Cüz-i ihtiyari için neden "bir saç kadar" deniliyor? Ayrıca "anne karnında iken ceninin alnında kaderinin yazıldığı" şeklinde bir hadis var mıdır?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

a- Yapılan hayır işlerinde insanın ihtiyarı o kadar cüz’idir ki, Bediüzzaman Hazretleri onu bu şekilde beyan etmiştir. Mesela bir yemeğin hazırlanıp önümüze getirilmesinde belki beş yüz el çalışmış durumda. Bizler de sadece küçücük cüz’i irademizi kullanarak ona sahip olmaktayız. Ama şer, tahrip cihetinde insan, çok farklı bir durum arzetmekte ve nefis itibariyle o şerrin tümünü kendisi istediğinden mesul olmaktadır. 23. Söz’de bu mevzu şu şekilde ifade edilmektedir.

"Nefs-i emmâre, tahrip ve şer cihetinde nihayetsiz cinayet işleyebilir. Fakat, icad ve hayırda iktidarı pek azdır ve cüzîdir. Evet, bir hâneyi bir günde harab eder; yüz günde yapamaz. Lâkin, eğer enâniyeti bıraksa, hayrı ve vücudu tevfîk-ı İlâhiyeden istese, şer ve tahripten ve nefse itimaddan vazgeçse, istiğfar ederek tam abd olsa, o vakit يُبَدِّلُ اللهُ سَيِّاٰتِهِمْ حَسَنَاتٍ sırrına mazhar olur. Ondaki nihayetsiz kabiliyet-i şer, nihayetsiz kabiliyet-i hayra inkılâb eder; ahsen-i takvîm kıymetini alır, âlâ-yıilliyyîne çıkar."

b. Kader ikiye ayrılmaktadır. Biri ızdırari kader, diğeri ihtiyari kader. Hangi ana babadan dünya geleceğimiz, boyumuz, göz rengimiz vs. bunlar bizim irademiz dışında olan ızdırari kaderdir. Bir de bizim irademize göre vuku bulan kader vardır ki, kul neyi ister ve neyi ihtiyar ederse Cenab-ı Hak da onu yaratır. Kişi camiye de gitse, şer bir yere de gitse yürümeyi yaratan Allah’tır. İsteyen ve tercih eden kul, yaratan ise Allah’tır.

Dünyaya gelen her insan bir kader programına tabidir. İnsanın ne yapacağını, başına ne geleceğini Yüce Allah ezelî ilminde biliyor. Ancak Allah’ın bilmiş olması, insanın o işi yapmasını zorlamaz. Çünkü Allah, insanın önüne sonsuz seçenekler koymuştur. İnsan kendi iradesini kullanarak, hangi yolu tercih ederse, Allah onu yaratır, mesuliyet insana aittir.

Daha önce de ifade edildiği gibi, bir apartmanın üst katının lütuflarla, bodrum katının ise işkence aletleriyle dolu olduğunu ve bir şahsın bu apartmanın asansörü içerisinde bulunduğunu farz ediniz. Kendisine, apartmanın bu keyfiyeti daha önce anlatılmış bulunan bu zat, üst katın düğmesine bastığında lütuflara mazhar olacak, alt katın düğmesine bastığında ise azaba duçar olacaktır.

Burada iradenin yaptığı tek şey, sadece hangi düğmeye basacağına karar vermesi ve teşebbüse geçmesidir. Asansör ise, o zatın kudret ve iradesiyle değil, belirli fizik ve mekanik kanunlarla hareket etmektedir. Yani, insan üst kata kendi iktidarıyla çıkmadığı gibi, alt kata da kendi iktidarıyla inmemektedir. Bununla beraber asansörün nereye gideceğinin tayini, içindeki şahsın iradesine bırakılmıştır.

İnsanın kendi iradesiyle yaptığı bütün işler, bu ölçüyle değerlendirilebilir. Mesela; Cenab-ı Hak, meyhaneye gitmenin haram, camiye gitmenin ise faziletli olduğunu insanlara bildirmiş bulunmaktadır. İnsan bedeni ise kendi iradesiyle, misaldeki asansör gibi her iki yere de gitmeye müsait bir yapıdadır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

Guleycan
Peki milyarlarca çekirdeğin, tohumların ve insanların bedihi kaderlerine aklın kanaati daha kolay gibi fakat; bir ağacın dalının rüzgarda kırılacağı, bir çocuğun bir çiçeği koparmasını ya da milyarlarca insanın ne yeyip içeceği, şakaları, kötülükleri vs önceden nasıl bilinebiliyor? İçinde cüz-i ihtiyari de olduğundan binlerce fiil bir belirsizlik de taşıyor. Allah'ın kudret-i nazarında, mesela; kesret sorun olmuyor, bir iş bir işe mani olmuyor, ondan daha garip gözüken insanın milyarlarca kesretteki davranışı nasıl biliniyor , bilinmek zorunda mı ? Hangi gazeteyi okuyacağım, yanında çay mı kahve mi içecegim, o sırada kardeşim kafama vuracak vs bir de bunu yedi kıt'ada milyarlarca insan için bir de kainatın ömrüyle düşünelim. Bu malumları alim sıfatıyla bilebilmek nasıl olur ? Sadece Allah'ın sıfatları nihayetsizdir, her şeyi ihata eder demekle olur mu? Teşekkürler şimdiden..
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (editor)
Sorunuzu özetle; "Allah nasıl oluyor da bütün varlığın her halinden haberdar oluyor?" diye anlıyoruz.
Bu tür sorulara bir soru ile cevap veren şu ayet mealine bakalım: "Yaratan bilmez mi?" (Mülk Suresi, 67:14) Kaldı ki, Allah sadece yaratmıyor, yaşatıyor da. Sonsuz denebilecek sayıdaki varlığın hayatı tesadüflere bağlı olarak devam etmiyor. Her varlık, her halinde ve her tavrında yardıma muhtaçtır. Ancak gücü yetmediği ve eli ulaşmadığı her ihtiyac, tam vaktinde eline veriliyor. Bu tablo gösteriyor ki, Allah her an, her varlığın, her haline vâkıftır ve onun her ihtiyacını görüyor ve biliyor. Kısacası yaratan bilmez mi ? Olaylara sınırlı olan ilmimiz ve irademizle bakmayalım. Yaratılan bir varlık, yaratıcıyı ihata edemediği için, kısa fikri ve kısıtlı ilmiyle bakar ve öyle değerlendirir. Böyle bir değerlendirme ise yanlış sonuçlara götürür.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
yalnızlık
Şu dar aklıyla bile insanlar, öyle planlar yapıyor ki; milyarlarca ihtimali hesaplayıp-hazırlıyor. İnsanlar bunu görünce elin gavuru yapıyor diyor ama; şu kainat programına bakınca hiçbir kusur yok, her şey olması gerektiği gibi. Bunu Allah'ın ezeli ilmine vermek neden bu kadar zor geliyor, kabullenmeyen insan firavundan da aşağı seviyeye düşmez mi ? Ben bu sorulardan sonra kader risalesini okudum, sorunu kökünden anlatıyor ama; bu risaleyi anlamak için gördüm ki; Allah'ın ezeli ve ebedi oluşunu, mekandan kayıddan münezzeh olduğunu, sonsuz güç sahibi olduğunu, tüm akıllar birleşse onun künhüne yetişemez olduğunu, net bir şekilde gördüm. Bu tür kardeşlere şiddetle tavsiye ediyorum ki: Risale-i Nur külliyatının tamamını okusunlar, imani konularda hiçbir sorunları kalmayacaklar ve defalarca okusunlar, ben kanımla imza atıyor ve kefil oluyorum! Kendi şahısları okumayıp-temel oluşturmadıktan sonra, bu sitedeki insanlar size bir şey yapamazlar, cüz-i irademizi düzgün kullanalım, gerisi kolay! Allah Risale-i Nur'u okuyan, duyan, dinleyen, görene, bu siteye ve bunun gibi sitelere girene; kamil bir iman ve Risale-i Nur'ları anlamayı nasib eylesin. Amin..
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
kartal1444

Allahın bizleri yaratma hikmetler inden biriside bizlere bizleri bildirmek için yoksa yaratılanlar kendini bir anda cehennem de bulsalar diyeceklerdi ki bizler cehennemi hak edecek fiil ve amelleri işlemez yapmazdık diye doğal olarak itiraz edeceklerdi. ama yaratıldılar ki yaptıklarına bizzat kendileri şahit olsun. hangi uzuvları ile günah işlemişlerse ahirette inkar ve itiraz ettikleri zaman o uzuv orzda sahit olsun ki orda onu tekzip etsin...ayrca bu tür sorular sorulmasının sebepleri ekseriyetle Cenab ı Allah ı kendisiyle kıyas etmekten kaynaklanıyor. yani ben bütün bunları kendi ilmimle bilemem ben bilmiyorsam kıyas yolu ile haşa sümme haşa 'Allah da bilemez. hiç yaratan ile yaratılan bir olurmu. yaratan yarattığını bilmez mi. halık mahlukunu bilmez mi.bazen bu tür sorular nefsin korkusundan ve sorumluluk almak istemeyişinden, teklif altına girmeye korkmasından da çıkıyor. çünkü her hali göz altında kayıt altıda olduğundan ve hesap vereceğinden ve cezaya çarpılacağından anlamak istemiyor.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...