Block title
Block content

"Çünkü sıfatlar müsemmâlarına cüz olmadığı gibi, aralarında lüzum-u beyyin de yoktur." cümlesini izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Bütün Esmâ-i Hüsnânın ifâde ettiği mânâlar ile bütün sıfât-ı kemâliyeye, Lâfza-i Celâl olan Allah bil’iltizam delâlet eder. Sair ism-i haslar yalnız müsemmâlarına delâlet eder, sıfatlara delâletleri yoktur. Çünkü sıfatlar müsemmâlarına cüz olmadığı gibi, aralarında lüzum-u beyyin de yoktur. Bu itibarla, ne tazammunen ve ne iltizamen sıfatlara delâletleri yoktur. Amma Lâfza-i Celâl, bilmutabakat Zât-ı Akdese delâlet eder."(1)

Müsemma, burada Allah’ın Zat-ı Akdesi demektir. Sıfatların Allah’ın Zatına cüz olmaması ise sadece o sıfattan ibaret ya da onun bir parçası demek değildir, anlamındadır.

Mesela kudret sıfatı Allah’ın zatına bir cüzdür, yani Onun bir paçasıdır dersek, bu terkip olur ki Allah mürekkep olmaktan münezzehtir. Öyle ise sıfatlar Allah’ın bir cüzü ya da parçası değildir, demek gerekiyor. Lakin sıfatların Allah’a  cüz ve parça olmamaları Zatı ile kaim olmalarına  ve onun sıfatları olmasına bir mani değildir. Sıfatlar Allah’ın Zatı ile kaim olup ona bir cüz ya da parça değildirler.

Aralarında lüzum-u beyin yok demekten maksat ise, iki sıfat arasında mana gerekliliği yok demektir. Mesela Allah’ın kudret sıfatı ile ilim sıfatı arasında ister delalet kabilinden olsun, ister lüzumiyet kabilinden olsun bir gereklilik bağı yoktur. Yani her sıfat kendi manasına delalet eder, başka sıfatları istilzam etmez.

Öyle ise Allah’ın zatına ilim, irade, kudret gibi sıfatları doğrudan izafe etmek caiz olmaz. Yani Allah ilimdir, kudrettir, iradedir denilemez. Şayet Allah ilimdir denilirse, diğer sıfatları zımnen inkar çıkar; Allah hem ilimdir hem kudrettir denilirse iki farklı sıfattan mürekkep bir Zat ortaya çıkar ki bu da caiz değildir. Öyle ise Allah ilim değil, ilim sahibidir; aynı zaman da kudret değil kudret sahibidir, demek gerekiyor ki birinci görüş Mutezilenin ikinci görüş ise Ehl-i sünnetin görüşüdür. Üstad Hazretleri bu ifadesi ile Ehl-i sünnetin hakkaniyetine işaret ediyor.

Diğer bir manada iki sıfat arasında ayniyeti iktiza edecek, yani bir kimlik esasken diğer kimlik  yok manasına gelecek bir görüş yanlıştır. Mesela ilim sıfatının kendine mahsus bir kimliği vardır ki bu kimlik kudret sıfatının kimliğinden tamamen farklı ve başkadır. Öyle ise sıfatların bu farklı ve başka kimliklerini sıfatların kaynağı ve esası olan Zat-ı Akdese özel isim yapmak yanlış olur. Mesela ilim sıfatının kimliğini bütün sıfatların üst ve kuşatıcı kimliği olan lafza-i celalin, yani Allah lafzının yerine koymak, diğer sıfatların mana ve kimliğine hem haksızlık olur hem de tecavüz olur ki bu caiz değildir. Bu konu kelâm kitaplarının sıfatlar bahsinde tafsili olarak izah edilmektedir.

(1) bk. Mesnevî-i Nuriye, Şûle.

Ek bilgi için tıklayınız:
Bütün Esmâ-i Hüsnânın ifâde ettiği mânâlarla, bütün sıfât-ı kemaliyeye, Lâfza-i Celâl olan Allah, bil'iltizam delâlet eder...

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş

Yorumlar

selba
Allah ilimdir denilmez ama Allah Nur 'dur diyoruz.Nurlarin nuru vb ifadeler kullaniyorz.Nur isim oldugu icin mi caiz oluyor ? Birde konu ile alakasi olmayabilir ama her ismin sifati varmidir? Mesela alim isim ilim sifat Hayy isim hayat sifat...Nur isimse sifati ne ola ?
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)

Allah'ın yedi sabit sıfatı vardır ve bütün isimler bu yedi sıfattan türerler yani bu sıfatların tecellileridirler. Yani her ismin arkasında ayrı bir sıfat bulunmuyor.

Üstad Hazretleri bu inceliğe şu şekilde işaret etmektedir: Sual: Bu fiili isimlerinin kesretle tenevvüü neden meydana geliyor?
Cevap: Kudret-i ezeliyenin, kainattaki mevcudatın nevilerine, fertlerine olan nispet ve taallukundan husule gelir. İşârâtü'l-İ'câz - Bakara Sûresi,

Allah göklerin ve yerin nûrudur. O’nun nûrunun misali, tıpkı içinde lamba bulunan bir kandillik gibidir. Lamba bir sırça (cam) içinde, o sırça da sanki parlayan incimsi bir yıldız! Bu lamba, doğuya veya batıya mensup olmayan kutlu, pek bereketli bir zeytin ağacından tutuşturulur. Bu öyle bereketli bir ağaç ki, nerdeyse ateş değmeden de yağ ışık verir. Işığı pırıl pırıldır. Allah dilediği kimseyi nûruna iletir. Gerçeği anlamaları için insanlara böyle temsiller getirir. Allah her şeyi bilir. (Nur, 24/35)

Nur:“Görmeye vesile olan ışık” veya “Işık kaynağı” anlamına gelir. Bu anlamı ile nur yaratılmış olduğundan, âyetin ilk cümlesi: “Allah, güneş vb. ışık saçan cisimleri yaratmak sûretiyle gökleri ve yeri aydınlatan” veya “Göklerde ve yerde olanları sapıklıktan kurtaran, hidâyete erdiren, aydınlığa çıkaran” diye tefsir edilir. Hülasa nûr ismi, Allah Teâla hakkında  mecazi manada değerlendirilir. 

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...