Block title
Block content

"Çünkü, ecel birdir, değişmez." Sebebin ortadan kalkınca, müsebbebin vukua geleceğinin bizce meçhul olması ile bu cümleyi nasıl anlayacağız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Kader Risalesi'nde manen terakki etmeyen avamın, mazideki olaylara kader noktasına bakarak yeis ve hüzünden kurtulacakları kaydedilir. Üzüntüye sebep olan hadise mazide meydana gelmiş ve şu anda artık dönüşü olmayan bir yola girilmiştir. İnsanın cüz’i iradesine, o olayın yönünü değiştirme noktasında, bir görev düşmemektedir. Bir şey yapamamanın bir sonucu olarak ümitsizliğe düşüp üzülmemek için, mazideki olaylar kadere verilir: “İlahi takdir böyle imiş, bunda da bir hayır vardır.” denilerek ruhlar azaptan kurtarılırlar.

İstikbal hadiseleri için böyle düşünmek, insanı sefahete ve atalete (tembelliğe) atar. Yani, “Kaderimde varsa olur.” diyerek sebeplere teşebbüs etmemek, yahut “Benim kaderimde sefih olmak varmış.” deyip yanlış yolda devam etmek, kaderin yanlış kullanılmasıdır ve insanı olumsuz sonuçlara götürür.

“Manen terakki etmeyen avam içinde kaderin cây-ı istimali var. Fakat o da maziyat ve mesaibdedir ki, ye’sin ve hüznün ilâcıdır. Yoksa measi ve istikbaliyatta değildir ki, sefahete ve atalete sebeb olsun.” (Sözler, Yirmi Altıncı Söz)

Kaderin, sebeple müsebbebe bir baktığı meselesine gelince, Üstad'ın verdiği tüfek atma misalinde olduğu gibi, “şu netice şu sebeple vuku bulacak” diye ilm-i İlahide bilinmektedir. Eğer tüfeğin atılmamasını düşünsek olayın öteki yarısı hakkına bir şey söyleyemeyiz.

Hapishanede Üstad'ın nasihat ettiği kesimde durum farklıdır; yani tüfek atılmış ve adam ölmüştür. Olay vuku bulmuştur, geriye dönüş de mümkün değildir. En iyisi kadere razı olup hem yeisten ve hüzünden kurtulmak, hem de yeni cinayetlerin önüne böylece geçmektir.

“Maziye, mesâibe kader nazarıyla ve müstakbele, meâsîye teklif noktasında bakmak lâzımdır Cebir ve İtizal, burada barışırlar.” (Mektubat, Hakikat Çekirdekleri)

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...