkir etmek, kıymetsiz ve mânâsız görmektir. Bütün mahlûkatın hakikatleri esmâ-i İlâhîyeye istinat ettiğinden, mahlûkata yapılan bu tahkir esmâ-i İlâhîyeyi de tezyif mânâsı taşır. Yani o mükemmel tecellileri ehemmiyetsiz görür, dikkate almaz, düşünmeye değer bulmaz. Bu ise, o esmâya karşı büyük bir cinayettir.

Küfre giren kişi; Allah’ı tesbih eden o varlıkları kendi isyanına ortak eder, küfür ve isyan yoluna onların yardımlarıyla girer. Bu ise o varlıklara büyük bir hakarettir.

Küfür; Cenab-ı Hakk’ın zat, sıfat ve şuunatını inkârdır. Cenab-ı Hakk'ın varlığına ve birliğine delil olan bütün mahlûkatı, sonsuz nimetleri, lütüf ve ikramları inkârdır. Mahlûkatın şeref, izzet ve haysiyetine tecavüzdür. Âlemin kemalatını, şerefini, vahdaniyete olan delailini tekziptir. Cinayeti azim olan böyle bir insanı, Cenab-ı Hakk’ın ebedî cehenneme atması gayet hikmetlidir ve adalettir.

(1) bk. Sözler, Yirmi Altıncı Söz.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...