Block title
Block content

"Çünkü, rızka iştah ve iştiyak, bir nevi şükr-ü fıtrîdir... Yalnız insan, dalâlet ve küfürle o fıtrî şükrün mahiyetini değiştiriyor, şükürden şirke giriyor." Burayı nasıl anlamalıyız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Her şey aslına ve özüne bırakılırsa, fıtri olarak, yani yaratılış itibari ile mükemmeldir. İnsanının dışındaki bütün mahlukat, fıtrat şeriatının emri altında mükemmel ve kusursuz işliyorlar.

Mesela, arı bal verirken hem fıtri şükrünü hem de yaratılış kurgusunu mükemmelen tatbik ediyor. Bu tanzim ve kurguyu bozacak irade ve niyet kuvveti, insanın dışındaki mahlukatta bulunmuyor. Bu sebeple onların vazife ve şükürleri tam ve kusursuz oluyor.

Lakin insanda irade ve niyet kuvveti olmasından dolayı, bu kurgu ve tanzime müdahale edip şeklini ve rengini değiştirip bozabiliyor. Yani insan irade ve niyet kuvvetini iman ve ibadet yolunda değil de küfür ve dalalet yolunda kullanırsa, fıtratında kurgulanmış olan şükür programını bozup şirke çevirebiliyor. Halbuki insanın mahiyetine konulan bütün aza ve duygular, şükür için verilmiş ve onun için kodlanmıştır. İnsan bu kodlama ve kurguyu irade ve niyeti ile şirke dönüştürüyor.

Mesela, dil tatma vazifesinde aslı itibari şükür içindedir. Lakin insan bu şükrü ancak iman ve ibadet gözlüğü ile görebilir. Yoksa küfür ve dalalet gözlüğü ile bakarsa, o dil adi bir kapıcı derecesine düşer. Yani iman nazarında dil, lezzetler aleminin yüksek bir müfettişi iken, küfür ve dalaletin nazarında adi bir ahır bekçisi konumundadır. Diğer duyguları da buna kıyas edebiliriz.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...