Block title
Block content

"Çünkü coğrafya ve kozmoğrafya fenlerinin kısacık kanunlarıyla ve daracık düsturlarıyla ve küçücük mizanlarıyla Kur’ân’ın semâvâtına çıkamadıklarından ve âyâtın yıldızlarındaki yedi kat mânâları keşfedemediklerinden, âyeti tenkit, belki inkârına divanecesine çalışmışlar." Sadece coğrafya bilgisine dayanarak, ayeti mi inkar etmiş bu zümre? Yani ilimleri, onları inkara mı götürmüş?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Yedi gök ve yer ve içindekiler Onu tesbih eder." (İsrâ, 17/44)

"Sonra iradesini semâya yöneltti ve gökleri yedi tabaka olarak tanzim etti. O her şeyi hakkıyla bilendir."(Bakara, 2/29)

Bu konunun özeti, eski hikmet ve felsefe semavatın yedi değil dokuz tabaka olduğunu iddia ediyor. Şimdiki fen ise semavatın tabakalarını inkâr ediyor. Kur'an ise her iki görüşü de reddederek semavatın yedi tabaka olduğunu vurguluyor.

Yani sema konusunda üç ana fikir oluşmuş. Eski hikmet yani felsefe ifrat ederek sema dokuz tabaka demiş. Buna karşılık yeni fen ve felsefe tefrite girerek semanın tabakalarını inkâr ederek tektir demiş. Kur’an ise ifrat ve tefrite girmeden vasat bir şekilde semanın yedi tabaka olduğunu ifade ediyor.

Şimdi bazı inkârcı filozoflar semanın yedi katman oluşunu, güya fen ilmine dayanarak inkâr ediyorlar. Yedi sema gerçeğini bilimsel olmamak ile itham ediyorlar.

Dikkat ile semaya bakıldığında muhtelif tabakalar çıplak göz ile bile görünüyor. Esir denen maddeden Allah çok değişik tabaka ve sınıfları yaratmıştır, bugün fen bunları gayet açık bir şekilde gösteriyor.

Dünyanın yedi kıtası, hava tabakasının yedi tabakası, toprak unsurunun çeşitli kısımlarından tut ta gök yüzündeki Samanyolu yıldızlar topluluğuna, oradan güneş sisteminin birbirinden farklı olması bugünkü maddeci felsefenin tek tabaka mefkuresini çürütüyor. Öyle ise alem ve sema sadece şu görünen maddi alem ve gökyüzüne münhasır değildir. Bunun dışında binlerce alemler ve her bir aleminde damı hükmünde binlerce semaları vardır.

Nasıl dünya maddi bir alemdir, seması gökyüzüdür ahiret aleminin de kendine göre bir gökyüzü vardır. İşte Kur'an semanın çokluğunu ifade ederken bunlara işaret ediyor. Üstad Hazretleri semaların vücutlarını inkar eden materyalist felsefeye karşı akli deliller ile semaların vücutlarını ispat ediyor. Her bir alemin birer semasının olması akıl dışı bir şey değil ki inkar edilsin, bilakis akıl ve hikmet semanın vücudunu iktiza eder.

"BİRİNCİ MESELE-İ MÜHİMME: Semâvât gibi arzın da yedi tabaka olmasına dairdir. Şu mesele, yeni zamanın feylesoflarına hakikatsiz görünüyor; onların arza ve semâvâta dair olan fenleri kabul etmiyor. Bunu vasıta ederek bazı hakaik-i Kur’âniyeye itiraz ediyorlar. Buna dair muhtasaran birkaç işaret yazacağız."

"Birincisi: Evvelâ, âyetin mânâsı ayrıdır ve o mânâların efradı ve mâsadakları ayrıdır. İşte o küllî mânânın müteaddit efradından bir ferdi bulunmazsa, o mânâ inkâr edilmez. Semâvâtın yedi tabakasına ve arzın yedi katına dair mânâ-yı küllîsinin çok efradından yedi mâsadak zâhiren görünüyor."(1)

(1) bk. Lem'alar, On İkinci Lem'a.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Birinci Mesele-i Mühimme | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 1645 | Word indir | Pdf indir
Paylaş

Yorumlar

drerkan
Kainatın nihayet yani son hududu tespit edilebilir mi ilerleyen zamanda?Bu konuda bir işaret var mı?
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
oğuzhangözüpek
SÖZ KONUSU AYET TALAK SURESİ AYET 12'dir:Allah ki, yedi kat gökleri ve yerden de onların misli kadarını yarattı.Bir de yukarıda ki BAKARA SURESİ AYET 29: O (Allah) ki, yeryüzünde olanların hepsini sizin için yarattı. Sonra (kudret ve iradesiyle) göğe yönelip, onları da yedi (kat) gök olarak düzenledi. Ve o, Alîm’dir (herşeyi en iyi bilendir).İSRA SURESİ Ayet 44:Yedi gök ve yer ve içindekiler O nu tesbih eder. Görüldüğü gibi semanın yedi kat olarak tanzim edildiği ayrıca Bakara Suresi Ayet 29. ve İsra Suresi Ayet .44 te de de belirtilmektedir.Talak 12. ile İsra 44. ayetlerde :'' Semanın yedi kat olarak yaratıldığı,Yerin ise buna izafe edildiği görülmektedir.Yani '' Yerin de Sema gibi kat kat yaratıldığı vurgulanmakta hiç bir ayette doğrudan YER kelimesinin önüne YEDİ KAT ifadesi yer almamaktadır.Hal böyle olunca;Çeviricilerin bazıları Semaların yedi kat ifadesini YER'e de teşmil ederek böyle bir yorumda bulunmuşlardır.Böyle yorumlamak yanlış mıdır? HAYIR.Üstad ra On ikinci Lema da , bu konuyu izah ederken o zamanın fennince sabit olan bilgilerden yola çıkarak ve KUR'AN da ayetin yazılışını da dikkate vererek mantıki izahlar getiriyor.KUR'ANDAKİ bu ayetleri nazara vererek HAŞA O nun hurafe olduğunu iddia edenleri ilzam ediyor. Fennin sürekli araştırma ve gelişme içinde olduğunu düşünürsek bu güne göre tanzim edilmiş bir çok bilginin 40-50 yıl sonra yeniden düzenlenerek yeniden bir sınıflandırmaya tabii tutulacağını unutmamalıyız.Bir vesile ile yazdığım şu eleştiri sanırım akılları tatmin eder.**Önce aşağıda ki, KUR'AN kerim HADİD SURESİ ayet 25'in AÇIKLAMASINI OKUYUNUZ((1920-30 larda Kainatın kendi kendine var olduğu Savı o kadar popülerdi ki ; Komünizm, Nazizim, Faşizim ve benzer düşünceler kendi fikri yapı ve doktrinlerini bu SAV/TEZ üzerine oturttular. Allah’ın/Tanrının olmadığıİNANCI DİKTATÖRLERİ gittikçe Dikta eylemlerine yöneltti. Sonuç, Diktatörlerin elleri temizleyemeyecekleri kadar kan ile kirlendi. Hepsi KUTSAL METİNLERİN yerini almasını umdukları KİTAPLARINI kaleme alarak kendi DOKTİRİNLERİNİ vaaz ettiler.Öyle ya TANRI yoksa O’nun kitapları da yoktu. Bir başka deyişle;Tanrının Kitapları aslında İnsanların yazdığı Kitaplardı. O halde kendileri de DAHİ/ÇOK ZEKİ olduklarına göre kendi KİTAPLARINI yazabilirlerdi.)) Yüzyıl öncesinin İDEOLOJİLERİ işte böyle çürük temeller üzerine inşa edilmeye çalışıldı. İnsanlığa sadece FELAKET sundular. İnsanoğlu YARATILIŞININ SEBEBİNİ anladıkça, yani İNSAN olduğunun FARKINA VARDIKÇA acıları da , Felaketleri de O ORANDA azaldı..AŞAĞIDA DÜNYA ÇAPINDA KATLİAMLAR YAPMIŞ DİKTATÖRLERİ EMSAL OLARAK SUNUYORUM.Kendi Ülkeleri çapında Çoluk çocuk,kadın demeden Katliam yapanları Mağaralara doldurup yakanları da bulmayı da sizlere bırakıyorum. salat ve selam ile kalınız.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
oğuzhangözüpek
Önceki yorumun açıklığa kavuşması için şu İKİ İZAHIDA dikkate almak belki faydalı olur . 1)) Yer küre dört fiziki kat tan oluşuyor. İÇ ÇEKİRDEK-DIŞ ÇEKİRDEK-MANTO veya MAGMA-KABUK(toprak tabakası). Bir kattan diğerine geçiş te ara katmanlar vardır.Üç ara katmanla YEDİ KAT yapar.Dünya ATMOSFERİ de TRAPOSFER-STRATOSFER-MEZOSFER(a.ozonosfer b.kemosfer-İYONOSFER-THERMOSFER-EKZOSFER VE MANYETOSFER(Manyetik tabaka).Atmofser bilimcileri bu katlar arasında da bazı geçiş katmanları olduğunu sayının değerlendirmeyi yapana göre değişebileceğini de söylerler Bu ayetlerde ki YEDİ SEMA veya YEDİ KAT tariflerinin ne anlama geldiğini şüphesiz RABBİMİZ BİLİR.İnsan oğlunun kıt aklıyla Ayetlerin semasına çıkmasına daha çok var diyebiliriz.O nedenle Ehli ifratın inkar kokan reddiyeleri kendilerine kalsın. Şimdi Hadid Suresindeki bir ayetin izahına bakalım da ifade etmek istediğim tam anlaşılsın.DEMİR NASIL GÖKTEN İNER? EL-HADİD SURESİ- AYET 25 in tamamı Şöyle : ‘’’And olsun; Biz peygamberlerimizi açık delillerle gönderdik ve insanların adaleti yerine getirmeleri için beraberlerinde kitabı ve mizanı indirdik. Biz demiri de indirdik ki onda büyük bir kuvvet ve insanlar için faydalar vardır. Bu, Allah'ın, dinine ve peygamberlerine gayba inanarak yardım edenleri belirlemesi içindir. Şüphesiz Allah kuvvetlidir, daima üstündür.’’’ . KUR’anımız da bu ifade ‘’ Ve erselna el hadide’’ şeklinde geçiyor. ERSELNA; kelimesi Arapçada, genellikle ‘’Yüksek bir yerden daha aşağı bir yere bir şey indirmek, taşımak,’’ eylemini tanımlamak için kullanılır. Yüksek yer; Fiziki bir makam olacağı gibi Manevi bir makamda olabilir.1)) Bu nedenle Rabbimiz ‘’Demiri, kendi katından bir nimet olarak verdiğini’’ belirtmek amacıyla ‘’ERSELNA’’ demiş, dersek yanlış olmaz.'Yağmur’ içinde aynı kelime kullanılır.NAZİL,İNZAL,NUZÜL gibi kelimeler aynı kökten türetilmiştir. Geçmişte bu izahları yapan tefsir veya açıklamalar beni tatmin etmemişti. Araştırdım. Bunu kavrayabilmek için Kainatın ve Güneş sistemimizin oluşumunu bilmemiz gerekiyordu. Alman Fizikçi Max Planck 1930 yılında Yıldızlardan/Galaksilerden gelen IŞIĞIN tayfını incelediğinde ,Uzayın genişlediğini fark etti.Meşhur PLANC SABİTESİ onun adını taşır. Uzaklaşan gök cisimlerinin tayfı Kırmızıya, yakınlaşan cisimlerin ki ise Maviye doğru kayıyordu. Doppler Etkisi(Effect)denilen bu fizik kanunu bize kısaca şunu diyordu.Uzay genişliyorsa,o halde bir zamanlar dardı,ondan öncede bitişikti. İşte BİG BANG teorisi böylece ortaya çıktı ve 1964 yılında FON RADYASYONU’NUN ölçülmesi ile İspatı mümkün oldu. Dünya ve Güneş sistemimizin oluşumu ile ilgili;1970 lerde İlk Okullarda okuduğumuz teoriler aslında o zaman dahi geçerliliğini yitirmişti.Ama bizlere sırf Çakma İdeolojilerini enjekte etmek adına yalan yanlış teorileri anlatıp durdular.Bu gün elde ki bulgular Sistemimizin ;5 milyar yıl önce(Kainatın Yaşı ise 15-17 milyar yıl arasında tahmin edilmektedir) Bir gaz kütlesinin yoğunlaşması ile oluştuğudur. Güneşimiz merkezde oluşurken aynı anda onun çevresinde de daha küçük kütleler oluştu. İÇ İÇE ANAFORLAR diye adlandırılan bu TEORİYE göre ;oluşan Milyonlarca Kuyruklu YILDIZ ve Meteor Güneşin çevresinde dönmeye başlarken aynı anda da birbiri ile Çarpışarak devasa kütleler/Gezegenler oluşturdu. Gittikçe büyüyen ATEŞ topları, GEZEGENLERİ meydana getirdi. Büyüyen kütleler diğer küçük kütleleri kendine çekerek daha da büyüdü. Bu teoriyi destekleyen en önemli GÖK OLAYLARI; 1994 VE 2009 yılında gözlemlenmiştir. KUYRUKLU YILDIZLAR Jüpiter Gezegenine Çarparak onun kütlesini Milyarlarca X Milyarlarca TON daha büyütmüştür. İşte Gezegenimizde bulunan MADENLER BU Kuyruklu YILDIZ ve METEOR BOMBARDIMANLARININ sonucudur. Bu gün meteorlar incelendiğinde DAHA ÇOK Ağır metallerden yaratıldığı gözlenmektedir. Dünyamızdaki Ağır Metaller ; Böylece SEMA DAN (GÖKLERDEN) İNZAL(indirilmiş) edilmiştir. Ayrıca Güneşe yakın Gezegenlerde DEMİR benzeri ağır metaller, uzaktaki gezegenlerde ise daha çok GAZ LAR yoğundur.Dünyamızda bu denge öyle harika sağlanmıştır ki her şey adeta HAYATIN yaratılması gayesi ile ölçülendirilmiştir. Çok fazla ağır metal olsaydı yer çekiminden tutun Yeryüzünü koruyan Elektromanyetik Kalkan'a kadar her şeyin hatta Atmosferin oranı,kalınlığı dahi değişecek belkide yaşamı imkansız kılacaktı. Bu ayetin genel açıklaması da ayrı bir önem arz etmektedir. Yani DEMİR ile Adalet, ÖLÇÜ ve GÜÇ Kavramı arasındaki bağlantı. Rabbimiz Demire İnsanlar için bir çok faydalar yüklediğini ve bununla İnsanları İmtahan edeceğini haber veriyor. Demek ki İnsanlar DEMİR'E verilen özellikleri keşif edecek ondan bir çok menfaat elde edecek, Araç,gereç,Tarım aletleri,Gökdelenler,Devasa Yapılar,gemi,Uçak,Silah, Otomobil,TREN ve bunun gibi daha binlerce cihaz yapacaklar. Bu büyük nimetle de imtahan olunacaklar.Adalet ile onu kullananlar,zulüm yapan adaletsiz kullanandan ayrılacak.Nerede? Elbette HESAP GÜNÜNDE. Gerçekten DÜNYAMIZDA en çok bulunan METAL demirdir.Şayet DEMİR yaratılmamış olsaydı SANAYİ ve TEKNOLOJİ bu kadar geliştirilebilir miydi? HAYIR. RABBİMİZ bu BÜYÜK NİMETİNİ ÇOK VECİZ ŞEKİLDE BİZE HABER VERMİŞ. En doğrusunu ve Gaybı ancak ALLAH cc Bilir..
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)
Bu konu hakkında bir emare ve işaret bulunmuyor. Bilim artık nereye kadar gidebilirse.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
hamditas

Altıncı mukaddeme: Şu müteaddit emarelerden anlaşıldı ki, semavat, müteaddittir. Şeriat Sahibi de yedidir demiştir; öyle ise yedidir. Maahaza yedi, yetmiş, yedi yüz sayıları Arap üslûplarında kesret için kullanılır.

Arkadaş! Pek geniş bulunan Kur'ân-ı Kerimin hitaplarına, mânâlarına, işaretlerine dikkat edilmekle, bir âmiden tut, bir veliye kadar bütün tabakat-ı nâsa ve umum efkâr-ı âmmeye olan müraatları, okşamaları fevkalâde hayrete, taaccübe muciptir.

Meselâ سَبْعَ سَمٰوَاتٍ kelimesinden bazı insanlar havâ-i nesîmiyenin tabakalarını fehmetmiştir. Öbür bazı da, arzımız ile arkadaşları olan hayattar küreleri hata eden nesîmî küreleri fehmetmiştir. Bir kısım da, seyyarât-ı seb'ayı fehmetmiştir. Bir kısmı da, manzume-i şemsiye içinde esîrin yedi tabakasını fehmetmiştir. Bir kısım da, şu bildiğimiz manzume-i şemsiye ile beraber altı tane daha manzume-i şemsiyeyi fehmetmiştir. Bir kısım da esîrin teşekkülâtı yedi tabakaya inkısam ettiğini fehmetmiştir.

Hülâsa: Herbir kısım insanlar, istidatlarına göre feyz-i Kur'ân'dan hisselerini almışlardır. Evet, Kur'ân-ı Kerim, bütün şu mefhumlara şâmildir diyebiliriz.
(Said Nursi r.a. İşaratül İ'caz)

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
hamditas
Ey cin ve insan topluluğu! Göklerin ve yerin sınırlarından geçip gitmeye gücünüz yetiyorsa, haydi geçin gidin! bir kuvvet olmadıkça, çıkıp gidemezsiniz! (Rahman Suresi 33. Ayet)
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...