Block title
Block content

"Çünkü mümkinatın vücudu, vâcibin nurundan bir gölge olduğu cihetle, vehmî bir mertebededir. Vâcibin emriyle vücud-u hariciyeye girer. Sâbit ve müstakar kalır. Demek mümkinatın vücudu,.." ifadelerini, devamıyla izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Varlık, vacip ve mümkün olmak üzere iki sınıftır. Vacip olan varlık, ezeli ve ebedi olan Allah’ın varlığıdır ki, başı ve sonu yoktur, kendi nefsi ile kaimdir. Yani bir başkasının yardımı ve bekası ile varlığını devam ettirmez. Onun varlığı kendinden olup, hiçbir varlığa muhtaç değildir. Yokluk ve fena bu varlığa yanaşamaz. Varlıklar içinde en mükemmel ve rasih olan varlık Allah’ın varlığıdır. Onun var etmesi ile varlık kazanan diğer mümkün varlıklar, bu varlığın yanında yok hükmündedir.

Mümkün, varlığı ve yokluğu müsavi olan ve varlık sahasına çıkmak için vacip olan Allah’a muhtaç olan varlıklara denir. Mümkün varlıklar, ancak ve ancak Allah’ın var etmesi ile varlık kazanabilirler ve varlıkları Allah’ın varlığına nispeten gölge gibi zayıf ve kararsızdır.

Çünkü mümkinatın vücudu, vâcibin nurundan bir gölge olduğu cihetle, vehmî bir mertebededir.”(1) ifadesi iki vücut arasındaki farka işaret ediyor. Yoksa, mümkün varlıkların varlığı hiç yok hükmünde demek değildir. Vacip olan Allah’ın varlığı yanında mümkünat olan varlığın esamesi okunmaz demektir. Nasıl ki, güneşin şiddetli ışığı içinde cep fenerinin ışığı görünmeyecek kadar zayıf ve adi kalıyorsa, aynı şekilde Allah’ın ezeli ve ebedi varlığı yanında mümkünatın varlığı zayıf bir gölge ve ışık gibidir, ama varlığı da sabittir.

"Demek mümkinatın vücudu bizzat hakikî bir vücud-u haricî olmadığı gibi, vehmî veya zâil bir zıll de değildir. Ancak, Vâcibü´l-Vücudun icadıyla bir vücuttur."(2)

 Bu cümlede ise, mümkün varlıkların kendi başlarına var olmadıklarını, ancak Allah’ın var etmesi ile varlık kazandıkları izah ediliyor. Yani bu varlıklar ne kendi başlarına var olacak kadar sağlam ve kararlı bir varlıktırlar, ne de bütünü ile yok hükmündedirler. Ancak Allah’ın var etmesi ile var olan varlıklardırlar. 

 Varlıkların, kuvvet ve zaaf yönünden muhtelif tabakaları vardır. Nuraniyete yakın olan varlık tabakaları, madde ve kesif olan varlık tabakalara nispetle daha kuvvetli ve daha kayıtlardan azadedir. Yani varlık tabakaları içinde en zayıf ve kararsız olanı kesif olan maddi ve cismani tabakadır. En kuvvetli ve devamlı olan varlık tabakası ise madde ve cisimden münezzeh olan Allah’ın varlığıdır.

 Burada asıl mesele, kuvvetli olan varlık tabakasının, kendinden kuvvetsiz olan varlık tabakasında kolay ve zahmetsiz tasarruf etmesidir. Allah’ın varlık mertebesi bütün varlık mertebelerinden kıyasa gelmeyecek şekilde daha kuvvetli ve münezzeh olmasından dolayı, sair varlık sahalarında tedbir ve tasarruf ederken, mutlak bir kolaylık ve zahmetsizlik içinde tasarruf eder. Mahluk olan varlık mertebelerindeki kayıt ve maniler Allah için geçerli değildir, demektir.    

(1) bk. Mesnevi-i Nuriye, Zeylü'l-Habbe.

(2) bk. a.g.e.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...