Block title
Block content

"Çünki zîhayatta ve bilhâssa insanda, o derece san'at-ı câmia içinde; hadsiz enva'-ı nimeti anlayacak, kabul edecek, isteyecek cihazat ve âletler vardır ki; bütün kâinatta tecelli eden bütün esmasının cilvesine mazhardır..." İzah?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Allah insana öyle duygu ve cihazlar takmış ki, bu duygu ve cihazların her birisi bir aleme açılan pencereler gibidir. İnsan bu pencereler ile o alemi hem seyreder hem tadar hem de tefekkür eder. Ve her bir alemde Allah’ın isim ve sıfatları tecelli eder.

Mesela, insanın ağzındaki tat alma duygusu, tatlar alemi olan yiyecek ve içeceklere açılan bir penceredir. İnsan bu tat alma duyusu sayesinde, Allah’ın sayısız ihsan ve ikramını tadar, sonra Ona şükreder. Bu tat alma duyusu sayesinde Allah’ın Rezzak, Muhsin, Kerim, Münim gibi isimlerini tanımış olur.

İnsandaki kulak sesler alemine, göz görüntüler alemine, burun kokular alemine, akıl manalar alemine, kalp aşk alemine, vicdan gaybi alemlere, hayal alem-i misale, ruh alem-i ervaha vesaire, daha insanda bildiğimiz bilmediğimiz birçok duygu ve cihaz insanı kainatın bir merkezi yapıyor.

Tabiri yerinde ise, Allah’ın bütün isim ve sıfatlarının tecelli başkenti insan oluyor. Yani bütün isim ve sıfatlar insanın mahiyetinde toplanıp insanı kainatın özü ve merkezi haline getiriyor...

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
Yükleniyor...