Block title
Block content

"Dâi ve muktazîyi gösteren beş remizle ve gayeleri ve faydaları gösteren beş işaretle şu suali halleden çok geniş ve çok derin ve çok yüksek olan hakikat-i uzmâya uzaktan uzağa baktırmaya çalışacağız." izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Temsil ve hikayenin anlatımdaki en büyük misyon ve gayesi, soyut olan manayı somut hale getirmek, derin olan manayı yüzeye çıkarmak, dağınık hakikatleri bir noktada toplamak, uzaktaki bir manayı yakınlaştırmak içindir. Zira insanların büyük bir kısmının zihin ve idrak dünyası, gayet somut, yüzeysel ve toplayıcılıktan uzaktır. Bu sebeple hatibin derin, soyut, uzak ve dağınık hakikatleri temsil ve hikaye yardımı ile yüzeysel, somut, toplanmış ve yakınlaştırılmış bir şekle getirmesi bir ihtiyaçtır.

İşte Kur’an’ın ve onu taklid eden Risale-i Nurların çokça ve mebzul bir şekilde, temsil ve hikaye metoduna başvurması, bu sebepledir. Zira Kur’an’ın muhatap kitlesinin ekserisi avam ve basit anlayışlı insanlardan oluşuyor. Hal böyle olunca, Kur’an avam kitlesini eğitmek ve öğretmek için, onların duygu ve fikir alemine temsil ve hikayeler ile tenezzül ediyor, onların fikir ve hissiyatlarını okşayan ve tahrik eden misaller getiriyor.

Nasıl maddi alemde uzaktaki bir cismi çıplak gözle göremediğimiz zaman, yakınlaştırmak için dürbün kullanırız; soyut mana ve olguları bulabilmek için, üstüne somut simge ve semboller koyarız, derin ve ince şeyleri görebilmek için mikroskoba müracaat ederiz, dağınık ışıkları toplamak için mercek kullanırız. Aynı şekilde manalar ve maneviyat alemindeki ince, derin, uzak, dağınık ve soyut manaları anlamak ve görebilmek için, maddi alemdeki mercek, mikroskop, dürbün, sembol gibi şeylere benzeyen bu temsil, hikaye, hayali seyahat gibi anlatım metotlarını kullanmak gerekiyor.

İşte Kur’an ve onun mühim talebesi olan Bediüzzaman Hazretlerinin eserlerinde, temsil ve hikayeleri bolca ve kesretle kullanmaları, bu ince sırdan ileri geliyor.

"Uzaktan uzağa baktırmak" tabirinde ise, getirilen temsil ve hikayelerin meseleyi birebir her yönü ile izah etmenin imkansızlığına işaret içindir. Özellikle Allah’ın zatı ve sıfatları gibi mutlak meselelerde getirilen temsil ve misaller tam bir mikyas tam bir terazi tam bir mizan olamıyorlar ve olamazlar. Bu gibi temsil ve izah metotları, ancak aklın şaşkınlığını ve mesele hakkındaki şüphelerini bertaraf eden sakinleştirici haplar gibidir.

Mesele çok büyük, onu tartan akıl da çok küçük olunca, mesele ve akıl arasındaki orantısızlığı ancak temsil ve misaller giderebiliyor. Yoksa temsil ve misaller akıl ile mesele arasında tam bir mutabakat ve birebir, bir örtüşme sağlamıyor. İşte "uzaktan uzağa" tabiri bu acziyete ve tam ihata edememe durumuna işaret eden bir tembih ve bir ihtardır.

Mesela, Allah’ın bir ve tek olduğu halde, sayısız mahlukatı aynı anda muazzam bir tedbir ve tasarruf ile karıştırmadan ve yanılmadan yönetmesinin mahiyetini, akıl hiçbir zaman kuşatarak ve ihata ile idrak edemez. Ama temsil ve misaller ile bu müşkül mesele akla kabul ettirilebilir ya da aklın hayret sancısı ve idrak hazımsızlığı giderilebilir.

İşte Üstad Hazretlerinin sıklıkla "uzaktan uzağa baktırmak" tabirini kullanması bu sebepledir.

"Hakikat-i uzma" tabiri ise, meselenin ne kadar büyük ve mutlak olduğuna işaret içindir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş

Yorumlar

drerkan
Allah razı olsun. Çok güzel bir izah olmuş. "aklın hayret sancısı ve idrak hazımsızlığı " tabirleri çok güzel seçilmiş. Selam ve dua ile.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...